Spor onun için bir yaşam biçimi

Başarılı, güzel, fit… Her zamankinden daha olgun ve daha güçlü bir Merve Boluğur ile karşı karşıyayız!

Röportaj: Elif Gürsoy
Fotoğraf: Murat Sargın
Styling: Tülin Demir
Makyaj: Fezi Altun
Saç: Taner Yılmaz
(Garage Hair Repair Studio)

Mesleğine aşık, çalışmadan ve spor yapmadan duramıyor. Özellikle kırmızı ruj sürmeye bayılıyor. Siyah saç renginin favorisi olduğunu söylüyor. Yenilikleri takip etmeyi ve kendini geliştirmeyi çok seviyor. Çocukluk yıllarından beri ekranlarda gördüğümüz ve çok yakında yepyeni projelerle tekrar karşımıza çıkacağının müjdesini veren Merve Boluğur’dan bahsediyoruz!

Küçük yaşlardan beri oyunculuk yapıyorsunuz. geriye dönüp baktığınızda mesleki olarak nasıl bir özeleştiri yapıyorsunuz?
Oyunculuk benim hayatım, bir tutku… Sevdiğim işi yapmak bana yaşadığımı hissettiriyor. Küçük yaşlardan beri çalışıyorum. Sürekli çalıştım, erken büyüdüm sayılır. Küçükken babama “Ben çalışacağım ve kendi ayaklarımın üzerinde duracağım” derdim. Ne mutlu ki sevdiğim işi yapıyorum. Bu zamana kadar hiç boş durmadım, hep kendimi geliştirdim. Örneğin; motora binmeyi öğrendim, şan dersleri aldım, (şarkı söylemeyi çok seviyorum) resimler yaptım. Bunları halen de yapıyorum… Kendime ait bir dünyam var. Bu zamana kadar hep dikkatli ve korunaklı yaşadım. Bu noktada ailemin desteğini de yadsıyamam.

Nasıl bir çocukluk geçirdiniz? O zamanlara özlem duyduğunuz oluyor mu hiç?
Çocukluğum tek kelimeyle harikaydı. El bebek, gül bebek büyütüldüm. Annemle babamın, sevgi ve saygı dolu 32 senelik evlilikleri bana güzel bir örnek oluyor. Oyuncak bebeklerle oynamak tarifsiz bir mutluluktu benim için. Babamın elimden tutup beni parka götürmesi ve bana küçük yaşlarda okuma alışkanlığını aşılaması, eve her gün bir masal kitabı alarak gelmesi çocukluğumun en güzel anılarından… İnsan bazen “Hiç büyümesem keşke!” diyor. O anları yeniden yaşamak güzel olurdu. Ama önemli olan içindeki çocuğu kaybetmemek, değil mi?

Sizi ilk kez Acemi Cadı’da canlandırdığınız Ayşegül ile tanıdık. Sonrasında daha dişi kadınlara hayat verdiniz. Çocuksuluktan sıyrılmak için alınmış bir karar mıydı, yoksa ilkinin ardından peşi sıra gelmeye mi başladı?
Her seferinde kendimi daha çok geliştirmeye özen gösterdim. Hedefim her zaman iyi projelerde olmaya çalışmak ve kariyerim için daha iyisini yapmak oldu. Hep istediğim karakterlerle seyircinin karşısına çıktım. Acemi Cadı, benimle bütünleşmişti. Küçük Sırlar ise bunu kırmak adına, kariyerim için çok doğru bir projeydi. Bana her anlamda çok şey kattı.

Sporla aranız nasıl? form koruma zorunluluğundan mı, yoksa gerçekten sevdiğiniz için mi yapıyorsunuz?
Spor benim için bir yaşam biçimi. Yapmayınca kendimi çok kötü hissediyorum. En mutlu olduğum anlarda yürüyüş yapmak beni hafifletiyor. Son zamanlarda haftanın dört günü Çalkan Algün hocam ile pilates yapıyorum. Favorilerim ise wakeboard ve snowboard… Doğada spor yapmanın enerjisi bana başka bir enerji veriyor.

Ne yer, ne içersiniz? Neye hayır diyemez, neyi üstüne para verseler bile yemezsiniz?
Hayatımda hiç diyet yapmadım. Çabuk kilo alan biri değilim. Ama genel olarak sebze ağırlıklı besleniyorum. Kısıra ve patates kızartmasına hayır diyemiyorum. Sütlü tatlılarla aram iyi. Az ekmek yiyorum. Ama ciğerin kokusuna bile tahammül edemiyorum. Kahvaltıya çok önem veriyorum.

İlkbahar, yaz, sonbahar, kış. Siz hangisisiniz?
Ben sonbahar insanıyım. Yağmur ve hüzünlü hava beni çekiyor. Eylül doğumlu olmamın da bunda etkisi var bence. Tekne ile açılıp su sporları yapmak en büyük tutkum. Yağmurlu havada çıkıp yürüyüş yapmayı seviyorum. Bana başka bir yerdeymişim gibi hissettiriyor.

Kariyerinizi ve gelen projeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunun için yardım veya destek alıyor musunuz?
Şu an yeni projeler için beklemedeyiz. Sinema filmi çekmeyi hedefliyorum. Değerlendirmekte olduğum projeler var. Kesinleştiğinde zaten herkesin haberi olacak. Senaryoyu okuduktan sonra mutlaka anneme ve menajerim Abdullah Bulut’a danışıyorum. Annem iyi bir dizi izleyicisi. Ama son kararı kendi iç sesimi dinleyerek veriyorum.

Zaman zaman saç renginizi değiştirdiniz ama sonunda hep siyaha geri döndünüz. Merve Boluğur değişiklikleri sevmiyor mu?
Her sabah uyandığımda farklı bir Merve görmek beni yaşama karşı motive ediyor. Evimde birbirinden farklı peruklarım var. Yeniliğe ve değişime her zaman açığım. Bunun birçok örneğini yurt dışında da görüyoruz zaten. İnsanları şaşırtmak hoşuma gidiyor. Mesleki olarak yeni bir projeye başladığımda o karaktere uygun imaj çalışması yapmak beni mutlu ediyor. Özümde esmer olduğum ve siyah saç çok yakıştığı için soluğu siyah boyada alıyorum.

Peki ruj tutkusu nereden geliyor, sizce ruj sürmeyi çok sevmenizin nedeni ne?
Küçükken bütün küçük kızlar gibi annemin makyaj malzemelerini karıştırıp, burnuma kadar ruj sürermişim. 15 yaşıma geldiğimde de ilk rujumu aldım. Mağazadaki ruj reyonunda renklere bakarken kırmızı ruj beni kendine çekti ve onu elime alıp, dudaklarıma sürdüm. Bir anda kendimi çok güçlü ve havalı hissettim. Ruju sürdükten sonra kırmızı rujun zamanla benimle bütünleştiğini hissettim. O günden beri benim için önemli bir yere sahip olmaya başladı.

İsminizin hayat verdiği bir ruj markanız da var. Bir tek rujla mı sınırlı kalacaksınız, yoksa başka makyaj ürünleri de olacak mı?
Ruj değil belki ama benimle özdeşleştirilmiş başka bir ürün olabilir. Şimdi söylemeyeyim ama sürpriz olsun, bekleyelim.

Cildinize nasıl bakıyorsunuz?
Makyajımı silmeden ve cildimi temizlemeden asla uyumam! Haftada bir kez cilt bakımı yaptırıyorum. Genel olarak makyajımı kırmızı ruj, sade bir cilt makyajı ve kirpiklere uyguladığım bol maskara ile tamamlıyorum. Günlük hayatımda da doğallıktan yanayım.

“Galiba büyüyorum” dediğinizde kaç yaşındaydınız? Bunu söylettiren şeyler nelerdi?
Bu sene çok sık demeye başladım. Olgunlaşma dönemine girdim. İnsan her an hayatta yeni şeyler öğreniyor. Bu uzun bir yolculuk… Bana göre kendimizi geliştirmek, en iyi halimiz olmak için büyük bir adım. Mesela artık gerçekten ne istemediğimi çok iyi biliyorum. Önceliklerim çok net. Artık kendi sınırlarım içinde mutluluk odaklı bir yaşam tercih ediyorum.

Zorlukların üstesinden gelme mottonuz nedir? Neler yaparak ve düşünerek iyileşiyorsunuz?
Hayatta ölüm dışında, her şeyin bir çözümü olduğuna inanıyorum. Yaşanılan her anın kıymetini bilip, şükrederek yaşamalıyız. Hayatta her şey bizim için. Bazen yağmurlu, bazen güneşli… “Her karanlık gecenin bir aydınlık sabahı var” sözünü çok seviyorum. Çünkü neler geçmedi ki bu da geçer… Durumu çok güzel özetliyor.

Gitmekten bıkmayacağınız şehir?
Paris

Modunuzu bir anda yükselten şarkı?
Mıchael Jackson – Smooth Crımınal

Yıllardır vazgeçemediğiniz parfüm?
Maıson Francıs Kurkdjıan

Defalarca izleyebilirim dediğiniz film?
The Notebook

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here