Ana Sayfa Beslenme & Diyet Neden şeker tüketmemeliyiz?

Neden şeker tüketmemeliyiz?

20122013 seker1

Bir süre diyet yapıp sonra kendini pastaneye atanlar, tatlı bağımlılığı nedeniyle hiç diyete başlayamayanlar, beş çayında kek yemekten vazgeçemeyenler, beyaz ekmek ve pirinç tutkunları… Bu yazı özellikle sizi ilgilendiriyor.

Obezite bir salgın gibi yayılıyor ve bunun sorumlusu olarak artık yağlar değil, önce şeker gösteriliyor. Artık yasal bir uyuşturucu olarak tanımlanan şeker sadece kilo artışına neden olmuyor, her organı olumsuz etkiliyor. Oysa şeker adeta bir temel gıda maddesi gibi evlerimizin başköşesinde duruyor. Şekeri sadece bir kavanoz toz şeker ya da abur cubur olarak düşünmeyin. Tadı şekerli olmasa da beyaz undan yapılan her türlü gıda, beyaz pirinç, beyaz makarna ve patates vücuda girdiği anda şekere dönüşerek kan şekerini hızla yükseltiyor. Aşırı meyve tüketimi de aynı olumsuz etkiyi yaratıyor. Şekerin bizi nasıl etkilediğini uzmanlara sorduk. Bu yazıyı okuduktan sonra beslenmenizdeki karbonhidrat türlerini ve şeker miktarlarını gözden geçirmeniz kaçınılmaz olacak.

 

Yüksek şeker konsantrasyonu bozuyor

Son zamanlarda şekerin düşmesi, reaktif düşük şeker ve insülin direnci kavramları da bizleri bu konuda çok dikkatli olmaya yöneltti. Yüksek şeker seviyesi dikkat eksikliği, konsantrasyon bozukluğu, hafıza kapasitesi düşüklüğü ve öğrenme güçlüğü yapabiliyor. İleri dönemlerde ise kandaki yüksek şeker oranı ile hücre içi ile dışı arasındaki geçiş bozularak yıpranma  hızlanıyor. Bunu önce periferik sinirler, daha sonra beyin izliyor. Beyin damarlarındaki kan hacmi ile içerisindeki maddelerin -ki burada en önemlisi şeker- bir dengede olması isteniyor. Kan şekerinin düşüklüğünde de beyin hızlı tepki gösteriyor. Şeker yüksekliğindeki belirtilerin yanı sıra bayılmalara da yol açabiliyor.

Op. Dr. E. Onur Kulaksızoğlu/ Beyin, Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı

 

Gözlerin düşmanı

Kan şekerinin çok yüksek seyretmesi, vücutta kalp, böbrek ve göz gibi çeşitli organların hasarlanmasına yol açıyor. Diyabet 20-65 yaş arası körlüklerin en önemli sebebi Bu nedenle dengeli beslenmek ve kan şekeri düzeylerini kontrol ettirmek çok önem taşıyor. Diyabet hastalığı, retina denilen ve görmede son derece önemli olan sinir tabakasındaki hasarlarla giden diyabetik retinopatiye, katarakt oluşumuna, göz tansiyonuna, hatta göz kaslarının felcine yol açarak şaşılıklara neden olabiliyor. Kan şekeriniz düzensiz gittiği ya da diyabet tanınız konduğu anda göz muayenenizi yaptırın.

Op. Dr. Mine ÖZTÜRK/ Göz Hastalıkları Uzmanı/ Özel TDV 29 Mayıs Hastanesi

 

Rahatlatırken mutsuzlaştırıyor

Herkesin yediği zaman kendisini rahatlamış hissettiği bir ya da birkaç yiyeceği vardır ve listenin başını genellikle tatlı çeker. Bunun birinci sebebi kimyasal olarak tatlının serotonin hormonunu yükseltici etkisi, ikincisi de sosyal açıdan kişinin çocukluktan itibaren tatlı yediği zaman rahatlayacağını ve/veya kendisini ödüllendireceğini öğrenmesi… Tatlının hem biyolojik açıdan hem de davranışsal açıdan rahatlatıcı etkisi olduğu kesin fakat tatlının beyinde bağımlılık yaratan etkisi yenmediği zaman mutsuzluk da yaratabiliyor. Bunun yanı sıra kişi genellikle rahatlamak istediği zaman ihtiyacından çok daha fazla tatlı yiyor.  Böylece en ufak bir moral bozukluğunda gerektiğinden fazla tatlı yeme, ardından kilo alımı ve pişmanlık geliyor. Bu da tatlının rahatlatıcı etkisini mutsuzluğa dönüştürebiliyor.

Feyza Bayraktar/ Uzman Psikolog

 

Kolajen dokuyu yıkarak cildi yaşlandırıyor

Cilt sıkılığını, elastikiyetini sağlayan ve deri hücrelerinin sürekli yenilemesine yardımcı olan kolajen dokunun azalması, yaşlanan deride kırışıklığı artıran en önemli etkenlerden biri Kolajen sentezi ne kadar önemliyse kolajenin yıkımına neden olan enzimlerin sentezinde  meydana gelen artış da yaşlanma sürecinde o kadar önem taşıyor. Kolajenin sentezi sırasında moleküller arasına glikoz moleküllerinin girmesi, bu bozuk yapılı, işlevsiz enzimlerin kolajeni ortadan kaldırmasına neden oluyor. Diyabet hastalarında kontrolsüz seyreden kan şekeri seviyesi kolajende glikolizasyonu artırdığı için, bu hastalarda yaşlanma süreci kontrolsüz ve daha hızlı oluyor. Glikolizasyona uğramış olan kolajen, oksidatif streste artışa yol açan hücre içi sinyal aktivasyonunu uyarıyor. Bu uyarım sonucu ortaya çıkan serbest radikaller ve sitokinler de kolajen yıkımını artırıyor. Bu nedenle şeker ve şekere dönüşen gıdaların alımında kontrollü olmak cilt sağlığı açısından da büyük önem taşıyor.”

Dr. Figen Akın/ Deri Hastalıkları Uzmanı/ Anadolu Sağlık Merkezi

 

Diş çürüğünü tetikliyor

Ağız içinin normal florasında bulunan bakteriler tüm besinleri, özellikle şeker ve nişastayı aside dönüştürüyor. Bu asitler, dişlerin mineral dokusunu çözerek diş çürüğünün başlamasına neden oluyor. Yemekten sonraki 20 dakika plak ve bakteri aktivasyonunun en yoğun olduğu zaman dilimi… Sık sık atıştırmak, diş yüzeyinin asitlerle temas süresini artırdığından çürük riskini de artırıyor. Tüketilen karbonhidratların miktarı ve tüketimden sonraki diş bakımı da önemli bir unsur. Limonata, kola, meyve suyu ve süt gibi meyve veya süt şekeri içeren içecekler de diş çürüğünü tetikliyor. Dişlerin üzerinde ve arasına yapışan her gıdadan kaçınmak gerekiyor. Yemekten sonra şekersiz sakız çiğnemek tükürük salgısını çoğaltıyor. Tükürük, yemek artıklarını temizliyor ve dişlere zarar veren asitleri nötralize edip zararsız hale getiriyor. Fakat diş çürüğüne karşı en etkili silah, her zaman diş fırçası!

Yeşim Tünal Güzey/ Diş Hekimi

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here