Üçü bir arada hayat zor anne&iş kadını&eş

subat-2013-yasam-resim-1

Herkes size çocuk sahibi olmanın yüce duygularından bahsetmişti ama uykusuz geceler, eşinizle kavgalar, hayatınıza karışan büyükler, devam etmesi gereken iş hayatı ve sürekli çekilen vicdan azabından söz eden olmamıştı değil mi? Yalnız değilsiniz…

30’lu yaşlarda dokuz kadın; Bayan Güçlü, Bayan Kariyer, Bayan Farkında, Bayan Huzur, Bayan Estetik, Bayan Evcimen, Bayan Anne, Bayan Yürekli ve Bayan Üretken… İyi eğitimli, kendi parasını kazanan ve hepsi en az bir çocuk sahibi olan bu kadınlar, bir psikodrama grubunda buluşuyor. İlk gün birbirlerine ne anlatacaklarından emin olamasalar da bir süre sonra, özellikle çocuk sahibi olduktan sonra yaşadıklarını, sevinçlerini ve hayal kırıklıklarını samimiyetle paylaşmaya, bu sırada da aslında sandıkları kadar yalnız olmadıklarını fark etmeye başlıyorlar. Bir yıl boyunca haftada bir gün buluşan ve kurgu değil, tamamen gerçek olan bu grubun hikayesini yazmak da tabii ki Bayan Üretken’e yani Burcu Aksoy’a düşüyor. “Çocuğum, İşim, Eşim… Peki Ya Ben?” adlı kitabı piyasada olan Aksoy ile deneyimlerini konuştuk.

Sizin hikayeniz nedir, bu gruba nasıl dahil oldunuz?
2006’da doğum yaptım. Öncesinde yoğun bir iş tempom vardı ve hamileliğim bu tempoda geçti. Yediğime içtiğime çok dikkat ettim ama ne bir hazırlık kursuna gidebildim, ne de yürüyüş yapabildim. Doğumdan sonra altıncı ayda işe döndüm ve kızım 18 aylık olana kadar yoğun tempoda çalışmaya devam ettim. Ancak bir gün kendi kendime, “Çocuğumun büyümesini görmek istiyorum” dedim… Ve işten ayrıldım. Böylece kızımın büyüdüğünü görebildim ve bu kararımdan hiç pişman olmadım. Ancak bir yandan işimi de özlüyordum ve kızım 2,5 yaşına geldiğinde onu okula gönderdim, ben de iş hayatına farklı bir firmada geri döndüm. Geçen süreçte kızımı adeta bir fanusun içinde büyüttüğüm için okula başladığında hastalıklar ve zorluklar yaşadık. Sürekli okulu arayıp Zeynep’in nasıl olduğunu soruyordum. Bu telefonlardan birinde okulun pedagogu bana, “Burcu Hanım çok ilgili bir annesiniz ama Zeynep gayet iyi. Bence sizin desteğe ihtiyacınız var. Hayat sadece Zeynep’ten ibaret değil” dedi. Şaşırdım… Farklı bir hayat olamayacağını düşünüyordum. Sonra bana psikodrama grubundan bahsetti. Katılmayacağımı söyledim. “Biraz nefes almaya ihtiyacınız var. Siz mutlu olacaksınız ki çocuk mutlu olsun” deyince ikna oldum.

Şimdi bakınca bu gruba girince hayatınız değişmiş gibi görünüyor…
İstanbul’da iş hayatında özelimizi paylaşmamayı öğreniyoruz. Psikodrama grubuna da “Tanımadığım bu kadınlarla ne konuşacağım” diye korka korka gittim. Sonra baktım ki hepsi benim gibi bir sürü anne… Biz, çocuk sahibi olduktan sonra hayatı farklı algılamaya başlamış ve kafası karışmış kadınlardık. Ve gerçekten o günden sonra hayatım değişmeye başladı. Çünkü ben sıkıntıların, uykusuzlukların, iç çatışmaların sadece benim yaşadığım olaylar olduğunu sanıyordum. Oysa ki bütün anneler aynı şeyleri yaşıyordu. Bize çocuk sahibi olmanın sanki bir evcilik oyunu olduğunu söylemişlerdi ama birçok zorluğu vardı. Bebeğin bir evliliği kurtarabileceği söylenmişti ama çocuk konusunda anne ve baba ortak bir paydada buluşamıyorlarsa evliliği yıkabiliyordu da… Yalnız olmadığımı fark edince diğer kadınlar da yalnız olmadıklarını hissetsin diye bu kitabı yazdım.

Devamı diğer sayfada

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here