Sağlıklı beslenmenin yolu Raw Food (çiğ beslenme) nedir, nasıl yapılır?

Dünyanın dört bir yanında insanlar artık raw food; yani çiğ ve canlı besin tüketiyor. Aklınıza sadece çiğ sebze ve meyvelerle hazırlanan mönüler gelmesin; lazanya da yiyorlar browni de… Tek fark kullandıkları malzeme… Peki raw food nedir? Raw food (çiğ beslenme) için uygun gıdalar nelerdir? Çiğ beslenmenin püf noktaları nelerdir? İşte yanıtı…

Kaliforniya’dan dünyaya yayılan bu akımın Türkiye’deki savunucularından Miyase Bülbül, bu tür beslenmenin sağlığa katkılarını anlattı ve özel tariflerini formsanté okurları ile paylaştı.

“RAW FOOD” NEDİR? *

İngilizce’deki “raw’ kelimesi çiğ anlamına geliyor. Bu beslenme tarzında sadece çiğ değil, aynı zamanda canlı beslenmekten de bahsediyoruz. Ama bu sadece salata, sebze, meyve yediğimiz anlamına gelmiyor. Bazı gıdaları kurutarak pişiriyoruz. Tıpkı güneş gibi… Isıtma derecesi 40-45 derecenin üzerine çıkmıyor. Çünkü daha yüksek ısıda pişirilen gıdalarda vitaminlerin ve enzimlerin tamamı, minerallerin yüzde 70’i kayboluyor, antioksidanlar ise büyük zarar görüyor.

RAW FOOD HANGİ GIDALARI KAPSAR? *

Raw food’un künyesinde organik, hayvansal gübre ile yetiştirilmiş ve hiçbir kimyasala maruz kalmamış meyve ve sebzelerin yanı sıra kökler var. Kök derken, filizlendirerek, köklendirerek yemekten bahsediyoruz. Mercimek, nohut, esmer buğday gibi gıdaları bir gece suda bekletip köklendirerek, canlı hale getiriyoruz. Bunların yanı sıra kavrulmamış ve yine organik badem, ceviz, ay çekirdeği, kabak çekirdeği gibi kuru yemişler; hindistan cevizi, avokado, zeytinyağı, cevizyağı gibi rafine olmamış doğal yağlar.

ÇİĞ BESLENMENİN PÜF NOKTALARI VAR MI? *

Bu işin temeli asit-alkali dengesini sağlamak… Vücut alkali bir yapı; hücreler alkali ortamda tam ve doğru çalışıyorlar. Fakat biz gerek soluduğumuz kirli hava, gerek bulunduğumuz sağlıksız ortamlar, gerekse konserve ve pişirilmiş gıdalar ile vücudumuzu asidik yapıya dönüştürüyoruz. Bütün bu pişirilmiş gıdalar ve soluduğumuz havanın vazgeçilmez olduğunu düşünürsek bu dengeyi kurmak için alkali değeri yüksek su içmemiz gerekiyor. Evlere mutlaka filtre cihazı takılmasını öneriyorum. Artık ABD’de ve Japonya’da hastaneler bile filtre kullanarak alkali suyu şifa niyetine hastalara veriyorlar. Besinleri tüketirken de asit-alkali dengesine dikkat etmek, bu dengeyi etkileyen besin bileşimlerini bilmek önemli.

Filizlenen kökler nasıl yeniyor?

Denemenizi öneriyorum. Üzerine biraz limon, zeytinyağı ve tuz ile muhteşem bir tat oluyor. Tek başına yiyebilir ya da salatalara ekleyebilirsiniz.

Çiğ ve canlı beslenmede etin yeri yok mu?

Rawfoodist’ler üçe ayrılıyor. Hiç et yemeyenler, eti marine ederek çiğ olarak yiyenler ve sadece balık eti yiyenler. Et yiyenler de sadece organik eti tercih ediyor. Ben somon ve ton balığı yiyorum.

Neden çiğ ve canlı beslenmeyi tercih ediyorsunuz?

Daha canlı, daha enerjik, daha dingin, sağlıklı kiloda, genç ve hastalıklara karşı daha dirençli olmak için daha fazla raw food tüketmeniz lazım. Bu şekilde beslendiğinizde enzimleri, mineralleri, vitaminleri tam olarak aldığınız için fazla yeme isteği duymuyorsunuz. Oysa pişmiş gıdalarda vücudun tokluk hissetmesi daha fazla zaman alıyor. Bu besinlerin su oranı da yüksek. O nedenle mideyi daha kolay şişiriyor. Hızlı doygunluk ve az kalori ile sağlıklı kilo korunuyor.

Pişmiş gıdalar enerjimizi nasıl azaltıyor?

Sağlıklı bir insanda toplam enerjinin yüzde 10’u beyin, yüzde 20’si organ ve hücreler, yüzde 40’ı sindirim, yüzde 30’u ise aktivite için kullanılıyor. İdeal oran bu… Ancak yoksun ürünlerle beslendiğinizde sindirim sisteminizin kullandığı enerji yüzde 40’tan 70’lere kadar çıkıyor. Önce fiziksel aktiviteden kaybediyorsunuz. Mesela ağır bir akşam yemeğinden sonra elinizi kaldıracak haliniz kalmıyor. Daha ileri durumlarda organlardan ve son olarak beyinden enerji alınıyor. Bu nedenle sağlıklı bir yaşamın sırrı sağlıklı bir sindirim sisteminde… Bunun için de çiğ ve canlı beslenme önemli.

Pişirilmemiş gıdaları nasıl daha çekici hale getirebiliriz?

Alıştığımız tatların hepsini yapabiliriz. Hamburger, browni, lazanya, tiramisu; bunların hepsini farklı malzemelerle ve pişirmeden yapabiliyoruz. Örneğin hamburgeri keten tohumu ve ay çekirdeği unu ile yapıyoruz. Tat aynı çünkü hamburgere tadını veren et değil, baharattır. Aynı baharatları kullanırsanız, beyniniz de aynı tadı algılıyor. Lazanyayı ise kabaktan ve kaju fıstığından yapıyoruz. Fırından çıkmış, üzerinde peyniri erimiş bir lazanyadan farklı bir görüntüsü ya da tadı yok, her şey aynı. Ön yargılardan kurtulmak gerekiyor. Yer elmasını asla çiğ yiyemeyeceğini düşünen bir bayan daha sonra beni arayıp teşekkür etti ve her gün yemeye başladığını söyledi.

Peki ya tatlılar?

Nohutu ve buğdayı köklendirerek, doğal şeker olarak hurmayı kullanarak aşure yapıyorum. Hiç pişirmeden browni yaptım ve bir seminerde “Aynı tat ama dörtte bir kalori” diyerek ikram ettim. Önce şüphe ile bakanlar yiyince inanamadılar ve tarifini sormaya başladılar. Sadece ceviz, kakao ve hurma kullanmıştım. Bunun gibi birçok tarif bulunuyor.

Organik ürünler, özel fırınlar, filtre cihazları… Çiğ ve canlı beslenmek çok maliyetli değil mi?

Bugün kuru yemişçide bademin kilosu 40 lira, organik alırsanız 60 lira. Ülkemizde organik ürünlerin pahalı olduğu bir gerçek. Bu konuyu şöyle açıklıyorum; bir gün sağlığınız bozulduğunda aniden oluk oluk para akıtmak yerine, uzun vadede yüzde 20-30 daha fazla para harcayarak sağlıklı yaşayabilirsiniz.

nisan-2011-dogal-terapiler-3-resim-3ALKALİ KRALİÇESİ BADEM

Kavrulmamış badem alkalik bir yapıya sahip. Bir gece boyunca alkali suda bekletilen badem kahverengi bir su bırakıyor. İçine su çeken ve hacmi büyüyen bademin hem asidi gidiyor hem de yağ oranı azalıyor. İçindeki alkalik yapının canlanması ile birlikte badem de yeniden canlanmış, çiğ ve canlı bir gıdaya dönüşüyor. Yağ yaktığı için her sabah içilmesi önerilen ılık suyla limon karışımı da yine alkali yapımına yardımcı olduğu için çok faydalı. Alkali yapımına yardımcı olununca vücut doğal sisteminde çalışmaya başlıyor ve yağ yakılıyor.
nisan-2011-dogal-terapiler-3-resim-2KAHVALTI KARIŞIMI

Yüzde 60 sebze, yüzde 40 meyve olmak üzere; kereviz sapı, maydanoz, dereotu, pazı, ıspanak, kara lahana, havuç, elma ve limon suyunu blender’dan geçirin. Sabah evden çıkmadan için, öğlene kadar acıkmayacaksınız ve kendinizi canlı hissedeceksiniz.

BADEM SÜTÜ

Bir ölçü bademi bir gece boyunca alkali suda bekletin. Ertesi gün suyunu süzün. Blender’a bir ölçü badem ile üç ölçü alkali su ekleyin ve çalıştırın. Badem sütünüz hazır. Tat vermek için hindistan cevizi ve hurma ekleyebilirsiniz. Her kullanımdan önce çalkalayın. Hazırladığınız badem sütünü buzdolabında 4-5 gün tazeliğini koruyor.

Herkes yüzde yüz çiğ ve canlı besin tüketemeyebilir. Dengeyi nasıl kuracağız?

nisan-2011-dogal-terapiler-3-resim-1

Yüzde 60 raw, yüzde 40 pişmiş beslenmek bile önemli fark sağlar. Ancak ideal olanı yüzde 80-yüzde 20 oranı. Beslenirken daha çok meyve, sebze ve kökleri yemeye dikkat etmek, sofrada bu ürünleri önceden yiyip pişmiş gıdalara sonra geçmek ve bu sayede daha az pişmiş gıda yemek doğru bir yol. Sabah kahvaltılarında mümkün olduğunca taze maydanoz, dereotu, zeytin, meyve-sebze suyu ya da yulaflı meyve karışımları tercih edebilirsiniz. Kahvaltıda bir parça peynirden vazgeçemiyorsanız raw ürünleri çoğaltın, peyniri de yiyin ama azaltın. Öğle yemeğinden önce büyük bir kase salata yiyin, sonra ana yemeğinize geçin. Akşam da salatayı tercih edin. Tabii ki, tüm yemeklerinizi yavaş yavaş yiyin. Ara öğünlerde organik kuru yemiş ya da kuru meyve tercih edin. Bazı bünyeler bazı sebzeleri hazmedemiyor. Bu durumda zeytinyağı ve tuz ile ovalayarak yumuşatmak gerekiyor. Böylece enzimler ortaya çıkıyor, sindirim kolaylaşıyor. Ya da buharda, rengini kaybetmeden 5-6 dakika pişirilebiliyor.

nisan-2011-dogal-terapiler-3-resim-4KETEN TOHUMLU BİSKÜVİ

Keten tohumunu 8 ila 12 saat boyunca alkali suda bekletin. Kokusu ve kıvamı suda hızla değişecek. Maydanoz, karabiber, limon suyu, tuz ve karabiber ekleyin. İsterseniz damak zevkinize uygun organik çeşniler de katabilirsiniz. Hepsini karıştırın ve kurutma fırınının tepsisine yayın. Kurutucu fırında 40 derece ısıda 6-8 saat boyunca kurutun. Sonra ters yüz edip delikli tepsiye alın ve istediğiniz çıtırlığa gelene kadar yaklaşık 4-5 saat daha kurutun.

AYÇEKİRDEĞİ PATE

Bir ölçü ayçekirdeğini bir gece önceden alkali suda bekletin. Ertesi gün süzün ve blender’a atın. Az su, limon suyu, maydanoz, ince kıyılmış taze kırmızı biber, kırmızı soğan ve tuz ekleyin. Tercihe göre tahin de koyabilirsiniz. Önce blender’da hepsini karıştırın, ardından eziciden geçirin.

KAJU KREM PEYNİR

Kaju fıstığını bir gece önceden alkali suda bekletin. Ertesi gün blender’a fıstıkla beraber su, limon suyu, tuz ve dilediğiniz baharatı ekleyin. Hepsini karıştırın. Kaju krem peynir, buzdolabında 5-6 gün boyunca tazeliğini koruyor.

Yaprak Çetinkaya

Fotoğraflar: Ozan Kutsal

Formsante Dergisi Arşiv

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here