Ana Sayfa Röportaj Nefise Karatay: Bilinçaltımı kodladılar

Nefise Karatay: Bilinçaltımı kodladılar

Pozitif düşünmenin önemini teoride biliyoruz da uygulamaya gelince birilerinin motive etmesi gerekiyor. Formsantecilerle birlikte yaşadığım deneyim beni epeyce motive etti. Kristaller, aromatik kokular, enerji ve imgeleme çalışmalarından oluşan bu sentez terapi bana şans, mutluluk ve başarı getirdi sahiden…

Bardaktan boşanırcasına yağan yağmurun eşliğinde, Formsante ekibiyle birlikte Emirgan yollarındayız. Emirgan yokuşunda iki katlı hoş bir evin önüne park ediyor araba. Hep birlikte yağmurdan sakınmaya çalışarak kendimizi içeri atıyoruz. Güzel, ilgi çekici bir ortam burası. Beklediğim gibi ilginç bir terapi merkezi. Ben biraz heyecanlıyım aslında. Formsante için enteresan bir terapiyi deneyimleyeceğim çünkü. Aslında bana çok uzak bir konu olduğunu söyleyemem. “Kendimizde var olan enerjiyi kullanma” fikri ilgimi çekerdi eskiden beri. Bu işlerin çok da içinde değilim ama bir keresinde tanıştığım bir biyoenerji uzmanı bendeki enerjinin de ortalama bir insandakinden fazla olduğunu söylemişti. İnsanın enerjisini doğru kullanarak istediklerine ulaşabileceği fikrine katılıyorum ben de. Neyi ister ve düşünürsen, onu kendine çekiyorsun, bu doğru.
Gaia Yaşam Terapisi Merkezi’ndeyiz. Tertemiz bir atmosfer var burada. Okyanusu çok severim, kendimi okyanusta gibi hissediyorum. Ve Natalie ile tanışıyorum. Kendisi uzun yıllar Rusya ve Türkiye’de araştırma yapmış bir terapist. Oldukça sıcakkanlı biri ve güleryüzlü. Birbirimizi sevdik gerçekten. Yeni tanıştım ama sanki hep tanıyormuşum gibi hissediyorum.
Önce biraz sohbet ettik
Konu konuyu açıyor, bol bol enerji hakkında konuşuyoruz. Enerjiyle isteklerimizi gerçekleştirmek konusunda ilginç fikirleri var. Yaptığı çalışmaları bilimsel bir zeminde açıklamaya çalışıyor. Zaten aslında bir tıp doktoruymuş. Sağlık, başarı, mutluluk hakkında konuşuyoruz. Bilinçaltımızda olan ve genetik olarak eski kuşaklardan getirdiğimiz bilgilerin ve yargıların hayatımızı nasıl etkilediğini anlatıyor. “Bilinçaltını kodlamaktan” bahsediyor. Bugün deneyimleyeceğim konu da bu zaten. Benliğimizde yer alan yanlış kodlamalar yüzünden isteklerimize ulaşamadığımızı anlatıyor. Hayatımda yer verdiğim öncelikleri soruyor. Şu an için başarı, şans ve mutluluk diyorum. Aslında bunlardan yoksun değilim ama bu üç konu hayatımda daha fazla yer alsın istiyorum. Bugün bir saat içinde bu konular üzerinde çalışacakmışız…
Başıma neler gelecek?
Kısaca başıma neler geleceğini söylüyor; başarı, şans ve mutluluk için bunlar benim seçimlerim, başka her konuda yapılabiliyor bu terapi; aşk, para, bağımlılıktan kurtulmak, kilo vermek, her neye ihtiyacınız varsa- benim ihtiyaçlarım bu üçü şu an. Bunlara ulaşabilmek için zihnimizi doğru kodlamak gerekiyormuş. Bunu şimdi onun telkinleri, verdiği enerji ve de kristal taşlarla yapacağız. Evet, yanlış duymadınız eğlenceli, rengarenk taşlar da olacak terapinin içinde. İşin ilginci, terapi sonrası olaylara değişen bakış açım sayesinde hayatımın da daha olumlu hale geleceğini söylüyor. Göreceğiz…

 

Nasıl bir terapi?
Natalie anlatmaya devam ediyor: ” Beynimiz dünyada yapılmış en mükemmel bilgisayar. Ona ne verirsek, aynısını bize geri verir. Başlangıçta içi boştu. Sonra biz ona bilgileri yüklemeye başladık. Olumlu ve olumsuz kodlar girdik. Başarılar, başarısızlıklar, sevinçler, üzüntüler, cesaret ve korkular, iyi, kötü, zor, kolay gibi yargılar. Ancak olumsuz duygular daha çok titreşir ve baskındır. Zihnimizde daha çok yer eder.” Üstelik bu öğrenilmiş duygular ve yargılar sadece çocukluğumuzdan gelmiyormuş. Genetik kodlarımızdan, yani atalarımızın deneyimlerinden de bize miras kalıyormuş. Bir de bilinçaltımız var. O da bambaşka ve karmaşık bir sistemde çalışıyor ve hayatımızı etkiliyormuş. Mesela “zayıflamalıyım, zayıf olmalıyım” diyorsun zihninde. Oysa bilinçaltın bunu bambaşka şekilde algılıyor; “zayıflamak güçsüz kalmak, muhtaç düşmektir” diye savunma mekanizmasını çalıştırıyor. Sen istediğin kadar diyet yap, o sana karşı çalışıyor. Böyle bir durumda sana yapılacak terapide “zayıflama” sözcüğü “kilo vermek” ile değiştiriliyor ve “sağlıklı olmak için” sözcükleriyle destekleniyor. Bundan sonra doğru kodlamaları tekrar ederek amacına ulaşabiliyormuşsun. Benim aklıma yattı.
Taşların gücü adına…
Klasik bir terapi odası. Ayakkabılarımı çıkarıp yatağa uzanıyorum. Vücudumun farklı bölgelerine tuzlu suda ve toprakta negatif enerjiden arındırılmış kuartz , firuze ve volkanik diğer taşları yerleştiriyor. Bazı taşları elime de alıyorum. Taşların biri çok ilginç, kızılderililer bu taşlar sayesinde dilediklerinde görünmez olabileceklerine inanırlarmış. Her efsanenin bir doğruluk payı, vermek istediği bir mesaj olduğunu düşünürüm- Natalie bana taşları hissetmeye çalışmamı öneriyor. Hatta onlarla konuşmayı öğretiyor. Taşların enerjisiyle bağlantı kurup başarı, şans ve mutlulukla ilgili isteklerimi içimden söylüyorum. Kulağa inanılmaz geliyor ama bana geri yansıttıkları enerji, isteklerimin gerçekleşmesine yardım edecekmiş. Natalie bana herhangi bir uğurum olup olmadığını soruyor. Aynı çalışma, her zaman yanımda taşıdığım ve uğuruna inandığım herhangi bir obje ya da aksesuarla da yapılabilirmiş! Gerçekten de bir uğurum var; küçük bir aksesuar fil bu, yeşil yarı değerli bir taştan, uğur getirsin diyae almıştım. Bir dahaki terapiye onu da getirebileceğimi söylüyor. Kristallerle yaptığımız bu çalışma ona da uygulanabilirmiş.
Beni bana anlattı!

Devamı 2006 Nisan sayımızda…

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here