Ofisler aynı, kalpler ayrı olmasın!

22022014 ofisaski1

Ömrünüzü beraber geçireceğiniz hayat arkadaşınızla işyerinizde karşılaşma ihtimaliniz çok yüksek… İlk günlerde bir peri masalı gibi başlayan bu aşkı ofisteki kıskançlık ve rekabetlere kurban vermemek içinse çaba göstermeniz gerekiyor.

Birçok insanın düşündüğünde dahi tüylerini ürperten bir seçenektir eşiyle ya da sevgilisiyle aynı ofiste çalışmak. Haksız da değiller… Günün 24 saatini beraber geçiren çiftlerin birbirinden bıkacağı endişesinin yanı sıra işyerindeki rekabet, kıskançlıklar ve maaş farkından doğan çekişmeler iki tarafı da zorlu bir sınava tabi tutuyor. Oysa başlangıçta her sabah onu görecek olmanın heyecanı ile işe gitmek, her işe şevkle sarılmak, akşam ofiste biraz daha vakit geçirmek için bahaneler yaratmak ne güzeldi. Kırılma noktası neydi, onun varlığına ne zaman tahammül edemez oldunuz?

Uzman Psikolog Alanur Özalp, eşlerin aynı işyerinde çalışmasını önermediklerini belirtiyor. Birlikte çalışmaya mecbur olanların ise biraz çaba göstererek durumu avantaja dönüştürebileceğini söylüyor. “Aynı işyerinde çalışmak aşkı öldürür” yargısının bir şehir efsanesi olduğunu belirten Özalp, “Çiftlerin arasındaki aşk, başarıları ile doğru orantılı. Başarı geldikçe aşk da katmerleniyor” diyor. 

Şunu kabul etmek gerekir; işyerleri insanların hayat arkadaşlarını bulmaları için uygun bir ortam… Uzman Psikolog Alanur Özalp de bu nedenle kadın ve erkek personelin eşit sayıda bulunduğu işyerlerinin insanların sosyal hayatını geliştirmeleri için daha uygun olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “İşyerinde tanışıp evlenen çiftlerin imkânları varsa eşlerden biri evlendikten sonra başka bir şirkete ya da aynı şirketin başka bir şubesine geçebilir. Eğer bu mümkün değilse aynı işyerinde çalışmayı avantaja dönüştürmeye çalışmalılar. Bazı toplumsal önyargılar bunu zorlaştırabilir ancak imkânsız değil.” Bunu başaramayanların terapi desteği de alabileceklerini söyleyen Özalp, “Bunu ‘Hastayım, tedavi oluyorum’ diye düşünmemek gerekiyor. Burada amaç; sınır koyabilmeyi, hayır demeyi ve denge kurmayı öğrenmek” diyor.

Özalp, bir diğer doğru bilinen yanlışı ise şöyle açıklıyor: “İşteki sorunların evde konuşulmasının hata olduğu düşünülür. Oysa eşlerden birinin yüzü asıksa diğer eş bunun nedenini bilmek ister. Sorunu paylaşmak ister. Bu iyi bir evlilik için önemli bir paylaşım. Aynı işyerinde çalışan eşler bu paylaşımı daha kolay yapıyor.”

“Aynı işyerinde çalışmaktan korkmayın” diyen Özalp, “Eğer işlerinizi ayıramıyorsanız aynı işyerinde sınırlarınızı bilin, alanlarınızı ayırın. İlişkinizden önceki arkadaşlıklarınızı koruyun ve beraber olmanın tadını çıkarın” diyor.

 

Kıskançlığı engelleyin

Daha çok kadınları mağdur eden işyerinde kıskançlık, erkeğin bir süre sonra “Sen artık evde otur, çocuklarımıza bak” baskılarına kadar varabiliyor. Aynı sektörde çalışan çiftler arasında bu durum daha fazla yaşanıyor. Gözün görmediğine gönül katlanır misali, örneğin pazarlama sektöründe çalışan bir erkek, karısının ya da sevgilisinin müşterilerle iletişimini görünce rahatsız olmaya başlıyor. Özellikle yönetici konumuna gelmiş olan kadınlar için ‘evde otur’ teklifi boşanma sebebi dahi olabiliyor. 

Öneri: İki eşin de çalışıyor olması gelirinizi artırır, yaşam seviyenizi yükseltir.  Eşinizin çalışmasına bu açıdan bakın ve kişisel durumunuzu işinize karıştırmayın. Ona da, kendinize de güvenin, saldırgan davranmayın.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here