Ruhu yaralayan fısıltılar

Kopyala yapıştır dedikodular
Uzman Psikolog Alanur Özalp, dedikodunun sadece birbirini tanıyan insanlar arasında sınırlı kalmadığı, özellikle gelişen teknoloji ile birlikte internet üzerinden özellikle ünlüler hakkında dedikodu yapmanın çok yaygın olduğunu belirtiyor. Gün içinde Twitter’daki gönderileri takip ettiğinde birçok ünlü isim hakkında aslında hiç kimseyi ilgilendirmeyen bilgilere rastladığını söyleyen Özalp, “Bugün ortaokul ve lise çağındaki çocukların ders içeriklerinde mutlaka bilmeleri gereken çok önemli konuları bilmediklerini ancak örneğin ünlü bir şarkıcının sevgilisinin ne iş yaptığından annesinin kim olduğuna kadar birçok gereksiz bilgiyi akıllarında tuttuklarını görüyorum. Bu tür bilgileri taşıyan kişiler çok popüler oluyor, herkes ona imreniyor. Bu konularla ilgilenmeyen çocuklar ise sıkıcı olarak nitelendiriliyor. Hatta bazı çocuklar sırf üzerlerine sıkıcı etiketi yapışmasın diye özel olarak bilgi toplamaya başlıyor. Çocuklar kendi aralarında dedikodu yarışı yapıyorlar” diyor. Özalp, internet üzerinde iki kişi arasında kaldığı düşünülen yazışmaların da kopyala-yapıştır yolu ile üçüncü kişilere yayıldığını, bunun da bir tür dedikodu olduğunun altını çiziyor.

Dedikoduculuk bir yerden sonra yalancılık, sahtekarlık hatta dolandırıcılığa kadar gidebiliyor. Bir dedikodu bazen cinayet nedeni bile olabiliyor.

İşyerinde dedikodu performansı düşürüyor
Uzman Psikolog Alanur Özalp, işyerinde çaresiz bırakma anlamına gelen ‘mobbing’in en güçlü ve zarar verici yönteminin dedikodu olduğunu çünkü dedikodunun yalan bile olsa bir kere duyuldu mu temizlenmesinin çok zor olduğunu belirtiyor. “Hakkınızda bir dedikodu yayıldı mı sonrasında bin kişi gelip aksini söylese de o lekeyi temizlemek çok zor oluyor” diyen Özalp, kafalarda hep bir soru işareti kaldığını söylüyor.
İşyerinde dedikodu erkekler için ayak kaydırma aracı olabilirken kadınlar için daha çok kim ne giymiş, nereye gitmiş, kiminle berabermiş, o pahalı ürünü almak için parayı nereden bulmuş gibi konular etrafında dönüyor ve herkes için performans düşürücü etki yaratıyor. Eğer ortamda dedikoduyu seven bir çalışan varsa diğerleri ‘Benim hakkımda da konuşuyor mu, söylediklerini nasıl öğrenirim, aksini nasıl ispatlarım’ diye çaba sarf etmeye başlıyor. Bazen bu önemsiz sayılan konuşmalar o kadar ileri boyuta varıyor ki karşı taraf için can yakıcı olabiliyor. Öte yandan dedikoduyu yapan da bu iş için büyük emek harcıyor, soruyor soruşturuyor ve bu çaba iş performansına olumsuz yansıyor.

DEDİKODUDAN UZAK DURMA TAVSİYELERİ
● Etrafınızda size en taze dedikoduları aktaran birisi varsa dikkat edin çünkü bir gün onun malzemesi olmamak için hep iyi geçinmeye çabalayacaksınız ancak yine de korktuğunuz başınıza gelecek. Bunu önlemek için bu tür insanlarla daha az konuşarak, onlara daha az bilgi aktararak aranıza belli bir mesafe koyun. Bir süre sonra onun da pes edip sizinle bağlantı kurmaya çalışmadığını göreceksiniz.

● Usta dedikoducular siz fark etmeden ağzınızdan laf alıveriyor. Hatta dedikodu yapılan bir ortamda ağzınızdan tek kelime çıkmasa bile kafa sallamanız söylenenleri onayladığınız şeklinde yorumlanıp kulaktan kulağa yayılabiliyor.

● Eğer siz dedikodudan uzak durmakta kararlıysanız bunu karşı tarafa net bir şekilde ifade etmeniz gerekiyor. Örneğin bulunduğunuz masada bir dedikodu dönüyorsa çok net olarak konuyu duymak istemediğinizi, bu nedenle masadan kalkacağınızı belirtmelisiniz.

● Bazı insanlara onlar hakkındaki düşüncelerinizi size darılacak diye net olarak ifade etmekten kaçınıp, kulağına gitmesi için başkalarına anlatıyor olabilirsiniz. Bunu yapmayın, çünkü söylediklerinizin birebir aktarılacağından emin olamazsınız ve o laf dönüp dolaşıp sizi haksız duruma düşürebilir. Herkese karşı açık olun ve söylemek istediklerinizi o kişiye yüz yüze bizzat söyleyin.

Devamı diğer sayfada

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here