Kusursuz vücut ambalajı: Deri

İnsan vücudunu sarıp sarmalayan deri, vücudu dış etkenlerden koruyarak kusursuz bir ambalaj görevi üstleniyor. Fakat göz kapağı ve dudak gibi bölgelerin derileri diğer kısımların yapılarına oranla daha ince bir özellik taşıyor. Peki, sayısız sırlar barındıran insan derisinin fizyolojik özelliklerini biliyor musunuz?

Yazı: Deran Çetinsaraç

Deri, vücudun tüm yüzeyini saran en büyük organ. Derinin yapısı ve özellikleri, yer aldığı bölgeye göre değişiklik gösteriyor. Örneğin; yüz, kafa derisi, koltuk altı, el ve ayak derisinin yapısı diğer bölgelere göre daha farklı oluyor. Bu farklılıkların nedeni ise cilt katmanlarındaki anatomik değişiklikler. Ayrıca bu bölgelerin güneş ve kozmetik ürünler gibi dış faktörlere maruz kalması da diğer farklılık sebepleri arasında sayılabilir. Central Hospital’dan Dermatoloji Uzmanı Dr. Zeyneb Gürbüz, cildimiz hakkında bilinmeyenleri anlattı. En büyük organınız olan derinizi bölge bölge tanıyabilmek için Dr. Gürbüz’ün kaleme aldığı yazıyı hemen okumaya başlayın.

Vücudun en ince ve en hassas derisi göz kapağı
Göz kapağı derisi vücutta yer alan en ince deri. Bunun sebebi de göz kapağının deri altında yağ dokusu barındırmaması. Normal şartlarda 0,1 mm kalınlığında olan epidermis (derinin üst tabakası) göz kapağı bölgesinde 0-0,05 mm. Bu nedenle göz kapağı bölgesi, kimyasallara, sert havaya ve UV ışınlarına karşı daha fazla tepki gösteriyor. Oldukça ince ve hassas olan bu bölge, daha kolay tahriş olması sebebiyle özel bir bakım gerektiriyor. Bu bölgenin temizliği yapılırken sert temizleyicilerden uzak durulmalı, üzerinde “hipoalerjenik” ve “göz çevresine uygun” ibaresi bulunan nemlendirici ve makyaj ürünleri kullanılmalı. Göz çevresi, hassas ciltler için üretilmiş ve çok akışkan olmayan güneş koruyucularla korunmalı. Ayrıca camları UVA ve UVB ışınlarına karşı koruyucu özellik taşıyan gözlükler tercih etmekte fayda var.


Çok mimikli kişiler daha çabuk kırışıyor
Alın bölgesinde yaşlanma, mimik kaslarının kullanımına paralel görülüyor. Yani her yaşta, göz çevresinde, alında ya da kaş arasında kırışıklıklarla karşılaşılabiliyor. Ancak bu çizgiler, yaşın ilerlemesiyle ve cildin esnekliğini yitirmesiyle yerleşmeye ve derinleşmeye başlıyor. Bu nedenle çok mimik kullanan, güneşe aşırı maruz kalan ve cilt esnekliğini kaybetmiş kişiler daha fazla kırışıklık sorunu yaşıyor denilebilir.

Yağlı ciltlerde siyah nokta sorunları yaşanıyor
Normal bir deri her gün düzenli olarak yağ salgılıyor. Bu özellik, cildin nemli kalmasını sağlıyor. Fakat bazı ciltlerde yağ bezeleri aşırı çalışıyor. Bu durum ise fazladan üretilmiş yağ hücrelerinin ölü deri, kir ve terle karışarak gözenekleri tıkamasına ve siyah noktaların oluşmasına yol açıyor. Burun derisindeki gözenekler genellikle diğer bölgelere göre daha geniş ve daha belirgin oluyor. Tıkanmış olan gözenekler ise zamanla daha da genişliyor. Bu sebeple burun derisi mutlaka temizlenmeli. Bunun için mekanik temizleme ve soyma yöntemleri tercih edilebiliyor. Tırnaklarla, dolaşımı bozarak siyah noktaları sıkmak doğru değil. Fakat siyah noktalar illa ev ortamında temizlenecekse cilt öncelikle buharla nemlendirilmeli. Sonra ise hafif bir masaj yöntemi ile cilt tahrip edilmeden temizlenmeli. Çünkü kuru bir ciltteki siyah noktayı tırnaklarla ve daha sert yöntemlerle sıkmak yara, iz oluşumuna neden olabiliyor. Ayrıca değişik maske ve salisilik asit içeren soyma işlemleriyle de gözenekler sıkılaştırılabiliyor.


Dudak derisinin tek nem kaynağı tükürük
Dudak derisi de en az göz kapağı derisi kadar ince. Ayrıca hiç yağ bezesi içermediğinden dudak derisinin tek nem kaynağı tükürük. Bu durum da dudakların daha çabuk kurumasına ve çatlamasına neden oluyor. Kişiler bilhassa soğuk havalarda çok sık dudak kuruluğu sorunu yaşıyor. Ayrıca dudak derisinde, deriyi UV ışınlarına karşı koruyan melanin (ten rengindeki pembeliği belirleyen eritromelanin) pigmenti de bulunmuyor. Dudakların güneş yanığına hatta leke ve kanser oluşumuna dahi yatkınlığı oluyor. Bu nedenle dudaklar, mutlaka yüksek SPF içeren yoğun kıvamlı dudak koruyucu ürünlerle korunmalı.


Boyun derisinin yenilenme yeteneği yüze oranla daha az
Boyun derisi, yüz derisine oranla daha ince. Ayrıca bu bölge, yüze göre salgı bezlerinden yana daha fakir bir cilt yapısına sahip. Bu nedenle boyun derisinin yenilenme yeteneği daha düşük olurken, güneş ışığından zarar görme riski de daha yüksek. Boyun bölgesinin yaşlanma belirtileri ise boyunda sarkma, kırışma, yağlanma ve lekelenmeler şeklinde oluyor. Yüz bölgesine temizleme, nemlendirme, peeling ve maskeler uygulandığında boyun bölgesi ihmal edilmemeli ve mutlaka yüksek SPF içeren güneş koruyucuları kullanılmalı.


Sırt bölgesi yağlanmaya çok yatkın
Sırt bölgesindeki deri, yüz bölgesine nazaran daha büyük gözenekler içeriyor. Yağlanmaya yatkın bu deride daha fazla gözenek tıkanması ve sivilce problemi yaşanıyor. Akne ve sivilce gibi sorunlar ise pH düzenleyici yıkama ürünleri kullanarak, spor ve aktivitelerden sonra duş alarak, terin gözenekleri tıkamasını engelleyerek, peeling ve antibakteriyel ürünler kullanarak çözülebiliyor.


Travma ve yanlış ayakkabı kullanımı deri tabakasını kalınlaştırıyor
Ayak tabanındaki derinin alt katmanında, vücudun diğer bölgelerine nazaran daha çok yağ dokusu mevcut. Fakat her adımda ayaklara vücudun üç katı ağırlık binmesi ve ayakların sık sık basınç, travma ve yanlış ayakkabı kullanımına maruz kalması nedeniyle deri tabakası kalınlaşıyor. Zamanla sertleşen bu deri de nasır oluşumuna yol açabiliyor. Ayrıca ter bezlerinden yana zengin olan bu bölgede terleme sorunu da yaşanabiliyor. Doğru ayakkabı seçimi, basıncı azaltan halka tamponlar, uygun ayak bakım ürünleri ve gerekli ayak hijyenini sağlamak bu sorunları engellemeye yardımcı oluyor.


Dirsek derisi daha kalın ve daha kuru oluyor
Vücudumuzdaki deri tabakasına bakıldığında, dirseklerin vücuttaki diğer deri tabakalarına oranla daha kalın olduğu görülüyor. Az yağ hücresi üretmesi nedeniyle de kol ve dirsek derisi kurumaya elverişli. Bu bölgedeki deriler ayrıca, ağda ve epilasyondan sonra irritasyona yatkın oluyor. Cilt kuruluğunun arttığı kış aylarında cilde zarar vermeyecek yıkama ürünleri seçilmeli, banyolardan sonra yoğun lipid içeren nemlendirici losyonlar kullanılmalı.

Bacak derisinin yapısı batık oluşturabiliyor
Kalın deri tabakasına sahip diğer bir bölge de bacaklar. Ayrıca kıl köklerinin yoğun olduğu bu bölgede kıllar bazen kalın deri tabakasını delemeyip ters yöne uzayabiliyor. Bu da kıl dönmelerine neden olabiliyor. Batıklardan kalıcı olarak kurtulmanın en etkili yöntemi lazer epilasyon. Ancak üre içeren nemlendiriciler, kese ve peeling gibi yöntemler de derinin üst tabakasını soyarak kılların dışarıya çıkmasını kolaylaştırabiliyor.


Ölü deriler kepek oluşumuna neden oluyor
Kafa derisi sürekli kendini yeniliyor. Yenileme sürecinde bir yandan ölü deri hücreleri atılırken, diğer yandan yeni hücreler oluşuyor. Fakat cilt gerektiğinden daha hızlı yenilenme süreci yaşamaya ve daha sık ölü deri birikimi oluşumuna maruz kalmaya başladığında, saç derisinde kepeklenme fark ediliyor. Özellikle kış aylarında ve stresli durumlarda kepek ve egzamada artış görülüyor. Tedavisinde ise eczanelerde bulunan saç tipine uygun şampuanlar ve losyonlar kullanılmalı.


Ellerimizin içi ve üstü iki farklı deriye sahip
Ellerin iç ve üst kısımlarındaki deriler birbirinden farklı yapıda. Hatta avuç içi derisi, elin üstüne nazaran daha kalın ve dirençli oluyor. Avuç içlerinde yüksek miktarda ter bezi bulunurken, ellerin üstü ise daha ince ve daha az yağ dokusu içeriyor. Fakat genel olarak değerlendirildiğinde el derisinde vücudun diğer bölgelerine oranla daha az yağ üreten hücre bulunuyor. Dolayısıyla nem tutma potansiyeli de daha düşük. Bu nedenle elleri korumak için sabun ve deterjan gibi kimyasalların sık kullanımından kaçınılmalı. Ayrıca soğuk hava, rüzgar gibi kurutan ve tahriş eden faktörlere karşı eller bol bol nemlendirilmeli. Avuç içi terlemesini azaltmak için ise yaygın olarak alüminyum tuzları içeren solüsyonlar ve botoks uygulamaları kullanılıyor.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here