Samimi, içten ve doğal…

1

Tıpkı Çilek Kokusu’nda canlandırdığı Aslı karakteri gibi. Dans kariyerinin ardından oyunculuğa odaklanan Demet Özdemir hakkında merak ettiğiniz her şey bu yazıda!

 

 

 

 

 

 

 

Gerek sosyal medyada gerek sokakta yüzbinlerce hayranı olan Demet Özdemir, dansın ve oyunculuğun hayatının vazgeçilmezleri olduğunu söylüyor. Yoğun set programından ötürü bir zamanlar sıkça yaptığı antrenmanları şu sıralar yapamadığını söylese de içinde spor aşkının olduğunu görmek zor değil.

BAŞROLÜNDE OLDUĞUNUZ “ÇİLEK KOKUSU” DİZİSİNİN EN SEVİLEN OYUNCULARINDAN BİRİSİNİZ. SİZCE NEDEN BU KADAR ÇOK SEVİLİYORSUNUZ? 
Her karakteri gerçekten yaşamaya, anlamaya ve benimsemeye çalışarak oynamaya çalışıyorum. Halk beni en son duygusal ama intikamını da almasını bilen güçlü ama naif bir Rus kızı olarak görmüştü “Kurt Seyit ve Şura”da. Şimdi ise kendimi çok daha yakın hissettiğim bir başrolü oynuyorum. Aslı karakterimle gerçekten çok sevildim. Halktan biriyim. Tam eski Yeşilçam filmlerindeki gibi saf Türk kızıyım. Kendime has, akılda kalıcı, karakteristik vücut hareketlerim, surat mimiklerim var. Yetenekliyim ama mükemmel değilim. Sonuçta ben de kalbime yenik düşüp birçok kişinin yaptığı gibi ailesine yalan söylemek durumunda kalanlardanım. Kurnaz bir kız tarafından da sonuna kadar zorlanıyorum, halk da beni sahiplenip yenilmememi istiyor. Dürüst ve gerçek bir ilk aşkı aktarmaya çalıştığımız için de sevildiğimi düşünüyorum. 

BU DİZİDE İLK KEZ BAŞROL DENEYİMİ YAŞADINIZ DEĞİL Mİ? NASIL BİR DUYGU? SİZE NELER KATTI? 
Başrol çok özel bir duygu. Ama hem avantajları hem de dezavantajları var bence. Öncelikle şu ara başrol olduğum için birçok kapı açılıyor. Markalar, teklifler, gündemdeyim. Diziyi siz ayakta tutuyorsunuz. Bu arada başrol demek tüm dizide varsınız ve en çok siz çalışıyorsunuz da demek (gülüyor). Gerçekten haftanın en az altı günü setteyim. Dezavantajı ise bu dizi bittiğinde, bir başka teklif geldiğinde artık çok daha iyi değerlendirmek ve gerilediğimi hissettirmeyen rolleri kabul etmem gerekecek. Bugün bir “Muhteşem Yüzyıl”da onlarca oyuncu var. Başrol olmak değil, bazen o kadroda olmak da önemli. Açıkçası ben iyi senarist, doğru ekiple hep mevcudumdan daha zorunu, daha iyisini denemek ve kendimi geliştirmek istiyorum. 

”Duygularım ve hayal gücüm çok kuvvetlidir. Balık burcuyum ve kendime dair hiç de küçümsenmeyecek hayallerimin olduğunu söyleyebilirim.”

SİZCE OYUNCU OLMANIN AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI NELER? 
Oyuncu olmak çok özveri istiyor. Setiniz varsa, öncelikli hayatınız o oluyor ve siz ona göre bir yaşam sürüyorsunuz. Herkesin yapabileceği bir meslek değil. Biz uykumuzda yatağımızdan çıkarılıp, evlerden alınıp günlerce karavanda yaşayabiliyoruz. Soğukta denize girebiliyoruz, 40 derece ateşle iğne-serum alıp tekrar sete dönebiliyoruz. İçinde yaşadığımız, kendimize ait bir dünya var. Her karakterle bir süre başka bir insan oluyoruz. Bazen gerçekle karakter bile karışabiliyor. Şahsen ben bu ara gitgide Aslı olduğumu düşünüyorum. Aslı yürüyüşüne kendimi çok çalıştırmıştım, şu anda normalde de galiba böyle yürüyorum (gülüyor). Bipolar, şizofreni ne derseniz uygundur, bu iş zor iş. Ben oyuncu olmaktan çok memnunum tabii ki ünlendikçe zorluklarını görmeye başladım. Özel hayatınız, her insan gibi yapabileceğiniz hatalara yer olmayan bir magazinel kişilik olabiliyorsunuz. Ben şimdilik kendimi ünlü olarak görmüyor, herkes gibi hayatıma devam ediyor ve mesleğimi de çok severek yaptığım için tüm zorluklarına severek katlanıyorum. Her işin kendine göre zorlukları ve stresi olması doğal. 

OYUNCULUĞUN YANI SIRA BİR DE DANS GEÇMIŞINIZ VAR. DANSA NASIL BAŞLADINIZ? 
Profesyonel dans ettiğimde kendimi her zaman çok iyi hissettim. Sahneye her çıktığımda kendimi iyi hissettim. Bana kalsa belki de hala bugün dans ediyordum. Ama yakınlarım benim rol yeteneğimden dolayı, kazandığım bütün parayı oyunculuk derslerine zorla yatırtınca, kendime yepyeni bir aşk, yepyeni bir tutku buldum. Umarım bir gün dansçı bir kızın hayatını canlandırabilirim. 

NASIL BİR ÇOCUKLUK DÖNEMİ GEÇİRDİNİZ? KEŞKE ŞUNU DA YAPABİLSEYDİM DEDİĞİNİZ ŞEYLER VAR MI? 
Ailevi nedenlerden ötürü çok erken yaşta kendi hayatımı kazanmaya başladım. Ama yanımda hep ablam ve annem vardı. Hobilerimi işe çevirdiğim için çok şanslı olduğumu ve çocukluğumdan bir şey kaybetmediğimi düşünüyorum. Ama içimde hala büyümeyen bir çocuk olması belki de hala yaramazlıklara doymamışlıktan olabilir (gülüyor). Keşkeleri hiç sevmem, hep önüme bakıp yaşananları deneyim olarak kabul edip, beni ben yapan her şeye saygı duymayı tercih ederim. Olsa olsa tek keşkem İngilizce’yi çok daha erken yaşta öğrenmek olabilir. Yaş ilerledikçe yabancı dil öğrenmek zor oluyor. Bu yazıyı okuyan ve yaşı benden küçük herkes hemen İngilizce, hatta Fransızca, İspanyolca, Almanca ne öğrenebiliyorsa öğrensin (gülüyor).

SİZİN İÇİN DANS ETMEK Mİ ROL YAPMAK MI DAHA CAZİP GELİYOR? EN ÇOK HANGİSİNİ TUTKUYLA YAPIYORSUNUZ?
Dans ederken koreografi varsa vücudun kendini ritme bırakışı ve ruhunuzun sanki özgürlüğünü ilan edişi hissi oluyor. Dansta iliklerinize kadar ne yaptığınızı hissediyor ve her hareketinizle rahatlıyor, adrenalinle vücudunuza mutluluk hormonu salgılıyorsunuz. Gerçekten fiziksel olarak çok kondisyonlu bir sporun müzikle birleşimi eşsiz bir his. Diğer taraftan oyunculuk, bambaşka hissettiriyor. Öncelikle oyunculukta oynayacağınız role, saatler, günler öncesinden hazırlanıyorsunuz. Kendinizi başka bir yaşanana inandırıyorsunuz, onu hissediyorsunuz. Sonra hislerinizi karşınızdaki anlayacak şekilde aktarmanız gerekiyor. Üstelik bunu yaparken hiç serbest değilsiniz, size nasıl aktarmanız gerektiğini söyleyen yönetmenler, senaristler var. Onların hayaliyle, kendinize yaşattığınız gerçeği seyirciye geçirmeye çalışıyorsunuz. En büyük haz anı, evde herkes gibi tüm montajı izleyip bu duyguları verip vermediğinizi görmek oluyor tabii. Ben en büyük hazzı, önce üstlerimin beğenmesinden, sonra da kendimi izlerken hissettiğimden alıyorum. İkisi de farklı. Biri daha kısa, diğeri çok daha uzun vadeli ama sonuç benim için mükemmel hisler.

DANS HARİCİNDE BAŞKA BİR SPORLA DA İLGİLENİYOR MUSUNUZ? YA DA DANS PERFORMANSINIZA YARDIMCI OLMASI IÇIN FİTNESS YAPIYOR MUSUNUZ?
Dizi varken spor hayatım tamamen bitti. Bu da oyuncuların gerçeği, ağırlık çalışanlar bu konuda biraz daha şanslı olabiliyor çünkü yanına dambıl vb. alabiliyor. Tabii ki artık günümüz dansları, çok ciddi kondisyon gerektiriyor. Ben de çok sıkı kardiyo ve fitness yapıyordum. Bu konu bana şu aralar sorulduğu zaman, sadece bir spor salonuna gidip, tüm stresimi atana kadar koşmak ve terlemek istiyorum. Ama maalesef kendime ayırdığım saat o kadar az ki, genelde aciliyeti olan ve elzem ihtiyaçlarımla geçiyor. Siz bile bu röportaja nasıl zor vakit ayırabildiğime şahit oldunuz. 

CİLT BAKIMINIZI NASIL YAPIYORSUNUZ? KENDİNİZ UĞRAŞIYOR MUSUNUZ YOKSA KLİNİK MÜDAHALELERDEN YARDIM ALIYOR MUSUNUZ?
Şu aralar her gün cildime makyaj yapılıyor. Yaptığım en iyi şey, makyajla işim bittiği an cildimi çok iyi temizliyorum. Klinik müdahalelerde henüz cildim genç olduğu için teknolojik aletlerle herhangi bir şey yaptırmadım. Ayda bir profesyonel cilt bakımı yaptırmaya çalışıyorum. Yüzümü güneşe çok çıkarmıyorum. Evde olursam fırsat buldukça da kendi kendime kozmetik ürünlerle bakım yapıyorum.

FORMUNUZU KORUMAK İÇİN NELER YAPIYORSUNUZ? YEDİKLERİNİZE DIKKAT EDİYOR MUSUNUZ?
Bu soru çok içimi yakıyor! Hayır buna da dikkat etmiyorum. Set ortamı saatsiz ve uzak. Karavanda yaşıyoruz. Ben sorun çıkaran biri de değilim, herkes ne yiyorsa onlara ayak uyduruyorum. Üç öğün yemek yiyorum ve aralarda hiçbir şey yemiyorum. En azından spor eksiğimi gıdada bu şekilde çözümledim. Çok su içmeye çalışıyorum. 

HENÜZ DENEME FIRSATINIZIN OLMADIĞI AMA ÇOK YAPMAYI İSTEDİĞİNİZ BİR SPOR DALI VAR MI? NEDEN?
Kick-Box çok istiyorum. Zaten bazı noktalarda içimde erkek gibi bir kadın vardır. Kendimi korumak, içimdeki gücü fiziksel olarak sergilemeyi çok istiyorum. Müsait zaman bulursam çok zıplamalı ve kasları genişleten spor yaptığım için kaslarımı uzatmak adına pilatese de başlamak istiyorum. Aslında yüzmek bunun için en iyisi ama bir kadın için her dakika ıslanmaktansa pilates çok daha kesin sonuçlu ve rahat geliyor.

OLDUKÇA GENİŞ BİR HAYRAN KİTLENİZ VAR. ONLARA KARŞI HEM GERÇEK HEM DE SANAL HAYATTA BIR SORUMLULUĞUNUZ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ? 
Kendime aslında şu aralar hep bir soru soruyorum. Eğer sosyal medya bugün olmasaydı, ben ne kadar hayranım olduğunu bugünkü kadar kolay ölçemeyecektim. Erken yaşta dizilerle tanışma fırsatı yakaladım. İçi dışı bir karakterim olduğunu seyirci de anladı. Beni sevenlere öncelikle tabii ki sonsuz müteşekkirim, onlar sayesinde birçok noktada biz de değerleniyoruz. Onlar sayesinde belki de bu dergiye kapak oluyorum. Beni ben olarak kabul etmelerini istiyorum. Tabii ki kendi doğrularımı, inançlarımı, Türkiye sevgimi olabildiğince herkese geçirmeye çalışacağım. Birçok olaya tepkimi verirken arkamda milyonlarca kişinin olduğu bilincindeyim ama yine de hepsini tüm samimiyetimle, arkadaşlarımla özelimi paylaşırmışçasına ve içimden geldiğince yapmak istiyorum.

Formsanté 2015 – Ekim sayısı
Elif Gürsoy

 

 

 

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here