Nerde bıraktım kalbımı acaba?

”Nerede o eski aşklar?” diye başlayan cümleleri bu aralar çok sık duymaya başladıysanız siz de modern yaşamın bir sonucu olan yalnızlık ve onun getirisi olan günübirlik ilişkilerin pençesindesiniz demektir. Peki, neden bu kadar yalnızlaştık ya da neden yeni aşklar eski aşkları aratır oldu? Nilgün YILDIZ nyildiz@hurriyet.com.tr

''İki kadın bir araya geldiğinde ne konuşur?'' artık bir bilmeceden çok bir klasik haline gelmiştir. ''Bu iki kadın bir de yalnızsa ne konuşmaz ki'' demeden önce aslında artık sadece iki kadın değil, etraftaki tüm kadınların aynı şeyi konuşmaya başladığını söylemek gerekir. Çünkü günümüzde ilişkilerin tek derdi, bir ömür değil, bir haftayı geçmesi oldu. İnsanlar öyle hızlı bir tempoda yaşamaya başladı ki, fast food tarzı ilişkiler ''ismi lazım değil'' bazı fast food restoranlarını bile aratmaya başladı. Tek yapmanız gereken kuyruğa girmek yerine bir erkekle tanışmak, yemeğin parasını ödemek yerine o erkeğe bir gülücük atmak oldu. Peki ya sonrası? Aslında sonrası size kalmış demek isterdik; fakat sonrası size de kalmıyor. O gece ne yaşanıyorsa yaşanıyor ve sabah her iki kişi de sanki birbirlerini ilk defa görmüş gibi kalkıyor, giyiniyor, belki de hiç aramayacaklarını ya da hiç aranmayacaklarını bildikleri telefon numaralarını alarak ya da vererek yollarına devam ediyor. Tabii hal böyle olunca da ortada kırık kalpler, yalnız kadın ve erkekler kalıyor.

Belki evli olanlar durumun ciddiyetine tam olarak vakıf olmasa da, bekârlar için artık büyük bir sorun olan bu ilişkileri, biz de bir uzmanla konuşalım istedik ve Prof. Dr. Mansur Beyazyürek'e neden tek gecelik ilişkiler diye sorduk. Belki de aradığınız soruların cevabı burada gizlidir…

Eskiden bir tabu olan tek gecelik ilişkiler sıradanlaşmaya başladı. Cinsel yaşamdaki bu değişimin nedeni ne olabilir?

Yaklaşık 50-60 yıldır modern toplumlar tüketim toplumu haline geldiler. Ne kadar tüketirsen o kadar var, ne kadar tüketirsen o kadar mutlusun. Bütün teknolojik olaylar çok hızlı gelişiyor. Bilgisayar tüm hayatımız haline geldi. Cep telefonu modellerinin nerdeyse gün geçmeden yenisi çıkıyor. Dolayısıyla ilişkilerde de bu böyle oldu. Hızlı tüketim ilişkilerimize de yansıdı; ilişkilerimizin de çoğunu tüketmeye başladı. Böyle kalıcı, duygusal, yıllara dayanan ilişkiler yerine günlük ilişkiler başladı. Tıpkı tükettiğiniz cep telefonları gibi, tıpkı tükettiğiniz buzdolabı gibi. Teknoloji, o kadar bizi bizden etti ki, sanki insanı insan yapan özelliklerden uzaklaştırdı ki. 50-60 sene hatta 20-30 sene önce yaşanan kalıcı, insanı bütünleştiren, besleyen, büyüten duygusal ilişkiler yerine, çok daha kısa süreli ilişkiler başladı. Aynen yemeği tüketir gibi sofra adabı kayboldu. Gecelik cinsel ilişkide sofra adabı unutuldu. Bu tüketimi yaşayan insan, mutlu olur mu? Kocaman bir soru işareti! Tabii ki insana baktığınızda, insan mutlu değil; çünkü insanı insan yapan malzeme kemik, et yani fiziksel özellikler dışında bir şey. Biz makine değiliz ki, malzememizde tüm bunların ötesinde bir şey var. Biz oraları ihmal ediyoruz. Cinsellik içinde bakışmak vardır, dokunmak vardır, kokusunu almak vardır, onunla bir zevki paylaşmak vardır. Bunlar varsa, o cinsellik mutlu eder insanı. Bunları çıkarttığınız zaman, cinselliği sadece boşalım, bir doyum vasıtası olarak algıladığınızda, bir bakıyorsunuz yerini ne doldurabilir. Olması gerekenler için zaman harcamak lazım; o zamanı harcamadığınız zaman ne oluyor? Mutsuz oluyorsunuz. Niye tatmin olmuyoruz? Çünkü modern ilişkiler insanı tatmin etmekten uzak ilişkilerdir. Bu nedenle mutsuz oluyoruz.

Haberin devamı 2010 Ocak sayısında…

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here