Ana Sayfa Psikoloji Şiddete dur deyin!

Şiddete dur deyin!

Geçmişte yaşadığınız olumsuzlukları, geleceğe de taşımak yerine gelin bunları düzeltmeye çalışın. Eğer bu sizi zorluyorsa yardım almaktan çekinmeyin. Unutmayın ki bir konuda ya da belki sebepsiz yere başka bir kişiye şiddet göstermeniz sadece sizi değil, tüm toplumu derinden etkileyen olayların fitilini ateşliyor.

Hazırlayan: Ayşegül Uyanık Örnekal

Yaşam insanlara verilen en güzel hediye! Dünyada olduğumuz zaman boyunca, bize bahşedilen bu süreyi en iyi şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Bunu yaparken de insanlarla iyi dostluklar kurmak, sağlıklı, keyifli zaman geçirmek sadece bizim değil, toplumun iyiliği için de önem taşıyor. Ve tabii ki sebep her ne olursa olsun, bir kişinin diğerine gerek kötü söz, gerekse fiziksel ve onur kırıcı davranışlarda bulunmaması gerekiyor. Oysa son yıllarda medyada ve sosyal ağlarda sıklıkla karşımıza çıkan haberlerin ilk sıralarında şiddet olayları var. En sık kadınlara ve hayvanlara uygulanan şiddetin mağdurları arasında çocuklar ve yaşlılar da yer alıyor. “Şiddet; bir canlının fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik yönden zarar görmesi ya da acı çekmesine sebep olmaktır” diyen Üsküdar Üniversitesi NPİstanbul Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Sinem Zeynep Metin, şiddeti fiziksel hareketler, tehdit, baskı, özgürlüğün keyfi kısıtlanması ile sonuçlanacak her türlü tutum ve davranışın ortaya çıkardığını söylüyor: “Şiddet, evde, iş yerinde, okulda ve hatta kamusal alanlarda meydana gelebiliyor. Bunun toplumsal bazda önlenmesinde; anne-babaların çocuklarını büyütürken şiddet uygulamaması, diğer canlıların fiziksel ve ruhsal bütünlük hakkına saygı göstererek örnek teşkil etmesi önemli rol oynuyor..”

Yrd. Doç. Dr. Metin’den, toplumumuzun belki de en önemli sorunlarından biri olan şiddete dair merak ettiklerimizi öğrendik.

Konu şiddet olduğunda ilk etapta fiziksel eylemler akla geliyor. Oysa farklı şekillerde de uygulanabiliyor, değil mi?

Genel olarak şiddet dört alt grupta sıralanıyor: Fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik. Fiziksel şiddet; kişiyi darp etmekten silahla yaralamaya, üzerine eşya atmaya kadar uzanabiliyor. Psikolojik şiddet; hakaret etmek, küfretmek, küçük düşürücü söz söylemek, kıskançlık, tehdit etmek, sözel ifadeyi engellemek, kişinin özgürlüğünü kısıtlamak ve daha birçoğunu içeriyor. Cinsel şiddet ise cinsel içerikli küfür, taciz, evlilik içinde de olsa cinsel ilişkiye zorlamak, tecavüz ve benzerlerini kapsıyor. Çocuk doğurmaya veya aldırmaya zorlamak da cinsel şiddet sayılıyor. Ekonomik şiddete gelince… Kişinin gelirine herhangi bir davranışla müdahalede bulunma şeklinde ortaya çıkıyor. Örneğin; bir kişiyi çalışmaya zorlamak, az para vermek, banka kartına el koymak gibi…

Bu davranışın temelinde ne yatıyor?

Bu davranışın temelinde mutlaka travmatik çocukluk yaşantısı yatıyor. Sevgisiz, yeterli fiziksel ve duygusal bakımı almadan büyümüş olmak, fiziksel ve duygusal ihmale ya da istismara maruz kalmak, cinsel taciz öyküsünün olması şiddetin yordayıcısı oluyor. Bununla birlikte her travmatik yaşantı, sonunda şiddet eğilimli bireyle sonuçlanmıyor. Şiddet uygulayan kişilerin geçmişte buna maruz kalmış bireyler olduğunun unutulmaması gerekiyor. Bu durumun ilişkilendirilebileceği bazı psikiyatrik rahatsızlıklar da var. Duygudurum bozukluklarında kişi saldırganlık dürtülerini kontrol etmekte güçlük yaşadığında şiddet eğilimi gösterebiliyor. Bu kişilerin şiddet eğilimi genelde uygun tedaviyle iyileşiyor. Kişi bundan pişmanlık duyarak, tekrarlamıyor. Gerçeği değerlendirmenin mümkün olmadığı psikotik bozukluklarda ise kişi, kendisini gerçekçi olmayan bir tehdit altında hissettiğinde şiddet eğiliminde olabiliyor. Fakat sanılanın aksine buna nadiren rastlanıyor. Toplum içinde psikopat olarak bilinen anti-sosyal kişilik bozukluğu tanısı olan bireyler ise empati, vicdan duygularından yoksun olduklarından şiddet eğilimli oluyor. Şiddet uyguladıklarında bundan pişmanlık duymuyorlar. Söz konusu kişilerin şiddet uygulamasını engellemenin en geçerli yolu, ciddi ceza yaptırımları uygulamak olduğundan başka yöntemlerden başarılı sonuçlar alınamıyor.

Yaşanan duygusal yoğunluk şiddete yol açıyor dersek, bunun bir döngüsü var mı?

Şiddetin tanımlanan döngüsü; kişinin şiddet uygulamak için nedenler yarattığı gerginlik dönemi, şiddet uyguladığı kriz dönemi, ardından pişmanlık duyguları ve şiddeti haklı çıkarmaya çalışan bahane dönemi olarak tanımlanıyor. Öte yandan bu döngü, kendini her seferinde tekrarlamayabiliyor.

Karşı taraftan şiddet gören birinin nasıl davranması gerekir?

Kaba tabirle, karşısındakinden şiddet görenin o an için “canını kurtarması” gerekiyor. Kriz anında fiziksel ve ruhsal bütünlüğü koruyacak en iyi çözüm neyse onun uygulanması önemli. Dolayısıyla bu sorunun tek bir doğru cevabı yok! Bazı durumlarda kaçmak, bazı durumlarda yardım istemek, bazı durumlarda kendini korumak için karşılık vermek gerekebiliyor. Kriz anından sonra ise kesinlikle sessiz kalınmaması, mutlaka çözüm arayışı içine girip sürekliliği durdurmak önem taşıyor.

Bazı kişilerin şiddet eğilimi tedavi ile düzelebiliyor, bazı kişilerin ise tekrarlamaması için ceza alması gerekiyor. Uzun vadede sinip kalmak, şiddet için kesinlikle çözüm olmadığı gibi tekrarlamasını besleyebiliyor.

Neden en sık kadınlar şiddet görüyor?

Aslında en çok gücü yetmeyene şiddet uygulanıyor. Çocuklar, hayvanlar, bitkiler ve kadınlar… Kadınların da çocuklara ve diğer canlılara, nadiren erkeklere şiddet uyguladığına şahit oluyoruz. Şiddet eğilimi olması için kişinin de şiddete maruz kalmış olması gerektiğinin altını çizmek gerekiyor. Olumsuz yaşantılar, özellikle şiddet içerenler bilinçdışı olarak tekrar yaşantılanma eğiliminde oluyor. Benliğimiz olumsuz yaşantıları benzer durumlarda tekrarlayarak, ilk deneyimlerle ilgili kontrol duygusuna sahip olmak istiyor. Bazen de şiddet bir davranış biçimi olarak kanıksanıp, olağan kabul ediliyor.

Şiddete maruz kalan kadınlar bunları niye gizliyor?

Utanç duygusu, sürekli şiddete maruz kalmanın öğrettiği çaresizlik hissi, tekrarlamasından ya da şiddet uygulayandan çekinme, korkma, travmatik yaşantıların özgüvenli davranma becerisini eksiltmesi bu nedenler arasında sayılabiliyor.

Yaşanan şiddetin izleri nasıl silinebilir?

Bunun en iyi ilacı, hiç yaşanmamış olması! Şiddete uğrayan kişilerin çeşitli terapiler ve tedavilerle hayatlarına tekrar devam etmesi de sağlanabiliyor elbette. Bunlar travmatik yaşantının kişide bıraktığı etkiye göre bireysel olarak değişiklik gösteriyor.

Şiddete karşı toplumca dur diyebilmek neden bu kadar zor? Kadınlar bu tür davranışları protesto ederken, erkeklerden çok da fazla destek görmüyor!

Doğru, ateş düştüğü yeri yakar! Erkekler, erişkin yaşantılarında daha az şiddete maruz kaldıkları için bu onlar için daha önemsiz bir sorun olabilir. Bazı sorunlarla birebir karşı karşıya kalıp kalmadığımız, verdiğimiz tepkilerin niteliğini belirliyor. Küçüklüğünde babasının annesine şiddet uyguladığına şahit olmuş ve bunu nispeten sağlıklı düşünce süreçleriyle atlatabilmiş bir erkek, kadına şiddete karşı daha duyarlı ya da destek olabiliyor. Son zamanlarda toplumda genel olarak şiddet davranışları ciddi tepkiler alsa da geçmiş travmatik deneyimlerimizi kendi kendimize zor tedavi ettiğimizden şiddet eğiliminin azalması vakit alacak. Yine de yalnız olmadığını bilmek, kabullenmeyen, karşı çıkan, mücadele eden başka kişilerin de olduğunu bilmek cesaret verici olacaktır.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here