Okul Aşkları

1274711628-01

1274711628-01Okul aşkları unutulmaz; pek çok kişi, kalp atışlarının ilk kez hızlanmasıyla okul sıralarında tanışmıştır. Ve ‘aşk’ kelimesinin tam olarak ne olduğuyla da… Ancak, yıllardır olduğu gibi, bu aşklar tatlı hatıraların arasında yerini alacakken, artık teknolojinin de yardımıyla tekrar güncellenebiliyor.Yıllar sonra birbirleriyle tekrar web’de buluşan âşıklar, ‘ne varsa ilk aşkta var’; diyerek, yıllar sonra da olsa, bu masum ilişkiye kaldığı yerden devam edebiliyor. Biz de tam da bunu yaşayan 3 çitfi bulduk ve o çok tatlı hikâyelerini onların ağzından dinledik.

Zeren & Selim Güzelbahar
Bu gerçekten gerçek bir aşk!

Bizim aşk hikâyemiz, ilkokul 2. sınıfta başladı. Yeni bir okula gelmiş, onu da gelir gelmez fark etmiştim. Üstelik bu karşılıksız bir aşk da değildi! Çok küçüktük; birbirimizden, konuşamayacak kadar utanıyorduk; ancak o masum aşk mektupları gidip, geliyordu. Ben duygularımı günlüğüme aktarıyor, hatta zaman zaman aşkımızın sonunun ne olacağını düşünüp, dertleniyor, göz yaşlarına boğuluyordum…

Onunla ortaokul 3’e kadar aynı sınıfta okuduk, ancak ondan sonra ben farklı bir okula geçtiğim, sonrasında da üniversite eğitimine, yurt dışına gitmem gerektiği için ayrılmak zorunda kaldık. Ancak, ara sıra da olsa birinden adını duyduğumda hep aynı şeyi söylüyor: ‘Selim Güzelbahar; işte o benim ilk aşkım!’ diyordum. Onun bana yazdığı mektupları, günlüklerimi ve basketbol sahasında gizlice çektiğim fotoğraflarını da saklıyordum.

Tekrar görüşmeye başlamamız, seneler sonra ilkokul grubunun bir araya gelmesiyle oldu. İşte ilk aşkım Selim Güzelbahar karşımdaydı. Bu, tarifi, anlatması pek de mümkün olmayan bir histi… Ve ne kadar şanslıydım ki, yıllarca ilk aşkım olarak ismini andığım kişi, dünyanın en harika insanlarından birisine dönüşmüştü. Arkadaşlığımız tekrar başladı; daha sık görüşür olduk ve sonunda da tüm bunlar gerçek bir aşkla sonuçlandı. Yıllar sonra tekrar buluşmuştuk sanki, hiç yabancılık hissetmedik. Her şeyden önce biz arkadaştık, hem de 25 senelik arkadaş,

Selim, bana harika bir kış günü, arkadaşlarımızla kayak yapmaya gittiğimiz Uludağ’da sürpriz bir şekilde evlenme teklif etti. Dizlerinin üzerine çöktüğünde öylesine şaşırmıştım ki, ben de onunla birlikte yere çöktüm!

Ve bu aşk, 15 Ağustos 2009’da bize göre muhteşem olan bir düğünle sonuçladı.

Nazlı Sevin Aksoy & Emre Doruk
Onun peşinden dağ dağ gezdim…

Dün gibi hatırlıyorum; ortaokul birinci sınıfın ilk günüydü. Hepimiz neşeyle tekrar buluşmanın mutluluğunu yaşıyor, birbirimize yaz boyu ne yaptığımızı anlatıyorduk. Sonra birden o geldi. Öğretmenimiz, bu yeni arkadaşımızın bizim okula yeni geçtiğini ve bu seneye kadar İsviçre’de okuduğunu anlattı. Sınıftaki bütün kızların yüzünde büyülenmiş bir ifade oluşmuştu; çünkü Emre inanılmaz yakışıklıydı! Zaman geçtikçe onu daha iyi tanıdık ve profesyonel olarak alp disiplini kayak yaptığını, kamplara, yarışlara katıldığını öğrendik. Bütün kızlar ondan çok etkilenmişti ama benim içimde farklı bir ateş yanıyordu galiba! Artık ondan başka bir şey düşünemez olmuştum. Ancak ne yazık ki önemli bir sorun vardı, Emre, kış boyunca sürekli kamplara katılıyor, derslerden de izinli sayılıyordu. Benimse mutlaka onu görmem gerekiyordu. Bu nedenle hafta sonları Uludağ’ın hatta birkaç kere o yarışa gittiği için Çek Cumhuriyeti, Avusturya ve Bulgaristan’ın da yolunu tuttum. Okul yıllarının bitmesiyle beraber benim aşkım da biraz küllendi. Ancak yine de, ne zaman Uludağ’a, Kartalkaya’ya gitsem onu hatırlıyordum. Ta ki, bir yılbaşı tatilinde, sinir içinde kalabalık telesiyej sırasında, kayaklarımın üzerine basan birisine doğru hışımla dönene kadar: Bu kişi onun ablası İdil’di. İdil de bizimle aynı okuldaydı ve beni hemen tanıdı. Emre’yi sordum hemen; tabii o, bu kolay pistlerde olacak değildi; İdil başka bir pistte kaydığını söyledi ve akşama otelde görüşürüz, dedi. Ben hemen kaymayı bırakıp, otelin spa ve güzellik merkezine koştum. Ve akşam sevgili lise aşkım, tüm sevimliliğiyle karşımdaydı. Bütün gece şömine başında sohbet ettik. Ertesi gün de, parlayan kar kristallerinin arasından beraber kaydık. Bu bir rüyaydı, üstelik bazı rüyalar gibi kısa da sürmedi: Bir yılın sonunda evlenmeye karar verdik. Şu an nişanlıyız ve bu aşkı anlatan pırlanta kartanesi kolyem hep boynumda!

Devamı 2009 ekim sayısında…

 

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here