Ana Sayfa Trend Selülitlere karşı radyo frekansı

Selülitlere karşı radyo frekansı

Kadınların selülitlerle, fazla yağlarla olan savaşı kimbilir kaç yıldır sürüyor… İşin başında kazanmak için fazla şansları yokmuş gibi görünse de, pek yakında tıp ve kozmetik dünyasının desteğiyle, savaşın galibi olacaklar gibi görünüyor. İşte, bu alanda yeni ve güçlü silahlardan birinin daha haberini aldık bile; radyo frekansı ve radyo dalgaları…

Arkadaşım, yüzünde sanki dünyanın sonu gelmiş gibi bir ifadeyle selülitlerinin bu yıl ne kadar arttığını anlatıyor, yaz gelmeden, bunlardan kurtulmak için yaptığı planlarını sıralıyordu. Sözünü kestim ve “Bir dakika” dedim: “Bak kaç yıldır arkadaşımsın, bir kere bile selülitlerini görmedim, çünkü seni hiç bikiniyle görmüyorum, varsın selülitlerin olsun…” Gözlerini hayretle kocaman açtı ve “Deli misin, tek bir kişi bile görmese orada olduklarını bilmek bana yetiyor!” dedi. Sonra düşündüm ki galiba haklıydı, evet bütün sene bikiniyle ya da şortla dolaşmıyor hatta söz konusu kıyafetleri senede toplasanız 5-10 günden fazla giymiyoruz. Ancak şu selülitler öyle çirkin, estetik açıdan o kadar rahatsız edici bir problem ki, arkadaşımın dediği gibi varlıklarını bilmek bile yetiyor. Ve sanıyorum onun gibi düşünenlerin sayısı hiç de az değil. Tüm kadınlar selülitlerle savaşta her yolu deniyor, bunlardan kurtulmak için uğraşıp duruyorlar. Tabii tıp ve kozmetik dünyası da uğraşıyor bu can sıkıcı soruna karşı en etkili yöntemi ya da ürünü bulmak için. Ve iyi haber, gün geçtikçe gerçekten etkili olan çözümlerin bulunduğu müjdesini alıyoruz. İşte geçtiğimiz ay da böyle bir haber aldık ve araştırmaya koyulduk. Estetica Medica’da, Dr. Ali Kerim Diler’le yaptığımız röportaj sonucunda da bu kez silahın “radyo frekansı” olduğunu öğrendik. Üstelik Dr. Diler’e göre bu, selülit ve lokal zayıflama için kullanılan en etkili yöntemlerden biri.

Isınan dokular kendisini yeniliyor

Pek çoğunuzun bildiği gibi selülit, aslında, “Hidrolipodistrofi” olarak tanımlanan, cilt altı yağ dokusunu ve küçük damarları ilgilendiren bir sağlık sorunu. Selülit, derinin portakal kabuğuna benzeyen inişli, çıkışlı düzensiz görünümü ve buna eşlik eden sıkılık kaybı olarak tanımlanıyor. Selülit, özellikle, kalça, basen ve baldır gibi yağ depolanmasının fazla olduğu bölgelerde oluşuyor. Selülit oluşumunun başlıca nedeni, yağ dokusu ve mikro dolaşımdaki değişiklikler. Genetik yatkınlıklar, sık yaşanan kilo değişimleri, hormonsal faktörler, düzensiz beslenme ve yaşam biçimi, kullanılan bazı ilaçlar ve stres selülit oluşumuna katkıda bulunan başlıca faktörlerden.

Tüm hastalıklarda olduğu gibi selülit söz konusu olduğunda da erken teşhis çok önemli. Dr. Ali Kerim Diler, selüliti 1., 2., 3. ve 4. olmak üzere evrelere ayırdıklarını söylüyor ve bugüne kadar 3. ve 4. evredeki selülite karşı yapacak fazla bir şey olmadığını ancak şimdi radyo frekanslarının kullanıldığı yöntemle belli bir oranda düzelme sağlayabildiklerini anlatıyor. Peki radyo frekansı nasıl etki ediyor? Dr. Diler bu sorumuzu şu şekilde yanıtlıyor: “Bu yöntemde temel prensip su içeren bütün dokuları kontrollü bir şekilde ısıtmak. Radyo frekansı hücrelerdeki su moleküllerini harekete geçiriyor, sürtünme etkisiyle o bölgenin ısınmasını sağlıyor. Isı aşağı yukarı 42-45 derece civarına ulaşıyor. Kolajen doku hasar gördükten sonra vücut o dokuyu onarmak üzere harekete geçiyor. Isınma olduğunda o bölgedeki kolajen dokusu belirli bir ölçüde hasar görüyor ve yeni kolajen dokusu üretiyor. Bu da o bölgedeki dalgalı görünümün “bir ölçüde kaybolmasını” sağlıyor . İşlem sırasında sürekli olarak bir lazer termometresiyle dokudaki sıcaklığın ölçüldüğü ve ona göre uygulamaya devam edildiği, hastalarınsa belli bir sıcaklık hissettiği ancak bunun kesinlikle yanma olarak tanımlanamayacağı Dr. Diler’in bu konuyla ilgili verdiği diğer bilgilerden. Selülit gerçekten de baş edilmesi zor bir sorun. Dr. Ali Kerim Diler, radyo frekansının kullanıldığı bu yöntemin haftada 1 kez olmak üzere en az 10-12 seans boyunca devam ettirilmesini tavsiye ediyor. Ayrıca cildi sıkılaştıran ve uygulandığı bölgede kalçalar, bacaklar, karın, bel ve kollar gibi bir toparlanma da sağlayan yöntemin bir seansı yarım saat 40 dakika arasında değişiyor. Dr. Diler, selülitle ve sıkılık kaybıyla etkili bir savaş için radyo frekansı yöntemini örneğin karboksiterapi gibi diğer yöntemlerle kombine şekilde uyguladığında daha da etkili sonuçlar alındığını da sözlerine ekliyor. Bu işlemin 10 seansının yaklaşık 1800 Euro olduğunu da hemen belirtelim.

Yüz gençleştirmek için de kullanılıyor

Radyo frekansı yönteminin önemli bir özelliği de sadece selülit ve vücut toparlama değil, yüz sarkmalarına ve kırışıklara karşı da kullanılması. Tabii ki burada da prensip aynı: ısınan ciltte, kolajen dokusu hasar görüyor ve vücudun bunu onarmak için onardığı yeni kolajen dokusu cildin eskiye kıyasla daha sıkı ve genç bir hal almasını sağlıyor.
Dr. Ali Kerim Diler, çeşitli boylarda radyo dalgalarıyla yüz gençleştirmenin bugünlerde yükselen bir trend olduğunu söylüyor. Yapılan işlemin temelinde cildi sıkılaştırmanın yattığını belirten Dr. Ali Kerim Diler’in anlattığına göre, yapılan testlerin sonuçları da radyo frekansıyla uygulama yapılan bölgede kolajen miktarının arttığını destekliyor. Bu testlerde, uygulama yapılan cilt dokusundan – seanslar belli bir süre devam ettirildikten sonra- bir parça alınıyor ve bu parça mikroskopla inceleniyor. İncelenen dokuda da, kolajen miktarının arttığı açıkça görülebiliyor. Tabii, kolajen miktarının artması da cildin sıkılaşması anlamına geliyor.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here