Mevsim geçişine bakım kalkanı

Sıcaklık ve nem değişiklikleri en çok cildimizi etkiliyor. Yazın ışıl ışıl parlayan cildiniz bir bakmışsınız pul pul olmuş. Mevsim değişikliklerinin etkilerine karşı gardınızı iyi alırsanız soğuk günlerde bile güzelliğinizden ödün vermezsiniz.

Hazırlayan: Deran Çetinsaraç

Yaz aylarında sıcak hava ve nemden şikayetçi olsak da havalar soğumaya başlayıp, nem azaldığında cildimiz kurumaya meyilli hale geliyor. Bu durum deri üzerinde egzama oluşmasına kadar varıyor. Her mevsimin bir güzelliği var ancak biz kadınların kendimizi mevsim koşullarına hazırlamamız gerekiyor. Acıbadem Göktürk Tıp Merkezi’nden Dermatoloji Uzmanı Dr. Seher Arı’ya mevsim geçişinde yapabileceklerimizi sorduk. Dr. Arı, mevsim geçişlerinde bakım uygulamalarının yanı sıra beslenmeden egzersize hayatınıza adapte edebileceğiniz pratik önerileri de sıraladı.

Mevsim geçişlerinden cildimiz nasıl etkileniyor?
Mevsim değişikliğiyle birlikte farklı sıcaklıklar, nem, rüzgar ve UV maruziyeti de beraberinde geliyor. Ve tüm bunlar vücudun ihtiyacında değişikliğe ve farklı adaptasyon süreçlerine neden oluyor. Bu adaptasyon süreci de eğer iyi yönetilmezse cildimizde dramatik bazı ataklara yol açıyor. Genel olarak kış aylarında cildimiz daha kuru, yaz aylarında ise daha yağlı olmaya meyilli oluyor. Havanın sıcaktan daha soğuk ve rüzgarlı döneme geçmesi, iç ortamlardaki ısıtıcı sistemlerinin çalışıyor olması ortamdaki nemi de azaltarak cildimizdeki kuruluğu sonbahar ve kış aylarında arttırıyor. Sıcaklık ve nem değişiklikleri aşırı olduğunda derimizin yüzeyi hasar görebiliyor ve koruyucu bariyer fonksiyonu bozulabiliyor.

Mevsim geçişleri saçlarımızı da aynı şekilde etkiliyor mu?
Yaz döneminde UV ışınları ile saçlarımız daha kuru ve kırılmaya meyilli bir hal alıyor. Tuzlu su ve havuzlardaki klor da bu durumu tetikliyor. Ayrıca kıl kökleri güneş ışınları ile strese maruz kalıyor ve sonbahar döneminde ciddi saç dökülmesine neden oluyor. Hem yaz döneminden çıkıldığı için tuz, klor ve güneş ışınlarının verdiği hasar hem de havanın soğuması sadece saçta değil saçlı deride de kuruluk, pullanma, kabuklanma ve kaşıntıyı artırıyor.

Havanın soğuması cildi matlaştırıyor mu?
Dışarıdaki havanın daha serin ve kuru olması, beraberinde sıcak duşlarda geçirilen sürenin uzaması, kuru ve havasız iş-ev ortamları ciltteki nemin azalmasına, kuruluk ve pullanma görülmesine neden oluyor. Bu durumda da deri yüzeyindeki yağın ve nemin dengelenememesi cildin daha mat, soluk ve hatta sağlıksız, yorgun bir görünüm almasını kolaylaştırıyor.

Mevsim geçişlerinde en çok hangi cilt problemleriyle karşılaşılıyor?
Havanın soğuması ve nem oranının azalması ile cildimiz kuruluğa, pullanmaya yatkın hale geliyor. Bu durum egzama oluşumu ve cilt bariyerinin bozulması ile deride enfeksiyonları tetikliyor. Özellikle yüzde ve ellerde kaşıntıya neden olan egzamalar yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiliyor. Dışarıda havaların soğuması, rüzgarın artması, içeride ısıtma sistemlerinin aktifleşmesi yüz derisindeki kılcal damarlarda ani kasılma ve gevşemelere neden olarak damarlarda çatlama ile yüzde ani ve kalıcı kızarıklıklara neden oluyor. Aynı zamanda bu durum hem kızarıklık hem de sivilcelerle seyreden rozasea dediğimiz cilt hastalığına da sebebiyet veriyor. Bunu en aza indirmek için içerideki ve dışarıdaki hava sıcaklığı değişimini en aza indirmek gerekiyor. Ayrıca bariyer oluşturacak cilt kremleri kullanmak da bu riski minimalize ediyor.

Bu dönemde egzersiz yapmak cilt güzelliğine katkı sağlar mı?
Egzersiz; kalp, akciğer ve mental sağlığımız için oldukça yararlı. Fakat egzersiz yapmak için bir başka önemli nedenimiz daha var, o da sağlıklı bir cilt. Eğer dermatolojik olarak akne, rozasea veya sedef hastalığı gibi bir durumunuz varsa egzersiz yaparken bazı önlemler almak doğru oluyor ama bu durum bile egzersiz yapmanızı engellememeli. Çünkü egzersiz ile artan kan akımı derinin oksjenlenmesini daha iyi sağlıyor, deriyi serbest radikallerden temizlemeye ve beslenmesine yardımcı oluyor. Egzersiz aynı zamanda stresi de azaltacağı için stresle ve mevsim geçişiyle tetiklenen rozasea ile egzama gibi hastalıklarda da iyileşmeye katkıda bulunuyor.

Peki beslenmenin cilt sağlığına etkisi nasıl oluyor? Cilt sağlığımız için hangi besinleri tüketmeliyiz?
Antioksidanlardan zengin meyve ve sebzeler, balık ve kabuklu yemişlerden alınan sağlıklı yağlarla diyetimizi dengelemek sağlıklı ve parlak bir cilt için kritik öneme sahip. Sebze ve meyveler cildi hücresel hasardan koruyan güçlü antioksidanlar içeriyor. Güçlü bir antioksidan olan C vitamini; hem immün sistemi güçlendiriyor, hem de cildi besleyen kapillerin yapısındaki kolajen üretimini destekliyor. Günlük altı ila sekiz bardak su içmek sağlıklı bir cilt için gerekli. Eğer ofis çalışanı iseniz masanızda büyük bir şişe su bulundurmak güzel bir yöntem olabiliyor. Avokado, balık ve kabuklu yemişlerden alınacak olan esansiyel yağ asitleri de hem cilt için doğal bir nemlendirici özelliği gösteriyor hem de cildin esnekliğini ve kalitesini artırıyor.

Mevsim geçişlerinde en sık yapılan hatalar neler?
Nasıl havaların serinlemesi ile gardırobumuzda bir değişiklik yapıyoruz, cilt bakım rutinimizde de değişikliğe gitmek gerektiğini unutmamak lazım. Tek bir ürünle bütün bir yılı geçirmek cilt sağlığımızı korumak adına uygun bir yol değil. Cildin ihtiyacını cilt tipimize göre belirleyip, temizleme ve nemlendirici ürünlerimizi yeniden gözden geçirmeliyiz. Beraberinde havaların serinlemesi ile sıcak duşlarda, saunalarda geçirilen vakit de artıyor. Bu da zaten mevsimle gelen kuruluğu daha da tetikleyen yanlış bir alışkanlık.

Peeling ve maske olarak neler öneriyorsunuz?
Bu dönemde keselemek gibi fiziksel peeling’ler yerine daha hafif özellikteki eksfoliyanlar cildin ihtiyacına göre haftada bir veya iki defa kullanılabilir. Yağlı bir cildiniz varsa Bioderma Sebium Exfoliating Gel; kuru bir cilde sahipseniz Bioderma Hydrabio Exfoliating Cream’i peeling ürünü olarak kullanabilirsiniz. Yine cildinizde nem sağlamak için Esthederm Intensive Hyaluronic Mask haftada bir-iki defa kullanılabilir. Cildi yenilemek, matlığı ortadan kaldırmak için Esthederm AHA Peel Gentle veya Concentrated Serum, özellikle gece yatarken kullanılabilir. Saçlarınızda belirgin kuruma, kırılma veya şekil alma da problem yaşıyorsanız, Phyto Phytokeratine Mask veya Phytojoba Mask’i tercih edebilirsiniz.

Bu etkileri azaltmak ve ortadan kaldırmak için neler yapabiliriz?
Cilt bakımı rutinimizde ufak değişiklikler dış etkenlere kolayca adapte olmamızı sağlıyor. Sonbahar, kış gibi soğuk mevsimlerde cildi çok kurutmayan daha hassas yıkama jelleri veya süt formunda losyonlarla temizlemek ciltteki lipidlerin artmasına yardımcı oluyor. Tonik kullanımını azaltmak veya daha nemlendirici özelliği olan mineral suları nemlendiriciler ile beraber kullanmak da işe yarıyor. Eğer yağlı bir cilde sahipseniz hafif, yoğun olmayan nemlendiriciler kullanabilirsiniz. Fakat yağlı cilde sahip birçok kişinin yaptığı en büyük hata; çok kurutan yıkama ürünleriyle yüzü sık yıkamak, tonik ve hatta fiziksel eksfoliyanlar kullanmak oluyor. Kişi bu şekilde fazla yağı arındırdığını zannederek cildi daha kurutuyor, cilt de bu durumu kompanse etmek için daha fazla yağ salgılıyor. Spektrumun diğer tarafındaysanız ve kuru bir cilde sahipseniz, süt formundaki yumuşak temizleyiciler cilt bariyerinizi onarmaya yardımcı oluyor. Daha yoğun nemlendiriciler kullanmak özellikle içeriğinde seramidler, serbest yağ asidi gibi fizyolojik yağları içeren ürünler hem cildi çevresel etkenlerden koruyor hem de ciltten su kaybını azaltmaya katkı sağlıyor.

Bu dönemde cilt ve saçlarımız için ne tür ürünler kullanmalıyız?
Havaların soğuması ve nemin azalması sonbaharda cildimiz için olumsuz bir faktör, lakin yaz boyunca güneşe, tuzlu ve klorluya suya maruz kalan saçlarımız ve derimizi yeniden onarmak için de bir fırsat aslında. Bu dönemde özellikle duştan hemen sonra nemlendiriciler kullanmak ve nem kaybını önleyip nemi deriye hapsetmek, kullandığımız nemlendiricileri losyon formundan daha yoğun kremlerle değiştirmek gerekiyor. Cildimizi kurutan değil, cildin doğal nemini koruyan yıkama ürünleri hatta misel su, kullanmak için iyi bir seçenek. Kullandığımız nemlendiricilerin içinde hyalüronik asit, pantenol ve seramidler gibi ciltte nemi tutacak ürünlere yer vermek; gece kremlerinde de A, C ve E vitamini gibi antioksidanlardan yoğun bir ürünle gece boyunca cildin yeniden yapılanmasına izin vermek gerekiyor. Kuru, kırılmaya meyilli bir saç yapınız varsa, bu dönemde bunu daha tetikleyecek fön, maşa, düzleştirici gibi işlemlerden uzak durmalı; saçı besleyecek jojoba, argan yağı gibi nemlendiriciler içeren şampuan ve saç kremleri kullanılabiliyor. Eğer yağlı bir saç yapınız varsa ve saçlı derinizde pullanma, kepeklenme oluyorsa selenyum, zink, pirition veya salisilik asit içeren şampuanlar kullanmak fayda sağlıyor.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here