Ana Sayfa Yaşam Merve Kaynar: “Sporun en büyük artısı iş hayatıma oldu!”

Merve Kaynar: “Sporun en büyük artısı iş hayatıma oldu!”

Beş yaşında yüzmeyle başlayan spor hayatı şimdi triatlonla devam eden Merve Kaynar’ın hedefi Antalya’daki Ironman 70.3 yarışında kendi derecesini geliştirmek.

Hazırlayan: Deran Çetinsaraç

Doğan Dış Ticaret şirketinin Finans Müdürü ve Doğan Holding Değer Elçisi olan Merve Kaynar, profesyonel iş yaşamınının yanı sıra triatlon sporuyla da ilgileniyor. Yurt içinde ve dışında gerçekleşen yarışlarda dereceler elde eden Kaynar, bu ay gerçekleşecek Ironman 70.3 Turkey yarışında DDT adına yarışacak.

Spor yapmaya kaç yaşında başladınız?

Beş yaşında Galatasaray Spor Kulübü’nde profesyonel olarak yüzmeye başladım. 18 yaşıma yani üniversite sınavına kadar tek sosyal aktivitem, takım arkadaşlarımla olan hayatımdı. Tabii üniversite sınavının yaklaşmasıyla birlikte bu yoğun tempoya ara vermek ve sonrasında da bırakmak zorunda kaldım. Profesyonel spor hayatım boyunca pek çok Türkiye şampiyonasında derecelerim oldu. Boğaz yarışları vardır bilirsiniz, ilk kez 2001 yılında katılmıştım. Kadınlarda ve overall’da birinci, genel klasmanda yedinci olmuştum. Üstelik 49 dakikayla o zaman rekor kırmıştım. Hala daha bu civarda yüzülüyor.

Küçük yaşlarda sporcu disiplinine sahip olmanın zor tarafı var mıydı?

Tabii ki. Sonuçta severek yapıyordum, sevmeseniz çok zor. Ben de okul çıkışı arkadaşlarımla eğlencesine bir yerlere gitmek istiyordum ama yapamıyordum. Aklım kalıyor muydu? Evet ancak sporu daha çok seviyordum. Bir de en çok jean’lere özeniyordum. Arkadaşlarım jean giyerken, ben hep antremana yetişmekten eşofman altı giyiyordum. O yıllarda sosyal kıyafetim pek yoktu açıkçası.

Sınav stresi bitince yüzmeye tekrar dönmediniz mi?

Yüzmeye dönmedim ama profesyonel olarak yelken yapmaya başladım. Yurt içinde ve dışında ailemle ve Keyif60 adındaki ekibimle pek çok yarışa katıldım. Bu arada spordan gelen takım arkadaşlığı ne olursa olsun hiç bitmiyor. Beş yaşında birlikte yüzdüğüm arkadaşım ve ailesiyle şimdi de görüşüyoruz. Yüzmenin hayatımın en çok hangi bölümünde etkisi oldu diye sorarsanız, kesinlikle iş hayatı diyebilirim. Disipline olma, sabah erken yapılacak bir iş varsa hiç zorlanmadan koordine olma, iş arkadaşlarıyla ortak hareket edebilme gibi sayısız avantajını yaşıyorum.

Triatlona ilginiz ne zaman başladı?

Yüzmenin bir yaş aralığı var, dolayısıyla ileri yaşlarda yapamayabiliyorsunuz. Yelken sporunda ise biraz havanın durumuna bağlısınız. Yani hava yelken için uygun değilse eliniz kolunuz bağlı kalıyor. Bu sırada ufak ufak koşuyordum. Hatta küçük bir sakatlık yaşayınca doktorum bana yüzme önerdi. Ağabeyimle birlikte tekrar sabahın erken saatlerinde havuzun yolunu tuttuk. Baktım yüzmeyle birlikte ayağım toparladı. Arkadaşlarım triatlon ve Ironman denen organizasyondan bahsetti. Tabii beni “Yapabilirsin Merve” diye teşvik ettiler. Geçen sene Turkey Ironman 70.3 yarışına katıldım. Bu arada ne bisikletim var, ne tri-suit’im; tamamen hazırlıksızdım. Bir arkadaş bisikleti verdi, diğeri tri-suit derken; şirketimin de desteğiyle 40 gün öncesinde kendimi bu yarışa hazırlanırken buldum. Üstelik daha önce hiçbir triatlon yarışına katılmamıştım. Bırakın triatlonu yarı mesafelerde yapılan sprint yarışlar da oluyor, en azından onlara katılmak gerekiyor, ki yüzmeden bisiklete geçtiğiniz transition denilen alanlarda ne yapmanız gerektiğini deneyimlemiş olmalısınız. Çok güzel bir yarış yaşadım ve 5 saat 17 dakikada yarışı tamamladım. Sonrasında doğal olarak yönümü bu doğrultuda çizmiş oldum.

Ailenizde spor yapan başka kişiler de var mı?

Ağabeyim de yüzüyordu, o sonra Galatasaray’ın sutopunda devam etti. Ailemizin bize verdiği en önemli şey ikimizi de spora teşvik etmeleriydi. Ben küçükken annem spor yapmazdı ama o da son 25 senedir Tip1 diyabet hastası olmasına rağmen koşuyor. Tip 1 diyabet olup, nasıl spor yapılabileceğini insanlara göstermeye çalışan Team1 adında bir koşu takımları var. Kuzenim Alican Kaynar üçüncü kez finn sınıfında yelkende olimpiyatlara katılacak. Diğer kuzenim Özge ile birlikte senelerdir yat yarışlarında yan yana yarışıyorum. Yani ailemizde herkes sporla iç içe. Burada ailelere büyük görev düşüyor; sekiz yaşındaydım ve sabahın dört buçuğunda antrenmanım olurdu. Kışın biz içeride yüzerken, veliler de arabanın klimasını açıp ısınmaya çalışırlardı.

Haftalık antrenmanınız nasıl?

Haftada 10 saat antrenman yapıyorum. Sabahları beşte uyanıp yüzme, bisiklet veya koşu antremanından birini yapıyorum. Haftanın altı günü mutlaka antrenmanım oluyor. İşten önce sabah erken yaptığınız zaman kafanız da rahat oluyor. Hafta sonu ise dışarıda uzun bisiklet antremanları oluyor. Çoğu arkadaşımdan bu konuda tepki alsam da son iki senedir tatillerimi kamp üzerine yapıyorum. İki senedir Sakız Adası’na gidiyorum çünkü asfaltı çok güzel.

İş yeriniz bu konuda sizi nasıl destekliyor?

Genel müdürümden çalışma arkadaşlarıma şirketimin çok büyük desteği var. Zaten bu yarışa Doğan Holding’in grup şirketleri arasında yer alan Doğan Dış Ticaret desteğiyle giriyorum. Bana verilen destekle birlikte Doğan Holding değerlerinden “Kıymet Veririz” ilkesini bu aşamada çok hissediyorum. Ironman 70.3’in dışında bu sene sprint ve olimpik mesafede Triatlon Federasyonu’nun yarışlarına da katıldım. İstanbul’da gerçekleşen Balkan Triatlon Şampiyonası’nda ilk kez milli formayla yarışıp, bayanlar yaş kategorimde birinci oldum.

Beslenmenizi nasıl ayarlıyorsunuz?

Hafta içi antrenmandan evvel espresso shot ve yarım muz olmazsa olmazımdır. Hafta sonu uzun antrenman öncesi ise bir sporcunun vazgeçilmezi olan ekmek üzerine fıstık ezmesi yerim. Çok fazla yiyorum ama çok da fazla yakıyorum. Mesela bu sabah sizinle buluşmadan önce 15 kilometre koşarak 1200 kalori yakmışım. Triatlonun beş ayaklı olduğunu düşünüyorum; koşu, yüzme, bisiklet, beslenme ve dinlenme.

Önümüzdeki dönemde hangi yarışlara katılacaksınız?

3 Kasım’da Antalya’da gerçekleşecek Ironman 70.3 yarışına katılacağım. Bu yarışta eğer iyi derece elde edebilirsem seneye Yeni Zelanda’da gerçekleşecek olan dünya şampiyonasına kota alabilmek güzel bir hedef. Federasyonun düzenlediği yarışlara bu sene daha fazla katılmaya çalışacağım. Eğirdir, Gelibolu, Kuşadası gibi federasyon yarışlarının yanı sıra Kıbrıs’ta “Nisan Şakası” adında, senelerdir düzenlenen yerel yarış da takvimimde.

Sizi en çok etkileyen parkur neresi oldu?

Gelibolu’da Şehitlikler’de yapılan yarı mesafe triatlon yarışı tüylerimin diken diken olmasına sebep olmuştu. Zor bir parkurdur; Conk Bayırı’nı iki taraflı bisikletle tırmanmanız gerekiyor. Sağınızda ve solunuzda şehitliklerin olduğu bir atmosfer gerçekten çok etkileyici. Umarım ileride burada uluslararası yarışlar düzenlenir.

Son olarak, yarışırken hiç kaza atlattınız mı?

Balkan Şampiyonası’nda yüzmeden iyi çıkıp, bisiklet etabına geçmiştim; ki bisiklet kısa mesafe yani 20 km’ydi. Bir anda bisikletimde farklı bir şey hissettim, daha yedinci kilometrede lastiğim patlamıştı. İlk defa milli formayla yarışıyordum, çekilmeyi hiç istemedim. Yarışı bitirdim ve kürsü yaptım. İyi ki bırakmamışım.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here