Okurlarımızla rafting maceramız: Bizi birleştiren nehir!

Havalar güzelleştikçe kendimizi yeşil çayırlar yerine buz gibi sulara bıraktık bu ay. Ecoraft rehberliğinde Düzce yakınlarında Melen Çayı’nda rafting yaptık. Sularla boğuşurken takım çalışmasının ne denli önemli olduğunu bir kez daha anladık, hem kondisyon kazandık hem de keyif ve heyecandan bol bol çığlık attık. Yine yapar mıyız? Eveet!

İleri, geri, tutun, eğil, çömel… İşte bu dört komut, nehrin dibini boylamamak için gerekli olan sihirli sözcükler. Şişme bir botun ucuna ilişip, bir kürek maharetiyle nehirle gökyüzü arasında denge kurmaya çalışmanın ne zor birşey olduğunu yaşamayan anlayamaz. Zor ama, ne kadar zor olsa da bir o kadar keyifli. Biz de bu keyfi okurlarımızla birlikte Düzce yakınlarındaki Melen Çayı'nda günübirlik bir organizasyonda yaşadık….
Su geçirmez kıyafetler
Organizasyon günü sabah 07.30'da biz Formsante'ciler ve üç okuyucumuz buluştuk. GeziciYak turizm organizasyon firması aracılığıyla bize eşlik edecek olan Ecoraft Rafting ekibiyle birlikte yola çıktık. Keyifli çay molalarıyla beraber yaklaşık 3 saat süren yolculuğumuz bitip Düzce yakınlarındaki Dokuzdeğirmen köyüne vardığımızda, üzerimizde sabahtan kalma "uykulu" ruh halinden eser kalmamıştı. Neden diye hiç sormayın. Çünkü verilen rafting eğitiminde, başına neler geleceğini öğrenen herkesin uykusu kaçıverir. Ama eğitimden bahsetmeden önce sırada giyinme seremonisi var..
Sonuçta bahar aylarındayız, bu rafting macerası sırasında şifayı kapmamak için mayolarımızın üstüne Ecoraft tarafından verilen su geçirmez neopren elbiseleri ve koruyucu rüzgarlıkları giydik, can yeleği ve kask taktık. Bu mevsimde rafting yaparken soğuktan korunmak için içinize yün kazak ve yün çorap giyebilirsiniz- ancak dikkat edin pamuklu kumaşları tercih etmeyin, ıslaklığı ve soğuğu kendinize çekmeyin.- Giyinme faslından sonra kısa bir temel eğitim için toplandık ve bakın neler öğrendik…

Biz doğru nehirdeyiz!
Akarsular, rafting açısından zorluk derecelerine göre uluslararası standartlarda 1’den 6’ya kadar sınıflandırılıyorlar. 1 en kolay, 6 ise aşılamayacak zorlukta olan dereceleri ifade ediyor. Örneğin Çoruh nehri 5-6, Dalaman 4-5, bizim maceraya çıktığımız Melen Çayı ise ortalama 3 derecelik zorluktaymış. Yani ilk defa rafting yapacak bizler doğru yerdeyiz neyse ki. Eğitim sırasında anlatılanlardan biraz gözümüz korkmadı değil: ” Botun ucuna oturuyorsunuz ve yapmanız gereken senkronize şekilde küreklerinizle eğitmenin komutlarına uymak. Düşerseniz ne yapacaksınız? Mümkünse botun kenarlarındaki iplere tutunup sizi yukarı çekmelerini bekleyin. Bottan uzaklaştıysanız ve küreğiniz elinizdeyse küreğin arka ucunu ipe takmaya çalışın, hiçbirşey yapamıyorsanız, kıyıya yaklaşamıyorsanız-akıntıya karşı değil- akıntı yönünde sırtüstü pasif yüzme hareketine geçin. Yani kulaç atmadan ve ayak çırpmadan hatta ayaklarınız bitişik olsun ki araya kaya falan girmesin (!) akıntıya bırakın kendinizi, biri sizi kurtarana dek. Ya bot devrilir de herkes suya düşerse ne yapacaksınız? Botun altında kalmamak için elinizden geleni… Durum budur!”
Su savaşları
Nehir rehberimiz Ortaç Besi, profesyonel tavırlarıyla en ihtiyacımız olan şeyi, aradığımız güveni bize sağlıyor. Kendisi 2000 yılında Türkiye’de kurulan ilk rafting milli takımında yer almış. O, Ecoraft ve raftinge gönül vermiş diğer kişi ve kuruluşlar ülkemize büyük turizm potansiyeli sağlayabilecek olan bu sporun hak ettiği seviyeye ulaşması için yıllardır çalışıyorlar. Ortaç ve bizim takım, diğer ekiplerle birlikte botları suya indirmeden önce karada antrenman yapıyoruz. Kürekleri senkronize nasıl kullanacağız, ne zaman tutunacağız, akıntıya göre ne zaman çömeleceğiz, biri suya düşünce onu nasıl yukarı çekeceğiz vs… Her şey yolunda gözüküyor ve hepimize güven geliyor; öyleyse doğru suya…
Harika bir duyguymuş!
Önce sakin sakin kürek çekiyoruz. Rehberimiz en arkada bota yön, bize komut veriyor. “Kürekler ileri, kürekler geri” Bir tür konvoy halindeyiz, arka arkaya yaklaşık 7-8 bot ve görülecek enfes bir manzara var. Yemyeşil bir doğa, sakin bir nehir ve sessizlik! Az sonra bu huzuru ne bozuyor? Bilemediniz akıntı ya da dalgalar değil, rahat durmayan diğer ekipler. Rafting yapmanın en zevkli kısımlarından biri bu: Su savaşları! Herkes birbirine küreklerle su atıyor ve çığlık çığlığa bir eğlence başlıyor. Akıntının hızlanmaya başladığını suyun sesini dinleyerek anlayabiliyorsunuz. Bir süre sonra biz de birçok kez akıntıya kapılıyor, bol bol dalga yiyor ama hiç bir seferinde dengemizi kaybetmiyoruz. Yıkılmadık, ayaktayız. Bunda iyi bir ekip ruhu oluşmasının yanı sıra rehberimizin de payı büyük bence. Öyle ki devrilen başka botlardan kurtardığımız bir kişi bile var. Ne var ki yol uzadıkça ve biz kıyafetlere rağmen sırılsıklam ıslandıkça işin rengi birazcık değişiyor, üşümeye sonra da titremeye başlıyoruz. Ama yaşadığımız keyfin yanında birazcık üşümenin ne önemi var ki? Tam bir buçuk saat boyunca sularla boğuştuk ve müthiş eğlendik. Zafer sarhoşluğuyla kıyıya varıyoruz. Her şey harikaydı. Bu bir günlük macera hepimizi uzun bir tatile çıkmışçasına dinlendirdi işte…

Devamı 2006 Mayıs sayımızda…

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here