Neden unutuyoruz?

İsim, adres, telefon numarası, market alışverişinde alınacaklar ya da önemli bir toplantının günü ve saati… Tüm bunları bir arada aklımızda tutmak için uğraşsak da zaman zaman bazılarını unutabiliyoruz. Bu noktada; sorunun basit önlemlerle çözülüp çözülmeyeceğinin, ciddiye alınması gereken bir hastalığın belirtisi olup olmadığının ayrımının iyi yapılması büyük önem taşıyor.

Yazı: Ayşegül Uyanık Örnekal

Günlük yaşamın getirdiği yoğunluk, iş hayatının bitmek tükenmek bilmeyen döngüsü, ailesel sorumluluklar derken, bazen aynı anda birden çok parçaya bölünmemiz gerekiyor. Hal böyle olunca da aklımızda binlerce bilgi parçası dönüp duruyor. En önemlisinden olmasa da olur diyebileceğimiz birçok konuyu hatırlamak için bir bilgisayar gibi çalışan beynimizden yardım alsak da zaman zaman bu işe yaramıyor. Kimi zaman unutkanlığımız öyle boyutlara varıyor ki en iyi bildiğimiz isimlerden, en sık yaptığımız rutinlere dek birçok şeyi unutabiliyoruz. Unutkanlığın ne olduğundan nasıl mücadele edileceğine, hangi durumlarda tehlike sinyalleri çaldığından ileri vakalarda nelerle karşılaşılacağına dek birçok konu hakkında Acıbadem Taksim Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Mustafa Seçkin ile görüştük.

Unutkanlık bir hastalık mı? En belirgin özelliklerini sıralar mısınız?
Unutkanlığı bir hastalık olarak değil, belirti olarak ele almak gerekiyor. Bir başka deyişle, unutkanlık bir bellek bozukluğu olarak ortaya çıkıyor. Bellek bozukluğu ise farklı tiplerde olabiliyor. Yeni öğrenilen bir bilgiyi kaydetme, geri çağırma ve tanıma düzeyinde bozulmalar görülebiliyor. Bunu şu şekilde somutlaştırmak da mümkün: Market alışverişine gideceksiniz ve annenize ya da eşinize telefonda neler lazım diye soruyorsunuz. Yanıt olarak da birkaç kelimeden oluşan alışveriş listesi sıralanıyor ve markete kadar bunu aklınızda tutmanız gerekiyor. Yarı yolda telefonla tekrar arıyorsunuz ve “Yoğurt demiş miydin?” diye soruyorsunuz ve listeyi ikinci defa dinleyip, yeniden belleğinize kaydetmeye çalışıyorsunuz. Markete vardığınızda ise artık bellekte kayıtlı olan bilgiyi yani alışveriş listesini geri çağırmanız gerekiyor. Bu aşamada tüm listeyi geri çağıramasanız bile reyonları dolaşırken bir de çoktan seçmeli seçenekler çıkıyor karşınıza. Örneğin, manav reyonuna geldiğinizde sebzelere bakarken domatesin de listede olduğunu hatırlıyorsunuz. Unutkanlık ile gelen hastalarda, belleğin bu her bir aşamasını ayrı ayrı test etmek gerekiyor. Bunlara ek olarak modalite-spesifik bellek bozuklukları da görülebiliyor. Bu bozukluklarda, görsel bellek görece korunurken, kelimelerle ilgili bellek daha fazla bozulabiliyor ya da tam tersi bir durum söz konusu olabiliyor.

En sık hangi nedenlerle bu sorun ortaya çıkıyor?
Yetişkin bir bireyin bellek kapasitesi, ilerleyen yaş ile birlikte düşüşe geçebiliyor. Ancak bu süreç fizyolojik yaşlanmanın bir parçası ise bellekteki düşüş çok şiddetli olmuyor. Bellek bozukluğunun daha şiddetli olduğu durumlar beyin hücrelerinin ilerleyici hasarı (nörodejenerasyon) ile karakterize olan bunama (demans) sendromlarında görülüyor. Bunama, farklı nörodejeneratif hastalıkların neden olduğu ilerleyici bir bilişsel (kognitif) bozukluğu tanımlıyor. Buna en sık Alzheimer hastalığı neden oluyor.

Alzheimer hastalığının ilerleyici olması ne anlama geliyor?
Bu hastalık aniden ortaya çıkmıyor. Yıllar içinde yavaşça ilerleyip, belirtileri ortaya çıktığında genellikle beyinde önemli oranda hücre kaybı ve beyin hacminde küçülme meydana gelmiş oluyor. Hastalar tanı aldıktan sonra ise zamanla unutkanlığa ek olarak dikkat, planlama veya karar verme gibi yürütücü işlevler, yön bulma ya da yüz-obje tanıma gibi görsel-mekansal işlevler ile anlama, konuşma veya yazma gibi dil fonksiyonlarında bozulmalar da eşlik ediyor. İlerleyici süreç, hastaların günlük işlevlerini bağımsız olarak yürütemeyecekleri noktaya ulaştığında ise bu klinik tabloya Alzheimer demansı adı veriliyor. Özellikle ilerleyen yaş Alzheimer hastalığı için yüksek risk oluşturuyor. 65 yaş üstü popülasyonda yaklaşık her 10 kişiden birinde Alzheimer hastalığı görülüyorken, bu oran 85 yaş ve üstünde yüzde 30’un üzerine çıkıyor. Türkiye Alzheimer Derneği’nin verilerine göre ülkemizde 600 binden fazla Alzheimer hastası bulunuyor. Ancak bu rakam, Alzheimer hastalığının erken formu olan hafif bilişsel bozukluk hastalarını içermiyor. Hafif bilişsel bozukluk, muayene ile tespit edilebilen unutkanlık ve/veya diğer bilişsel bozuklukların olduğu ancak kişinin güncel yaşam aktivitelerinin anlamlı ölçüde etkilenmediği durumları kapsıyor.

Eğer kişi birtakım bilgileri hatırlamakta zorlanırsa bunu B12 vitamini eksikliğine bağlıyor. Bu doğru mu? Her şartta bu durum geçerlidir diyebilir miyiz?
Evet, B12 eksikliği unutkanlığa yol açabiliyor. Ayrıca demir ve D vitamini eksikliği ile tiroit bozuklukları da çeşitli düzeylerde unutkanlığa neden olabiliyor. Ancak bu tip bellek bozuklukları, altta yatan problemin düzeltilmesi ile çoğunlukla ortadan kalkıyor.

Unutkanlığın masum ya da tehlikeli olduğunu anlamak mümkün mü? Kişiyi doktora yönlendiren belirtiler var mı?
Unutkanlık şikayeti olan herkesin nöroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekiyor. Çok ilerlemiş bir olgu olmadıkça, sadece yüzeysel belirtiler üzerinden unutkanlık düzeyinin masum olup olmadığına karar vermek yanıltıcı olabiliyor.

Hafızayı güçlendirmek için neler yapmak gerekiyor?
Bu konuda; Akdeniz tipi diyet, zihinsel aktivite, tango, resim, müzik aleti çalmak gibi hobiler ile son yıllarda öne çıkan doğaçlama tiyatro tarzındaki etkinlikler ve atölye çalışmaları öneriliyor. Stres ile tetiklenen hormonların bellek fonksiyonlarından sorumlu “hipokampüs” adı verilen beyin alanlarında hasara neden olduğunun gösterilmesi ile stresten korunmanın da bunamayı önlemek için ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Ancak bunları uygularken beynimizi gerçekten koruyabilmemiz için yapılması gereken iki önemli şey daha var: Kaliteli uyku ve düzenli fiziksel egzersiz. Kaliteli uyku; Alzheimer’a neden olan beta amiloid proteininin beyinden temizlenip, uzaklaştırılarak beyin dokusunda birikmesinin önlenmesine yardımcı oluyor. Uyku bozuklukları ise amiloid birikimini hızlandırarak Alzheimer hastalığı riskini arttırıyor. Fiziksel egzersiz konusu ise biraz daha karmaşık bir konu. Özellikle ilerleyen yaşla beraber fiziksel egzersiz doğru yapılmadığında yarardan çok zarar getirebiliyor. Nörolojik, kardiyovasküler ve ortopedik değerlendirme yapılarak bireyselleştirilmiş egzersiz programlarının bir “egzersiz terapisi” olarak uygulanması gerekiyor. Egzersiz sırasında salgılanan “neurotrophic factor” denen hormon benzeri yapıların beynin yaşlanmasını ve beyindeki küçülmeyi azalttığı gösterildiğinden dolayı nörolojik rehabilitasyon kavramı içerisinde, artık Alzheimer hastalığından koruyucu egzersiz programları da yer alıyor. Bu doğrultuda periyodik nörolojik muayene ve bilişsel değerlendirme ile takiplerin yapıldığı, haftada en az iki-üç seans uygulanan kardiyovasküler egzersizlerle denge, koordinasyon ve kas-iskelet sistemini güçlendirmeye yönelik egzersizlerin kombine edildiği bireyselleştirilmiş egzersiz terapisi programlarının uygulanması, bilimsel açıdan en doğru yaklaşım olarak öneriliyor.

Ne yemeli?
Erişkinlerin merkezi sinir sisteminin edinsel nedenlerle hasarlanması sonucu, bilinç bulanıklığı olmaksızın, birden fazla kognitif alanın bozulması, bununla ilintili olarak da günlük yaşam aktivitelerinin eskisi gibi sürdürülememesine yol açan, doğal seyri açısından kalıcı, sıklıkla da ilerleyici bir klinik tablo olan unutkanlık; bellek, dikkat, dil becerileri, görsel ve mekansal işlevler gibi kognitif becerilerde eksilmeyle kendini ortaya koyabiliyor. Diyetisyen Salih Gürel, beslenme konusunda yapılacak doğru tercihlerle unutkanlıkla mücadele edilebileceğini belirterek, şu önerilerde bulunuyor: “Kırmızı et, Omega-3 yağ asidi bakımından zengin olan balıklar ile fındık ve ceviz başta olmak üzere yaban mersini, bitter çikolata, domates, ıspanak, tarçın ve nar tüketmek unutkanlığa iyi geliyor.”

Her tür unutkanlık önemsenmeli
Unutkanlık, kişinin günlük olağan yaşantısını sürdürmesini engelleyecek şekilde hatırlayamamayla giden süreçleri ifade ediyor. Bu noktada “olağan hatırlayamama durumları” olarak üzerinde çok durulmayan bir konunun, ciddi önemi olmayan bir bilginin hatırlanmamasından farklı bir tablonun anlatıldığını belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Mustafa Güveli, “Bu örnek; her gün karşılaştığımız bir yakınımızın ismini hatırlayamama, yapmamız gereken önemli bir işi unutma, ay, gün ve yılı hatırlamama gibi aslında çok zor olmayan bilgileri hatırlamakta sorun olmasını ifade ediyor. Böyle durumlar varsa kişinin ya da yakınlarının bunu ciddiye alıp bir kliniğe, psikiyatri veya nöroloji uzmanına başvurması gerekiyor. En basitinden aşırı yorgunluk, vitamin eksiklikleri gibi kolayca toparlanabilecek nedenlerin ortadan kaldırılmasıyla sorundan kurtulmak mümkün olabiliyor. Zihinsel alışkanlıkları ciddi olarak yavaşlatan depresyon gibi hastalıklar da tedavi edilebiliyor. Ancak söz konusu durum bunama ise bu tabloda bazen ilerlemeyi durdurmak mümkün olmasa da bunları yavaşlatıp, ortaya çıkan semptomlar azaltılabiliyor. Bunun için günübirlik yaşanan bir hatırlayamama hali sık sık tekrarlıyorsa ve gittikçe ilerliyorsa hiç vakit kaybetmemek gerekiyor. Zira sorun basit bir nedene dayalıysa kişinin yaşam kalitesi boş yere düşmemiş oluyor. Eğer temelde ciddi bir sorun varsa bu durumda da erken tanı ile tedaviye zaman kaybetmeden başlanabiliyor” diyor.

Zihni zorlamak gerekiyor
Birçok farklı nedene bağlı olduğundan, unutkanlığın belirgin bir tedavisi bulunmuyor. Dolayısıyla nedene yönelik tedavi yapılması gerekiyor. Ama herkesin alabileceği basit önlemlerin unutkanlığı geciktirebileceğinin altını çizen Dr. Güveli, şu önerilerde bulunuyor: “Öncelikle, beynin kan akışını ve oksijenlenmeyi azaltan sigaradan uzak durmak önem taşıyor. Dengeli ve düzenli bir hayat sürmek, zihin jimnastiği olarak kabul edilebilecek bulmaca çözmek, kitap okumak ve yeni şeyler öğrenmeye yönelik ciddi gayretlerde bulunmak, düzenli ve kaliteli uyku uyumak bunamanın önüne geçebilecek basit önlemler arasında yer alıyor.”

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here