Sağlıkta kadın gücü

saglikta-kadin-gucu

Onlar Atatürk’ün çizdiği yolda yürüyen, Cumhuriyet’in güçlü, ayakları üzerinde duran, eğitimli, hiçbir şekilde mücadeleden kaçmayan kadınları… Sağlık alanında gecesini gündüzüne katarak, halk sağlığı için mücadele eden doktorlar ve eczacılar; bir yandan kendilerinden şifa bekleyen insanlara yardımcı olurken, diğer yandan da sevdiklerinin bu süreci en az hatta zararsız atlatması için fedakarlıktan kaçınmadı. Pandeminin birinci yılının tamamlandığı bu ay ayrıca, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle de önemli… Biz de sözü kadın sağlık çalışanlarına vererek; geçen 12 aylık dönemde yaşadıklarını öğrenmek istedik.

Hazırlayan: Ayşegül Uyanık Örnekal

ECZ. AYŞEN HIZAL

“BENİM RAHAT OLMAM, DANIŞANLARIMI DA RAHATLATTI”

Ecz. Ayşen Hızal

Pandemi dönemi, özellikle biz sağlık çalışanları için zor bir süreçti. Eczacılar olarak bu dönemin başından beri çalışma hayatımıza hiç ara vermedik. Ben bu süreçte, boşanmış bir anne olarak hem evde hem işte normalin üzerinde efor sarf ettim. Özellikle çocuklarımızı pandemi korkusundan uzaklaştırmak, onları yeni bir okul hayatı ile tanıştırmak oldukça zordu. Tam hareket edecekleri bir dönemde evde kapalı kaldılar. Dolayısıyla biz ebeveynler biraz daha fazla emek sarf ettik. Hastaların paniği ise oldukça yüksekti. Pandemi başında eczanede sıra olmaya başlayıp; maske, dezenfektan ve vitamin almak için adete yarışıyorlardı. Bir eczacı olarak tüm danışanlarıma eğer güçlü bir bağışıklık sistemleri olursa, bu hastalığa yakalansalar bile kolaylıkla atlatacaklarını anlattım. Vücutlarını; dengeli beslenme, kaliteli uyku, doğru gıda takviyeleri ve egzersizle destekledikleri takdirde korkmalarına gerek olmadığını açıkladım. Benim bu konuda rahat oluşum, hiç panik olmamam da danışanları rahatlatan bir diğer faktördü. Bu süreçte sevdiklerimizle, aynı evde yaşadığınız insanlarla, aile bireylerimizle sarılmamız ve oksitosin hormonumuzu hiç düşürmememiz gerektiğini düşünüyorum. Zoom üzerinden bile olsa sosyalleşmek, sevdiklerimizle sohbet etmek hepimizin bağışıklığını artırır ve korku ile paniğin salgıladığı kortizolü yok eder. Hastalıklar ya da salgınlar hayatımızda zaman zaman var olacak. Kendim ve oğlum adına gerekli besin takviyelerini alıp, sporu hiç bırakmadık. İçsel çalışmalarıma devam ettim. Sevdiklerimle iyi vakit geçirerek bu süreci kolaylıkla atlatabileceğimize inanıyorum.

“AYAKLARIMIN ÜZERİNDE DURABİLİYORUM”

Dünyada kadın haklarına sahip olan ilk ülkelerden biriyiz. Atatürk sayesinde bu ülkede birçok kadın müthiş başarılara imza attı. Her kız çocuğu ilkokula gidebildi, her kadın oy kullanma hakkına sahip oldu, her kadın milli sporcu olabildi. Ben de canım Atatürk sayesinde kendi ayakları üzerinde duran bir kadın olmayı başardım. Tüm zorluklarına rağmen, bu dünyanın kadının yumuşaklığı ve cesaretiyle daha iyi bir yer olacağına inanıyorum.

DR. EBRU SAĞLIK – DERMATOLOJİ UZMANI

“KENDİME ZAMAN AYIRMA İMKANIM OLDU”

Dr. Ebru Sağlık

Pandemi hepimizi hazırlıksız yakaladı ve tabii ki bir yıldır bu durumdan çok etkilendik. İlk hafta bu hastalığın ne olduğunu ve ciddiyetini kavramak, kendimizi ve çevremizi nasıl koruyacağımızın paniği ile geçti. Kapanmanın ilk ayında hemen hemen hiç hasta kabul etmedim ancak çalıştığım tıp merkezi hiç kapanmadığı için kısa sürede, maksimum düzeyde tedbirleri alarak yeniden çalışmaya başladım.

Evde kaldığım ilk hafta vakit benim için oldukça zor geçti. Sanki zaman durmuştu! Yavaşlığı kendime öğretmem ve özümsemem gerekti. Acele etmeme gerek olmayacak kadar çok vakit vardı. İkinci hafta hızlıca okullar online sisteme geçti. Çocuklarımın yeni sisteme alışması için onlara yardımcı olmam, bu süreçte derslerini takip etmem ve birlikte çokça ödev yapmam gerekti. Neyse ki bir-iki hafta sonra bu sistem de düzene girdi. Herkes gibi benim de mutfağa daha çok girebilme, evdeki çiçeklerime bakabilme, dolapları düzenleme zamanım oldu. Ayrıca sevdiğim eski müzikleri dinlemek gibi küçük zevklerime de çokça zaman kaldı. Bu dönemde en çok fayda aldığım şey, mesleki açıdan çok verimli geçen online eğitim programlarına katılmak oldu. Çok önemli uygulayıcıların bilgi ve tecrübe paylaşımları bana çok katkı sağladı. Genel olarak günlük rutinimi bozmamaya çalıştım. Sabah erken kalkmak, pencereyi açıp temiz hava almak, bir bardak su içip biraz hareket etmek gün içinde enerjimi korumamı sağladı. Tabii ki evde geçen bu süreç bizim için kısa sürdü. Mayıs ayı itibarıyla klinikte üst düzey tedbirlerle daha yoğun şekilde hasta bakma düzenine ve estetik uygulamalara başladım. Klinikte sabahtan akşama kadar maskeyi hiç çıkartmadan çalışmak oldukça zor olsa da bu dönemin kimseye zarar gelmeden, tedbirlere uyarak sağlıkla atlatılmasını umuyorum.

ECZ. LÜTFİYE İLKSEN CERİTOĞLU KURT

“PANDEMİ HERKESTE PANİK YARATTI”

Ecz. Lütfiye İlksen Ceritoğlu Kurt

COVID-19 pandemi süreci, en çok beni etkiledi. Bir Çorumlu olarak, ki Çorum’un plaka numarası 19, Çin’den yayılmasından çok Çorum kaynaklı olduğu esprisi ile karşılaştık. İlk günlerde eve gittiğimde kendimi virüs taşıyıcı olarak görüyordum. Elimdekileri balkona atıp, banyoya koşarak tüm kıyafetlerimi çıkararak çamaşır makinesine atıyordum. Uzmanlar söyledi diye çamaşırlarımı 90 derecede yıkadım ve en sevdiğim siyah yün hırkamı da böylelikle çektirip atmak zorunda kaldım. Pandemi herkeste panik yarattı. İşin içinde olan bizler bile herkesin dediğini yapmaya başladık. Evde kapıyı açınca kızım elimdeki paketleri almak istediğinde öyle bir bağırmışım ki korkudan birkaç gün bana yanaşmadı. Maske arkasından 10 saat sürekli konuşunca, akşamları kalp krizi geçiriyorum zannettik. Hastalarımız hangi vitamini duysa almak istiyordu. Daha önce aldıklarınızla içeriği aynı, almayın dediğimiz zaman kendilerini ölüme terk ediyormuşuz muamelesi yapıyorlardı. Onlara vitaminin fazlasının vücuda zararını anlatmakla geçirdik o dönemi. Aromaterapi tedavisine artan ilgi, benim önemsediğim kişisel tedavinin eczacı tavsiyesiyle olması sistemi ile hastalarımıza ulaşmamızı ve antiviral tıbbi standardize yağların etkinliğini bu süreçte koruyucu olarak tespit ettik.

“EV EKONOMİSİNE KATKI SAĞLADIK AMA…”

Çin aşısı Sinovac ile ilgili, “Çin malı kötüdür” imajını yenmek ve ülkemize aşı ile ilaç girişinde gerekli analizler ve tahlillerin yapıldığını anlatmak da bir süremizi aldı. Kahvehanelerin ve kafelerin kapalı olması, eczane ziyaretçilerini ve danışan sayısını arttırdı. Evde sıkılan orta yaş üstü komşularımız ücretsiz maske, vitamin sorma ve aşının çıkıp çıkmadığını kontrol ettirmek için kendi serbest saatlerinde, hemen her gün eczane ziyaretlerini arttırdılar. Pandemi sürecinde alışveriş merakı, dışarıda yemek yeme alışkanlıklarını terk ederek ev ekonomimize katkı verdik ama ülke ekonomisi ve esnaf bu olaydan çok etkilendi. İnşallah yerli aşımızın da piyasaya çıkışı ile toplumsal bağışıklık sağlayıp, mesafeli olarak bir araya gelerek, sağlıklı ve mutlu normalleşme sürecine gireriz.

DR. SEDA ERDOĞAN – DERMATOLOJİ UZMANI

“PANDEMİNİN ILK İKİ AYI, HAYATIMIN EN DEĞERSİZ DÖNEMİYDİ”

Dr. Seda Erdoğan

Dünyadaki birçok ülke gibi, ülkemizde de etkisini 2020 yılının ilk aylarından itibaren göstermeye başlayan COVID-19 pandemisi, toplum alışkanlıklarımızı değiştirdiği gibi biz doktorların çalışma prensiplerinde de farklılıklar oluşturdu. Bu durumu önceden algılayıp bireysel yöntemler geliştirmek pek mümkün olmadığı gibi, toplum sağlığında düzenleyici ve önleyici sağlık yaklaşımları adına Sağlık Bakanlığı’nın önerdiği protokolleri takip edebilmek ve halk sağlığına tehdit oluşturmamak için iki ay boyunca klinik hizmetlerimize tamamen ara verdik. Bu süreçte tedavisi devam eden hastalarıma uzaktan tedavi, takip ve destek olmaya çalıştım. Desteğin yetersiz geleceğini düşündüğüm durumlarda kendilerini kamu ya da özel sağlık kuruluşlarına yönlendirdim.

Pandeminin ikinci ayından sonra koronavirüse karşı evde oturarak değil, halkla birlikte bilinçlenerek savaşmaya karar verdim. Çünkü evde kaldığım bu süreç, 35 yaşıma kadar her anına değer katmaya çalıştığım hayatımın en değersiz ve endişeli iki ayıydı. Kısa sürede kliniğimde çalışan personelimin ve hastalarımın sağlığının, güvenliğinin sağlanabilmesi için gerekli malzeme ve koruyucu ekipmanı yeterli miktarda temin edip, klinik içi eğitimlerle tüm personele azami hijyen kuralları hatırlatıldı. Personelin sosyal mesafe, maske kullanımı konusundaki farkındalığı arttırıldı. Maksimum duyarlılık gösteren azaltılmış sayıda hastamızla klinik işleyişimiz yeniden başladığında, sanki tüm ekip tekrar dünyaya dönmüştük. Biz çalışan, üreten kadınlardık ve ancak bunun doyumu ile mutlu olabilirdik. Pandemi süresinde içimize çöken karabasan, kliniğimizde değerli hastalarımızla, sevdiğimiz işin başına döner dönmez açıldı.

“KENDİMİ ÇOK YETERSİZ HİSSETTİM”

Bir sağlık çalışanı olarak pandemi stresimi kontrol altına almışken; bir evlat olarak anne ve babamın COVID-19 enfeksiyonuna yakalanma ihtimali ve böyle bir olasılıkta farklı bir şehirde yaşadıkları için benim onların yanında bulunamayacak olma korkum içimi kemiriyordu. Allah’a çok şükür, bu zamana kadar böyle bir durum olmadı. Ancak üç ay önce annem bacağını kırmış ve alçısı çıkana dek üzülmemem için bana durumdan bahsetmemişler. Babam da bu durum nedeniyle stresten zona hastalığı geçirdiğini söylediğinde, bir hekim ve bir evlat olarak aslında anneme ve babama bu zorlu süreçte destek olamadığım için kendimi suçladım, çok yetersiz hissettim. Bir yandan çalışmaya devam ederken, diğer yandan kendi ailemin şifasına destek olamamak beni çok üzdü.

COVID-19 pandemisi sürecinde, dünyada olduğu gibi ülkemizde de birçok sağlık çalışanı hayatını riske atmak pahasına büyük bir özveri ile çalıştı. Tüm sağlık çalışanlarına şükranlarımı sunuyorum ve hepimizin 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Pandemi sürecinde bir kadın ve bir hekim olarak sosyal hayata katılmanın değerini bize yaşatan Cumhuriyet’imize ve Mustafa Kemal Atatürk’e minnetlerimi sunuyorum. Gururla çalışan ve üreten her kadının 8 Mart Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

DR. İLKNUR MELİS DURASI – GENETİK MÜHENDİSİ VE BESLENME UZMANI

“İNFODEMİ İLE SAVAŞMAK ZORUNDA KALDIK”

Dr. İlknur Melis Durası

Bilimin, bilginin ve bilginin doğru aktarılmasının ne kadar önemli olduğunun anlaşıldığı bir dönemdeyiz. Pandemi boyunca sosyal mesafeye, maske kullanımına, hijyene ve izolasyona odaklandık. Ve bu süreçte sadece fiziksel sağlığımız değil, psikolojik sağlığımız da yönetilmesi kolay olmayan bir risk ortamı oluşturdu. Sadece COVID-19 salgınıyla savaşmıyoruz. Beraberinde “infodemi” olarak adlandırılan, bilginin doğru veya yanlış, olması gerekenden hızlı şekilde yayılmasıyla da savaşır durumdayız. Aslında; bilimsel yöntemlerin, önemli bilimsel ilerlemelerle nasıl bağlantılı olduğunu insanlara açıklayabilmek en zorlandığımız kısım. Bilim ezberlenmesi gereken şeylerle dolu bir ders kitabı değil, insanlar tarafından yürütülen bir süreç. Ve bu süreç maalesef bazen sosyal medya kanallarıyla olması gerekenden hızlı bir şekilde neticelendiriliyor. Yanlış bilgilerin bu kadar hızlı yayılabilmesi, sağlık çalışanlarının savaşmak zorunda olduğu cepheleri de arttırdı haliyle…

Son altı yıldır ofiste ve özel muayenehanede çalıştığım için sosyal mesafe önlemleri, hizmet şeklimi farklılaştırmaya zorladı. Bu dönemdeki adaptasyon süreci gerek benim, gerekse hizmet alan danışanlarım ve hastalarım için de çok kolay olmadı. Ancak ne olursa olsun bir sağlık hizmetvereni olarak toplum sağlığını korumaya katkı sağlamak sorumluluğum. Bilimsel verileri incelediğimde, koronavirüs krizine eş zamanlı olarak gelişen en büyük sağlık sorununun, kontrolsüz ve yanlış beslenme uygulamaları olduğunu gördüm. Bu nedenle pandemi süresince bir genetik bilimci ve beslenme uzmanı olarak danışanlarıma ve hastalarıma planlı sunumlarla, sanal olarak danışmanlık yaparak destek oldum.

“BİRLİKTE ÜSTESİNDEN GELECEĞİZ”

Sosyal ve duygusal varlıklarız. Pandemi boyunca hepimizin hayatı değişti ve halen de adaptasyonda zorluk çekebiliyoruz. Psikolojik ve fiziksel olarak anormal bir süreci yönetmeye çalışıyoruz. Hep birlikte üstesinden geleceğiz ama birbirimize destek olmamız, birbirimiz için hayatı kolaylaştırmaya çalışmamız ve duyarlı olmamız şart.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here