Tuz şehri: Salzburg

Avusturya’nın kuzeyinde dağların arasında kalan tuzlar şehri Salzburg, hem yürüyerek her yere ulaşımı hem de görkemli kalesiyle Avrupa’da görülmesi gereken yerler arasında yer alıyor. Salzburg’u gezerken burada doğup büyüyen ünlü besteci Mozart, notaları ve çikolatalarıyla size şehrin her köşesinde eşlik ediyor.

Yazı: Deran Çetinsaraç

İstanbul’dan iki saatlik bir uçuşla ulaşabileceğiniz Salzburg şehri, havalimanına sadece 20 dakika uzaklıkta bulunuyor. Otele yerleştikten sonra bir daha hiç otomobile ihtiyaç duymayacağınız bu şehri gezerken araba seslerini de neredeyse hiç duymuyorsunuz.

Adından da anlaşılacağı üzere Salzburg’u değerli yapan ve adını da veren şey tuz. Yakınlardaki dağlardan çıkarılan ve Bavyera’ya gönderilen en önemli ticaret kapısı olan tuz, şehre yüzyıllarca muhteşem bir gelir ve bağımsızlık sağladı. Bu zenginliği göstermek için Salzach nehrinin etrafına inşa edilen gösterişli konutlar zamanla modern mimariye dönüşse de Old Town’ın dar sokaklarında bir ortaçağ atmosferinin hakim olduğunu fark edeceksiniz. Old Town’ın etrafından Salzach Nehri geçiyor dolayısıyla gün içinde dolaşırken sık sık nehrin üzerinden geçiyorsunuz. Salzach Nehri’nin bir yakasında Mirabell Bahçeleri, Makarplatz Meydanı yer alırken diğer tarafta Getreidegasse Caddesi yer alıyor. İstiklal Caddesi’ni andıran Getreidegasse boyunca pek çok geçit göreceksiniz. Bu geçitlerden paralel caddeye geçebileceğiniz gibi avlularında bulunan bar, restoranlarda takılabilirsiniz. Alışveriş için dar bir cadde olsa da şehrin nüfusunun az oluşu rahat bir gezinme imkanı sunuyor.

Mozart’ın doğup büyüdüğü yerler
Salzburg sokakları ve meydanlarında dolaşırken kendinizi film setinde geziyor gibi hissetmeniz çok doğal. Şehrin içinde ve çevresinde çekilen The Sound of Music filmindeki ünlü sahneleri hatırladıkça aslında Salzburg’u yıllardır tanıdığınız hissine kapılıyorsunuz. The Sound of Music’in en akılda kalan sahnelerinden biri Old Town’ın hemen karşısındaki Mirabell Bahçeleri. Giriş merdivenleri ve yuvarlak gölet, Do-Re-Mi dizisinin sonunun çekildiği yerler. Buradan 15 dakikalık bir yürüyüşle Old Town’daki Festungsbahn füniküler demiryoluna ulaşabilirsiniz. Bu finiküler sizi hem şehrin manzarasını hem de Alpler’i doya doya seyre dalacağınız bir ortaçağ kalesi olan Hohensalzburg Kalesi’ne çıkartıyor. Finiküler dahil pek çok yere giriş imkanı sağlayan Salzburg Card’dan edinmenizi tavsiye ederiz. Manzaradan sonra Modern Sanat Müzesi’ne doğru yol aldığınız zaman ağaçlar arasında harika bir yürüyüş parkuru sizi bekliyor. Müzeye vardığınızda öğle saatine denk geldiyseniz burada bulunan restoranda yemek yemelisiniz. Önceden mutlaka rezervasyon gerektiren restoranın önünde kuyruklar oluştuğuna şahit olabilirsiniz. Salzburg’da yaşayan insanlar, başta pazar kahvaltısı olmak üzere dışarıda aileleriyle vakit geçirmekten büyük zevk alıyor. Bu sebeple pek çok kahve dükkanının walk-in yani uğrayanlar için ayrı oturma bölümleri bulunuyor.

Salzburg’un her bir köşesinden klasik müzik duymanıza ve insanların bu şehri görmek istemesine sebep olan isim ünlü besteci Wolfgang Amadeus Mozart. Mozart’ın doğduğu ev, Hagenauer binasının üçüncü katında yer alıyor. Bu evde 1762 yılında yani Mozart altı yaşındayken ona verilen kemanı görebilirsiniz. Mozart ailesinin 1773’ten 1787’ye kadar yaşadığı çok daha görkemli olan ev (Tanzmeisterhaus) de yine onunla ilgili eserleri görebilmeniz için ziyarete açık. Ayrıca Mozart’ın henüz çoçuk yaşlardayken ilk konserlerini verdiği Residenz Palace da görülmeye değer yerler arasında.

Sanat her yerde
Salzburg, aynı zamanda tam bir festival ve etkinlik şehri. Neredeyse hiç yükseklik bulunmayan şehrin meydanlarında geleneksel hale gelen şehir maratonu, dünyanın dört bir yanından gelen koşucuları ağırlıyor. Yaz aylarında gerçekleşen müzik festivali ise şehrin simgesi haline gelmiş durumda. Modern sanata önem veren Salzburg meydanlarında karşınıza her an bir eser çıkabiliyor. Kapitelplatz’da yer alan altın küre Mozart çikolatalarına gönderme yapıyor. Bu kürenin üzerinde duran bir adam heykeli bulunuyor ve finikülerin yer aldığı bölgede kırmızı kıyafetler içerisinde bu adamın eşinin heykelini de görebilirsiniz. Rehberin söylediğine göre bu iki heykelin karı-koca olduğunu Salzburglular bile bilmiyormuş…

Son olarak şehrin her yerinde lezzetli Bavyera mutfağından örnekler bulabileceğiniz restoran ve kafeler mevcut. Burası şinitzelin anavatanı sayıldığından Salzburg’dan şinitzel yemeden dönmeyin deriz. Tatlılarıyla ünlü şehirde Mozart’ın kafesi olarak anılan Tomaselli, kek ve beş çayı keyfi için Hotel Sacher, son olarak kapısında kuyruklar görebileceğiniz Fürst mutlaka uğramanız gereken yerler arasında. Salzburg’u terketmeden önce alışveriş listenize Mozart çikolatalarını ve çeşit çeşit tuzları eklemeyi unutmayın. Tuz satan dükkanlarda uzun süre geçireceğinizi düşünerek burada dükkanların erken kapandığını hatırlatalım.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here