Ana Sayfa Beslenme & Diyet Takıntılarınızdan kurtulun!

Takıntılarınızdan kurtulun!

29012014 takinti1

Kısa yoldan zayıflamaktan vazgeçmediğimiz, sıcak su içerek yağ yakacağımıza inandığımız ve diyet ürünleri istediğimiz kadar yiyebileceğimizi düşündüğümüz sürece sağlıklı beslenerek kilo vermemiz mümkün olmayacak.

Takıntılarımız stres seviyemizi artırıyor, bu durum genel olarak yemek tüketimimizin artmasına sebep oluyor. Kendimizi yani midemizi dinlememeye, besinlere duygular yüklemeye ve duygularımızla beslenmeye başlıyoruz. Aşırı yemek yemenin nedeni genellikle duygusal açlık oluyor. Diyetisyen Simge Çıtak, bu durumun farkına varabilmek için beslenme günlüğü tutulmasını ve buraya sadece hangi yemeğin ne kadar yenildiğini değil, hangi ruh halinde yenildiğinin yazılmasını da öneriyor. Böylece örneğin canınızın tatlıyı en fazla regl dönemlerinizde mi yoksa bir şeye sıkıldığınızda mı istediğini fark ediyorsunuz. Ve yediklerinizin bilincinde olursanız, tekrar o ruh haline girdiğinizde, daha akıllıca tercihler yapma şansınız doğuyor.

 

Sıfır beden takıntısı 

Bunun en büyük nedeni diyet ürün kullananların zayıf, başarılı ve popüler olduğunu anlatan reklamlar… Dyt. Çıtak, “Tüketim kültürünün paradoksu bu; biz tüketmeliyiz çünkü ekonomimiz buna bağlı. Ancak bu durum kilo algımızla ters düşüyor. Bir taraftan tüketmek zorundayız, diğer taraftan da ideal ölçülerde olmalıyız. Zamane insanı bu sıkışmışlık duygusunu yaşıyor. Kilo hor görülüyor çünkü açgözlülük ve acizlik olarak yorumlanıyor” diyor.

 

“Mutluyken pizza, sinirliyken cips, üzgün olduğunuzda çikolata tükettiğinizi fark ettiniz mi? Yapılan çalışmalar sadece fiziksel açlıktan dolayı yemediğimizi ortaya koyuyor… Bu durum açlığın aynı zamanda duygusal olduğunu gösteriyor.”

 

Diyet yapma takıntısı

Diyeti, fazla yenilen yiyeceklerin kefareti, ödenmesi gereken bir bedel olarak görüyoruz. Diyetisyen Simge Çıtak, “Hiçbir yiyecek kilo aldırıcı veya verdirici değildir. Önemli olan hangi yiyecekten ne kadar yemeniz gerektiğini bilmek” diyerek yol gösteriyor. Pek çok kişi yiyeceklerden korkuyor, yedikten sonra suçluluk duygusu içinde kıvranıyor. Bunun sebebi besinlerin ne ifade ettiğini bilmemek. Her insanın beslenme bilgisine ihtiyacı olduğunu söyleyen Dyt. Çıtak, “Benim işim sadece kilo verdirmek ya da kilo aldırmak olamaz. Beslenmeyi takıntı haline getirmiş o kadar insanla karşılaşıyorum ki! Bir kafeteryada, girdiğim ortamlarda ya konuşmaları duyuyorum ya da bana soruluyor; görüyorum ki herkes yediklerinden korkuyor” diyor.

 

“Sağlık için sevmediklerimi yiyeceğim” takıntısı

İngiltere’de yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre her üç kişiden biri, sağlıklı olduğu gerekçesiyle sevmediği yiyecekleri tüketiyor. Türkiye’de de böyle bir araştırma yapılsa benzer sonuçlar alınması mümkün… Çünkü insanlar sevdikleri besinlerden korkutuluyor ya da faydalı olduğunu düşündükleri besinleri sevmeseler de tüketmeleri gerektiğine inanıyor. Yumurta, havuç, patates, muz veya incir gibi meyveleri tüketmekten korkan; öte yandan binbir farklı tarifle, hiç sevmese de brokoliyi hayatına katan ya da çocuklarına zorla yedirmeye çalışan insanlar var. Oysa hem sağlıklı besinler tüketmek, hem de sevdiğimiz yiyeceklerden ayrı kalmamak mümkün… Dyt. Simge Çıtak, “Bilmediğiniz, sevmediğiniz gıdaları tüketmek zorunda değilsiniz. Sadece hangi besinin, hangi besine alternatif olduğunu öğrenmeniz gerek. Sağlıklı beslenmeden nefret ederek bu iş yapılamaz. Sevmediğiniz yiyeceklerle hayatınızı geçiremezsiniz. Önemli olan sevdiğiniz besinlerle sağlıklı bir beslenme planı oluşturabilmek” diyor. Küçük bir araştırmayla, aynı faydayı sağlayan alternatif yiyecekleri bulabilirsiniz. Demir kaynağı olarak ıspanak yerine kırmızı et ya da kuru kayısı, somon yerine de hamsi ya da keten tohumu veya ceviz yenebilir. Ayrıca sevdiğiniz besinlerden kalorisi yüksek diye vazgeçiyorsanız, doğru miktarda yemeyi öğrenmelisiniz.

 

Tartılma takıntısı

Diyet yapsın ya da yapmasın gün içinde her fırsatta tartıya çıkanlardan mısınız? Ya da tam tersi “tartı fobiniz” mi var? Her gördüğü tartıya çıkıp tartılanların yanı sıra tartılmaktan korkanlar da var; karşılaştıkları rakamı görüp hayata küsen, morali bozulup daha fazla yiyerek acısını çıkarmaya çalışanlar… Diyetisyen Simge Çıtak, “Bana göre her ikisi de takıntıdır. Ne her dakika tartılmak ne de tartılmaktan korkmak gerek. Gereksiz yere bir makineye anlam yüklemek doğru değil, tıpkı yiyeceklere yüklediğiniz gereksiz anlamlar gibi…”

 

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here