Tamamlayıcı tıpla ayağa kalktım!

Dünyaya gelirsiniz ve birilerinin yardımıyla yürümeye başlarsınız. Bir-iki adım atarsınız anne-babanız sevinir. Tek başına “ayakta duruyorum yaşasın dünya” diyerek hem siz büyük bir coşku duyarsınız hem de anne-babanız yaşasın çocuğum yürüyor diye bir coşku yaşar. Ben bunu hayatımda iki kez yaşadım. İlkini biraz bilinçsiz, ikincisini ise bilinçli bir şekilde…

Yirmi yaşına kadar her şeyi yapabilen güçlü sağlıklı bir insanken bir anda bir saniye içersinde yatağa mahkum olmak nasıl bir duygudur tahmin bile edemezsiniz. Ben bunu yaşadım. Her an bir hemşirenin yardımına muhtaç, zavallı bir yaratık haline gelmişsiniz. Hatta kendi kendinize tıraş bile olamıyorsunuz.. İşte benim başıma gelen de buydu.
Önce kendimi tanıtayım. Adım Şuayıp Dağıstanlı. 13 yıldır Türkiye'deyim. 1992'de iki bavulla çıktım memleketim Dağıstan'dan. 1990'lı yıllarda Rusya'nın geçirdiği o karışık dönem, Perestroyka sonrası benim gençliğime üniversite yıllarıma denk düştü. Önümde muazzam bir ufuk duruyordu ve ben bundan sonra ne yaparım” diye düşünüyordum.
Çok iyi bir sporcuydum ama…
O yıllarda benim de pek çok genç gibi gönlümde yatan Avrupa'ya hatta ABD'ye gitmekti. Ancak bu ülkelere gidebilmek için önkoşul olan vizeyi almam mümkün olmuyordu. Günün birinde bir dostumun tavsiyesi üzerine Türkiye'ye gitmeye karar verdim. Bu aynı zamanda geçmişte yaşadığım kötü tecrübenin de tamamen geride kalması anlamına geliyordu. İşte Formsante okurlarıyla paylaşmak istediğim de bu hikaye. Pek çok kişi için inanılmaz, hatta imkansız gibi gelebilir. Henüz 20'li yaşlarımdaydım. Dağıstan Üniversitesi'nde pedagoji eğitimi alıyordum. Üniversite yıllarındaki o karmaşa ve sınav stresinden kaçayım, her delikanlı gibi askerliğimi yapayım dedim. Aslında bu askerlikle birlikte hayatımın tamamen değişeceğini söylemeliyim. Ama başıma gelecekleri önceden tahmin bile demezdim. Üniversiteden kaçmış, kurtulmuştum ama bu kez askerde daha beter bir eğitimle karşılaşmıştım. Açıkçası kimse askerliğin üniversiteden daha zor bir şey olduğundan söz etmemişti. Bu arada ayıptır söylemesi iyi bir sporcuydum. Atletik jimnastik yapıyordum. Askerliğim sırasında da spor yapmaya devam ediyordum. Bir gün jimnastik yaparken barfiksten düştüm! Salto atarken kafamın üzerine çakılmıştım. Boyun kemiklerim kırılmış, bütün omurgam korkunç bir şekilde zedelenmişti. Yüzde 80 felç kalmıştım.

Devamı 2005 Temmuz sayısında…

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here