Meme kanseri gençlerde de görülüyor

Her sekiz kadından birinde görülen meme kanseri, ileri yaş hastalığı gibi algılanıyor. Oysa doğurganlık yaşındaki genç kadınlarda da ortaya çıkabiliyor. Bu tür vakalarda tedaviden takibe dek hemen her evre hasta özelinde planlanıyor.

Hazırlayan: Ayşegül Uyanık Örnekal

Meme kanseri, ileri yaş hastalığı olarak biliniyor ancak 40 yaş altındaki kadınlarda da görülüyor. “Genç yaş meme kanseri” olarak adlandırılan bu olgularda, doğurganlık çağındaki kadınlarda agresif tümörlere daha sık rastlanıyor. Hastalığın genellikle ileri evrede saptanması ise tedavi planının değişmesine yol açıyor. Dünyada genç meme kanserlerinin görülme sıklığı, değişkenlik göstermekle birlikte ABD ve Batı Avrupa’da yüzde 3-6, Türkiye’de ise yüzde 15-18 oranları arasında seyrediyor. Bu sonuca göre meme kanseri tanısı alan her altı hastadan birinin 20’li-30’lu yaş grubundaki kadınlardan oluştuğunu belirten Memorial Bahçelievler Hastanesi Meme Sağlığı Merkezi’nden Prof. Dr. Fatih Aydoğan, “Genç yaşta meme kanseriyle karşılaşan hastalar, doğurganlık çağında olduğu için tedavileri tamamlandıktan sonra bebek sahibi olmak isteyebiliyor. Bu nedenle söz konusu hasta gruplarının tedavi planlaması, kadın hastalıkları ve doğum bölümünü de içeren multidisipliner bir ekip çalışması gerektiriyor” diyor.

Risk faktörlerini azaltıcı önlemler alınıyor
Meme kanserinde riski arttıran faktörlerin azaltılması ile yüzde 10-20 oranında ailevi ve genetik geçişli özellikte olanlar için koruyucu önlemler uygulanabiliyor. Prof. Dr. Aydoğan, öncelikle meme kanseri risk faktörlerinin sorgulanması gerektiğine vurgu yaparak, “Bu faktörlere göre hastaları düşük, orta ve yüksek grupta değerlendiren hesaplama programları bulunuyor. Hastanın kişisel özelliklerinden yola çıkarak hangi grupta yer aldığı belirleniyor ve ona uygun önerilerde bulunuluyor” diyor.

Kişiye özel tedavi planı yapılıyor
Günümüzde hemen her kanser türünde “kişiye göre tedavi” uygulanıyor ve hastaya özel seçenekler planlanıyor. Genç yaşta görülen meme kanserine yaklaşım ise bu bağlamda ileri yaş hastalarına göre daha farklı oluyor. Çünkü bu gruptaki hastalarda tümör genellikle daha agresif seyrediyor. Prof. Dr. Aydoğan, genç hastalarda tümörün yakalandığı evrenin tedavi planına etkisini şöyle anlatıyor: “Erken evre genç meme kanserinde tedavinin ilk adımı cerrahi oluyor. Ancak daha ileri evre ve hızlı yayılan bir tümör varlığında, tümörü küçültme ve koltuk altı lenf bezlerindeki hastalığı yok etme yoluna gidiliyor. Bunun için de öncelikle sistematik tedavilerden kemoterapiler ve hedefe yönelik ilaçlar tercih ediliyor. Beden imajının çok önemli olduğu bu yaş gruplarında cerrahi sonrasında rekonstrüktif ve estetik uygulamalarla organ kaybının da önüne geçiliyor.”

Doğurganlığın korunmasına çalışılıyor
Genç meme kanseri hastaları, doğurganlık çağındaki kadınlardan oluşuyor. Bu nedenle hastanın tedavi aşamaları, seyri ve çocuk sahibi olmaya yönelik planların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Prof. Dr. Aydoğan, hastaların doğurganlığın olumsuz etkilenmesi riskine karşı tedavi yönetiminin pek çok disiplini içinde bulunduran bir ekip çalışması ile yapılması ve gebelik planlaması için belirli bir sürenin hastalıksız geçirilmiş olması gerektiğini vurguluyor: “Bu hasta grupları için bir önemli ayrıntı da BRCA1 ve BRCA2 gen bozuklukları. Genetik testlerle bu risk belirlenerek, diğer memede kanser gelişimini önleyici koruyucu cerrahiler de gündeme geliyor.”

Düzenli takip yapılıyor
Bu rahatsızlıktan muzdarip hastalarda, diğer kanserlere göre daha farklı takip planı uygulanıyor. Uygulanan takip planını ise hastalığın seyri ve yayılım durumu, dolayısıyla da tedavi süreci belirliyor. Prof. Dr. Aydoğan, genç yaştaki meme kanseri hastalarında bölgesel ve uzak organlardaki nüks riskinin, ileri yaş grubundakilere göre daha yüksek olduğu için bu kişilerin yakından takip edilmesi gerektiğinin altını çizerek, “İlk iki yıl üç-dört ayda bir olan takipler, iki yıldan sonra doktor kontrolünde azaltılabiliyor. Takipte istenen tetkiklerin her hasta için farklılık gösterebileceğinin ise unutulmaması gerekiyor. Uluslararası kılavuzlar; hasta şikayetlerinin sorgulanmasını, fizik muayene yapılmasını ve yıllık mamografi çekimini öneriyor. Diğer ek tetkikler ise bulgulara göre değişiyor. Hastaların takibi; meme cerrahisi, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi ve gerektiğinde diğer branşları içeren multidisipliner bir ekip tarafından yapılıyor” diyor.

Prof. Dr. Fatih Aydoğan, meme kanseri oluşma riskini azaltabilecek birtakım önlemler olduğunu belirterek, önerilerini şöyle sıralıyor:
• Haftada en az üç saat düzenli egzersiz yapın.
• Akdeniz mutfağı ağırlıklı, sağlıklı bir beslenme düzeni uygulayın.
• Gece, aydınlık ortamda uyumayın.
• İlk doğumunuzu 30 yaşından önce yapıp, uzun süre emzirin.
• Hormon içeren ilaçları kontrollü şekilde kullanın.
• Alkol alımını azaltın.
• Ergenlik döneminde sigara tüketmeyin.
• Risk azaltıcı ilaç kullanın.
• Genetik mutasyon taşıyıcılığınız varsa koruyucu cerrahi uygulamalara yönelin.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here