Ana Sayfa İlişki Şimdi oyun zamanı

Şimdi oyun zamanı

10032014 cinsellik3

Cinsel hayatınızda bir albeni yaratmazsanız, ilk günlerin ateşi söndüğünde birbirinizden yavaş yavaş uzaklaşmanız kaçınılmaz… Var olanla yetinmeye de mecbur değilsiniz, çok masraflı organizasyonlar yapmaya da… Günlük hayatınızın içinde küçük oyunlar oynayın yeter…

Hep aynı çizgide ilerleyen cinsel hayatın zamana karşı ne kadar dayanıksız olduğunu bizzat deneyimlemiş veya arkadaşlarınızdan duymuş ya da en azından bir yerlerde okumuşsunuzdur. Eğer bir çift yaratıcı değilse, utangaçsa, iletişim problemleri varsa monotonluk onları daha da kolay esir alıyor. İşten geliniyor, bir şeyler atıştırılıyor, televizyon karşısına geçiliyor ve belli bir saatte uykuya dalınıyor ya da “10 dakikada sevişip bitirelim de uyuyalım” diye düşünülüyor. Eğer bu rutini yaşayanlardan biri de sizseniz hemen durun ve düşünün: Ne yapıyorsunuz, daha ne kadar böyle yaşayacaksınız ve bu durum ilişkinizi nereye götürüyor? Düşündünüz ve tehlikenin farkına vardınız ama ne yapacağınızı, nereden başlayacağınızı mı bilmiyorsunuz? O zaman Psikolog N. Linda Fraim’e kulak verebilirsiniz.

 

Neden monotonlaşıyoruz?

Psikolog N. Linda Fraim, cinsellikte monotonlaşmanın biraz çiftin, “İlişkide kadının ve erkeğin görevi ve cinsellik” konularına bakış açılarına göre de değiştiğini belirterek, “Cinsellikten zevk almasını bilen bir çift rutine girdiği zamanlar olsa da yaratıcılığını kullanıp canlanırken, cinselliği zaten bir rutin olarak gören çiftlerin monotonlaşması kaçınılmaz oluyor. Ya da partnerlerden biri alternatiflere kapalıysa ışık açıkken sevişmek bile onlar için sorun oluşturabiliyor” diyor. Eşler arasında iletişimsizlik, beklentiler konusunda bir tutarsızlık varsa önce bunları konuşmak gerekiyor. Örneğin kadın vücudundan memnun ve beden imajı ile barışık değilse, partneri onu güzel bulduğunu söylese de aydınlıkta sevişmek istemiyor. “Bu durumda birincisi kadının cinsellik ile ilgili algılarını, ikincisi de ışık açıkken sevişmeden ne yarar ve zarar geleceğini, tarafların ışık açık veya kapalıyken beklentilerini de konuşmaları gerekiyor. Eğer beklentiler örtüşmüyorsa yaşanan cinsellik tek taraflı oluyor. Bir zaman sonra ‘Beni memnun etmedi, işini bitirdi, döndü arkasını uyudu’ gibi söylemler başlıyor. Bir noktadan sonra eksiklikler devam ederse dışarıda arayışlar, aldatmalar başlıyor” diyen Psk. Fraim, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bizde iletişim genellikle imalarla, bel altı veya yüzeysel konuşarak kuruluyor. Çoğunlukla ‘Ben bunu istiyorum, istemiyorum’ demiyoruz. Ya da bunu suçlayarak, bağırıp çağırarak söylüyoruz, duygularımızı öne çıkartmıyoruz. O zaman da karşı taraf konuyu anlamıyor, dönüp kendine bakmıyor. Çiftlerin kavga etmeden, yargılamadan, birbirini kırmadan, aşağılamadan, hiçbir olumsuzluk olmadan konuşabilmeleri, birbirlerinden ne istediklerini söyleyebilmeleri gerekiyor. Tıpkı bir iş görüşmesi gibi düşünün… İşveren sizden beklentilerini söyler, siz de taleplerinizi söylersiniz. Mutabakat sağlanınca birlikte çalışmaya başlarsınız. Cinsellik de böyle işliyor aslında. Aynı paralelde yürürseniz cinsellik anlam kazanıyor.” 

 

Sorun ilişkide mi yatakta mı?

Sağlıklı bir cinsellik her iki tarafın da katılımcı olduğu ve keyif aldığı bir süreç olarak tarif ediliyor. Terapilerde en sık duyduğu şikayetin “Hep ben başlatıyorum” olduğunu belirten Psk. Fraim, bu şikayetin daha çok erkeklerden geldiğini de ekliyor. Kadınlara ilişkiyi neden başlatmadıkları sorulduğunda “Aklıma gelmiyor, başka bir şeye odaklanmış oluyorum” diyorlar. Erkekler ise dürtü geldiği an her şeyi bırakıp cinselliğe yönelebiliyor. Buna karşılık bazı kadınlar da şöyle şikayetlerle geliyor: “En seksi kıyafetleri, iç çamaşırlarını giyiyorum yine de eşim benimle ilgilenmiyor.” Psk. Fraim, “Burada aslında cinselliğin kalitesinde değil ilişkide sorun olduğu anlaşılıyor. Ayrıca kadınlarda ilişkiyi başlatırsa ‘basit kadın’ olarak damgalanma korkusu da var. Ancak bir evliliğin içinde böyle bir endişe varsa büyük bir soru işareti var demektir” diyor.

 

Tatmin olmak ama nasıl?

Eşiniz ne zaman isterse onunla sevişerek ve onu tatmin ettiğinizi düşünerek sağlıklı bir cinsel ilişki yürüttüğünüz yanılgısına da düşmemeniz gerekiyor. Çünkü tatminin iki tipi var; fiziksel tatmin yani orgazm ve psikolojik tatmin yani ilişkiden alınan haz, paylaşım. Eğer hedef sadece orgazm ise zaten ikinci kişiye ihtiyaç bile yok. Ama amaç duygusal paylaşımın kalitesini artırmak olunca işin rengi değişiyor; beklentiler, yaklaşımlar, katılım oranları değişiyor. Eşlerden biri psikolojik tatmini de ararken diğeri sadece fiziksel tatmin ile yetiniyorsa tam bir tatminden söz etmek mümkün olmuyor. 

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here