Peynir-ekmek gibisi var mı?

Yıllar önce 8 ayda 40 kilo veren televizyoncu-gazeteci Fatih Türkmenoğlu, o günden beri “kendini kolluyor ve şanslı sayıyor: “Allah’tan damak tadım çok basit şeyleri seviyor. Peynir, ekmek domates, bir de yeşil biber benim için en güzel yemek…”

Yazın en sıcak günlerinden birinde Çubuklu Sunset'teyiz. Bildiniz, Etiler Sunset'in Çubuklu şubesi. Hayal Kahvesi'nin hemen yanında. Karşımızdaki manzara harika. Boğaz ayaklarımızın altında. İstinye'den Çubuklu'ya geçtiğimiz teknenin geri dönüşünü izliyoruz. Biz, diyorum da biz kim miyiz? Televizyoncu-gazeteci Fatih Türkmenoğlu'yla birlikteyiz. Türkmenoğlu, bir koltuğa birkaç karpuz sığdırabilenlerden. 1968 İstanbul doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık Bölümü'nün ardından New York Üniversitesi'nde insan kaynakları yönetimi ve işletme konusunda lisans üstü eğitim aldı. Gazeteciliğe Aktüel'de başladı ve o dönemde pek çok haftalık, aylık dergiye daha çok izlenim tarzında yazılar yazdı. Tanışmamız o yıllara rastlar.
Meslektaşım diye söylemiyorum ama çalışkanlığını ve pozitif ruh halini her zaman taktir ettim. NTV'de "Sesler ve Renkler", "Yolcu" gibi programlarla geniş kitlelerin tanıdığı bir televizyoncu oldu. CNN Türk'e geçti. CNN International'ın da Türkiye'deki kontak ismi. Sözü fazla uzatmayalım, Türkmenoğlu'nun şimdi bir şapkası daha var. Epsilon Yayınları'ndan çıkan "Üç Kuruş Olsun, Kırmızı Olsun"la yazarlığa da adım attı.
Kitap birbirinden bağımsız öykülerden oluşuyor. Değişik ülkelerde geçen kimi kurgu, kimi gerçek. Doğrusu insanın tanıdığı birinin, arkadaşının kitabını okuması çok keyifli ama aynı keyfi sıradan okurun da duyacağına eminim. Akıcı ve sade dili sayesinde öykülere kaptırıveriyorsunuz kendinizi. Biraz da Türkmenoğlu'na soralım bakalım yazmayı ve yazdıklarına gelen eleştirileri..

Ortada olmak korkutucu

"Beni en çok mutlu eden şey yazmak. Hani 1000 kişinin okuduğu bir dergi de olsa aynı mutluluk, 1 milyon satan bir gazetenin eki de olsa aynı mutluluk hiç değişmiyor. Ben bunun üstüne gitmeliyim ve istiyorum ki bundan sonra biraz daha yazmanın üstüne gideyim. Birisi 'Tam TV'de yaptığın gibi, sağı gösterip solu vurmuşsun' dedi. Kitabın en korkutucu tarafı, çok ortada oluyorsun. Hani ben diye yazmasan da çok ortadasın."
Tabii bu arada yemeklerimiz de geliyor. Ama önce Çubuklu Sunset'in şefi Dilara Erbay'dan söz etmek istiyorum. İşimizi o kadar kolaylaştırdı ki. Daha geldiğimizde "Formsante okurları için özel şeyler hazırladım. Hakikaten çok sağlıklı"deyip masanın hazırlanmasından, fotoğraf çekimleri aşamasına kadar yanımızdaydı. İtiraf etmeliyim her şey çok lezzetliydi.
Mönü diyet, manzara harika
Özellikle diyet yapanlar bilirler. Dışarıda, yemek yemek zordur. Çünkü mönüsü size uyan restoran bulmak imkânsız gibidir. Ancak Çubuklu Sunset'te böyle bir probleminiz yok.
Bizim de sohbetimiz ister istemez yemekle devam ediyor. Türkmenoğlu'na bir dönem epey kilo verip mankenlik bile yaptığı günleri hatırlatıyorum. "Bravo, nasıl hatırladın? Çok şişman bir çocuktum, 110 kiloydum. 8 ayda 40 kilo verdim. Neşe Erberk'i de okuldan tanıyordum. "Manken ol"deyince bu beni daha çok kamçıladı. Ama hâlâ kilo takıntım var. Kolluyorum kendimi. Kiloma hep dikkat ediyorum. Yemeği de çok seviyorum. Allahtan damak tadım çok basit şeyleri seviyor. Peynir, ekmek domatesi çok seviyorum. Bir de yanında yeşil biber olursa en güzel yemek. Çok ciddi spor yapıyorum. Bütün geçen yıl boyunca Hürriyet'in altındaki küçük salonda spor yaptım. Bazen 2 saat bazen bir saat. Haftanın en az 3 günü gittim

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here