Koltukları seçin çözüme ulaşın

Türkiye’de yeni tanınmaya başlayan bir terapi yöntemi. Adı: Aile dizimleri. Amacı, yaşamın herhangi bir alanında ‘kriz’ ya da ‘kilitlenme’ yaşayan kişilere, sorunlarının kökten çözülmesinde yardımcı olmak. Bu terapi başrolde, ‘siz’ ve ‘koltuklar’ var!

Sevgisini dile getirmeyen, yüzünde en ufak bir tebessüm göremediğiniz, babanız… Sizi sürekli eleştiri bombardımanına tutan, hep gözönünde olmanızı isteyen, anneniz… Çocuk sahibi olmayı bir türlü kabul ettiremediğiniz, eşiniz… Kızdığınız, kırıldığınız ya da red ettiğiniz, aile bireyleriniz… Onları yargılamadan önce bu davranışlarının, bilinçsizce üstlenilen model, rol ya da kilitlenmelerden kaynaklanabileceğini düşündünüz mü hiç? Aslında belki de hiç tanımadıkları büyükaane ya da büyükbabalarının, hatta kuzenlerinin kaderlerini devraldıklarını… Ve kızgınlık, red gibi olumsuz duygulara dayalı ilişkilerinize devam ettiğinizde aynı portreyi sizin de çizmeye başlayacağınızı… Veya, siz… Özel ilişkilerinizde neden hep başarısız olduğunuzu düşündünüz mü? Peki ya cinsel soğukluğunuzun altında yatan neden? Kimbilir, belki siz de halanızın kaderini devralmış olabilirsiniz pekala! İşte bu noktadan yola çıkan dünyaca ünlü psikoterapist Bert Hellinger, "Aile dizimi" adlı bir psikoterapi yöntemi geliştirdi. Bu yöntemin metodu ise bir hayli ilginç; aile bireylerinizi temsil eden 'koltuklar'la çözüme ulaşmak!

Soyağacınız, kaderiniz!

Psikoterapist Bert Hellinger'e göre, ilişkilerde yaşanan sorunlar ve psikolojik rahatsızlıkların kökeninde "soyağacımız" yatıyor. Bu sorun, bazen babanız, anneniz, bazen de halanız, ya da atalarınızla ilgili olabiliyor. Yani siz, belki de hiç tanımadığınız, evlatlık verilen bir kuzeninizin kaderini devralabiliyorsunuz. Dolayısıyla tüm yaşantınız boyunca kendinizi "evlatlık verilen" bir çocukmuş gibi hissedebiliyor, sevgisizlikten yakınabiliyorsunuz. Ancak kalbinizde ait olmanız gererken yere ulaştığınızda "kilitlenme" ortadan kalkıyor, kuzeninizle aynı kaderi yaşamaktan kurtuluyorsunuz. İşte bu noktadan yola çıkılarak gerçekleştirilen bu terapi yöntemi de 'güncel' ya da 'köken' ailenizinin temsili olarak dizilmesi esasında dayanıyor. Aile dizimi, soy ağacınızdaki ağır yaşanmışlıkların farkına varmanızı, kendinizi o insanların yerine koyarak davranışlarının altında yatan nedeni ve neler hissettiklerini daha iyi görmenizi sağlıyor.

Amaç, "kilitlenmeyi çözmek"

Aile diziminin amacı; yaşamın herhangi bir alanında, "kriz" ya da "kilitlenme" yaşayan kişilere, sorunlarının çözümünde kökten yardımcı olamk. Ale dizimleri, hem "bireysel" hem de "grup" terapisi çerçevesinde uygulanıyor. Bu süreç, terapiye katılan gryp içindeki "bireylerle" ya da temsili olarak kullanılan "koltuklarla" gerçekleşiyor. Cinsellikten ilişki sorunlarına, hoşnut olmadığımız anne baba rollerimizden ruhsal hastalıklara kadar pek çok sorunda başvurulabilen aile dizimi; 8-10 seansta, hastalığa yol açan "duygusal kilitlenmeleri" çözüyor. Yüreğinizi özgür bırakmanızı sağlayarak gerçek kişiliğinize kavuşmanıza yardımcı oluyor.

Koltuklar başrolde!

Bireysel terapilerde aile dizimi koltuklarla gerçekleştiriliyor. Aile hikayeniz, terapistin verdiği ev ödevleri aracılığıyla, bir nebze soyağacınız araştırmaya dayanıyor. Ve, aileniz hakkında verdiğiniz bilgiler doğrultusunda 'anne', 'baba', 'teyze', 'ölen kardeş', veya 'anneanne' gibi bireyleri temsil eden koltuklar seçiliyor. Peki, bireysel terapide aile bireylerinin yaşadıkları içsel sıkıntılar nasıl dile getiriliyor? Burada önemli olan, koltukların temsil ettiği kişiler ve sizin bu koltukları nasıl dizdiğiniz. Örneğin; babanızı temsil eden koltuğu diğer koltukların dışında, uzak bir yere yerleştirdiğinizde, bu sizin babanızla ciddi bir sorun yaşadığınıza işaret ediyor. Siz, terapide yine de az ve öz konuşan tarafsınız. Aile diziminin geleneksel terapilerden farkı, sorulara kısa yanıtylar verilmesi ve telkinde bulunulmaması. Bireysel aile dizimi terapisinde, aile bireylerinizi temsil görevini terapistiniz üstleniyor. Dr. Zarasızoğlu, aile bireylerinizi temsil eden koltuklara uzanıyor. Terapi de böylece başlıyor…
Dr. Zararsızoğlu, bir bakıyorsunuz annenizi temsil eden koltuğa oturuyor; davranışlarını bir türlü kabullenemrdiğiniz annenizin duygularını, iç sıkıntısını ve ağır kederlerini içten bir şekilde adeta yaşıyor. Diğer koltukta ise babayı temsil ediyor. Bu kez, biraz dışarıda kalan, aslında sevgisini kendi içinde yaşayıp belli etmekte zorlanan pasif babanın çaresizliği yerleşiyor terapistinizin yüzüne. Veya, küçük kardeşinizin bunalımları, kanserden ölen ağabeyin verdiği özlem duygusu, terapistinizi sarıp sarmalıyor. Ve siz ilk kez, ailenizde hiç görmediğiniz ve hiç anlam veremediğiniz yaşanmış ağır olayları bir film gibi izlemeye başlıyorsunuz adeta. Bu yaşanmışlıkların, red ettiğiniz ya da kızgınlık duyduğunuz kişinin ruhsal yapısı üzerine nasıl bir etki yarattığını şaşkınlık içinde izliyorsunuz. Bu kez yorumcu farklı bir kişi, o kadar.

ÇÖZÜMÜ NASIL?
* Terapi, aile bireylerinizin yaşadıkları ağır olaylar karşısında neler hissettiklerini, korkularını ve kaygılarını terapistiniz aracılığıyla görmenizi sağlıyor. Aile bireylerinizin yerine geçrek, onların temsil eden koltuğa oturarak, neler hissettiğinizi aktarmanız isteniyor.

* Burada sarfettiğiniz kelimeler, hastalığınızı çözen ve hiç kimsenin değişmesini beklemeden "kabul ederek" oluşturacağınız ruhsal özgürlüğe doğru yol almanızı sağlıyor: " Seni artık olduğun gibi kabul ediyorum!"

* Terapiler sırasında, sevgisini gösteremeyen babanızın size destek vermemesinin veya annenizin sürekli eleştirmesinin altında yatan yaşanmış ağır olayları gördüğünüzde, onlara olan nefretiniz hızla törpüleniyor.

* O insanların neler yaşadıklarını farkettiğizde, yüreğinizin derinliklerinde acı ve yanma duygusu oluşmaya başlıyor.

* Bu süreçten sonra maksimum 8 ay ile 1 yıl içinde ruhunuzun giderek özgürleştiğini hissediyorsunuz

* Hissettiğiniz öfke, soğukluk, kin gibi duygular çözülüyor ve yüreğinizi özgür bırakıyorsunuz!

* Artık her şey değişime uğruyor… Öyle ki kendinize özgü bir insan, kendinize özgü bir kişilik olmaya başlıyorsunuz ve kendi çözümünüzü üretiyorsunuz!

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here