”Şimdilik idare ederim”

Ayşe Arman, kendini “fit” hissedince işini daha iyi yapanlardan. Dünyanın en iyi röportajlarını yapan ama 150 kilo olan bir kadın olmayı asla istemiyor! Yüzündeki kırışıklıkların da farkında ama şimdilik idare ediyor. Formda kalabilmek için elbette bir şeyler yapıyor. Haftada 3 gün koşu bandı ardından, mekanik masaj da denen LPG. Beyaz ekmek ve tatlılardan da uzak duruyor.

Ayşe Arman formunu neye borçlu?

59.5 kiloyum. Yani normalde. Ama geçen hafta sonu Roma´ya gittim, döndüğümde 62 olmuştum. Anlatabiliyor muyum? Ancak haftada 3 gün koşu bandında can verip, 3 kere de LPG´ye gidersem ve beyaz ekmekle tatlılardan uzak durursam 59.5 olabiliyorum. Ama biraz "Sat anasını, ye be! Zaten gideceğimiz kara toprak"numaraları çekersem, anında şişiyorum. Form-morm palavra yani.

Ne tür spor yapıyorsunuz?

58 kiloya inebilsem bir hocayla çalışmak istiyorum. İnemedim henüz. Şimdilik kafama göre takılıyorum. Koşu bandı yokuş pozisyonuna getirilecek. Yok öyle yağma. Zorlayacaksın kendini. 40 dakika. Sonra karın hareketleri. Ve mutlaka kol. Çünkü lopur lopur kol en nefret ettiğim şey. Bir de yüzüyorum sonra. Keyfim yerindeyse, vaktim de varsa sauna!

Neden LPG'ye gerek duydunuz?

Haftada 3 gün mekanik bir masaja kim hayır diyebilir ki? Ben demem. Bu da öyle bir şey. Nisan 1´den itibaren kilo vermeyi hedeflemiştim. Becerdim de. LPG´nin de faydası oldu. Kasam küçüldü. Daraldım. Ama söylüyorum rejim de yaptım, spora da gittim. Bir de selülitlerim azaldı. Ben selülit kremi alıp iki gün sonra sürmekten sıkılan biriyim, LPG´ye gidince biri sizin için bunu yapıyor. Yeteri kadar param olsa hayat boyu devam ederim. Bu öyle bir şey ki, fit hissedince kendimi, belimin etrafında simit gibi bir fazlalık olmayınca, karnım da beli düşük bir pantolondan fırlamayınca, biliyorum mühim olan ruh güzelliği ama, kendimi daha iyi hissediyor, işimi daha iyi yapıyorum. Şeker, huzurlu, kendinden emin bir kadına dönüşüyorum. Dünyanın en iyi röportajlarını yapan ama 150 kilo bir kadın olmak istemem. Bu da insanın kendi elinde.

30 yaş sendromu diye bir şey yaşadınız mı?

Galiba. O yüzden gittim evlendim. Evde kalma kompleksinden kurtulmak için. Pişman değilim ama şimdi farkına varıyorum ki, evlenmiş olmak için evlenmek biraz hıyarca. Şimdilerde de “Aman Allah´ım 33 oldum! Hâlâ çocuğum yok, yoksa ben anne olamayacak mıyım?" diye düşünüyorum. İnşallah olur. Yani bu sendromlar, arzular, hayaller bitmiyor. Daha 40 yaş sendromu gelecek. Hamileyim çok şişmanladım sendromu gelecek. Artık evlenme takıntım yok. Ama şimdiki sevgilimden çocuk yapmayı her şeyden daha fazla istiyorum.

Çok stresli bir işiniz var. Bu stresi atmak için özel bir rahatlama yöntemini

Yoga yapıyorum demek isterdim. Havalı bir cevap olurdu. Ama ne yazık ki yapmıyorum! İş bitince tek istediğim kendimi sevgilimin kollarına atmak ve gazeteci olduğumu unutmak. Küçük elbiseler olsun üzerimde, onlar uçuşsun, onun beni beğendiğini, arzuladığını gözlerinde göreyim, ben de öyle hissedeyim ve çipil çipil gülümseyelim birbirimize. Unuttum! Bir de buzlu yaz içkileri içelim…

Peki içki-sigara?

Elbette. Keyif onlar benim için. Zaten çok içki içen biri değilim. Ama sigarayı çalışırken yer gibi içtiğim oluyor. Fakat tatillerde, seyahatlerde hiç öyle değil. Çok şeker bir kadın oluyorum, sigara kokmuyorum, içmeyi bile unutuyorum, aramıyorum. Ama gazetede bazen herkesi ısırmaya hazır bir yaratığa dönüşüyorum. Hele cuma geceleri beni koklamasanız iyi olur! Sevgilim bile beni öpemiyor, önce duş alıyorum sonra dudaklarımı uzatıyorum.

Sağlık, elbette her şeyden önemli ama ondan sonra ne gelir?

Aşk, sevgi, şefkat, seks, güven, dostluk…

Hırslı bir insan mısınız?

Yaptığın işi iyi yapmaya çalışmak hırs mı? Değil galiba.

Önümüzdeki 5 yıllık bir dönem için ne gibi hedefler koydunuz kendinize?

Anne olmak istiyorum. Ve özel hayatımda şimdiki gibi mutlu olmak istiyorum. Kimbilir belki kitap filan da yazarım.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here