Uzakdoğu terapileriyle değiştim!

Her şey çok güzel giderken, geçirdiğim bir trafik kazasıyla hayatım altüst oldu. Fiziksel olarak iyileşmem haftalar aldı, üstelik tamamıyla iyileşememiştim. Bunlara bir de kaza sonrası depresyon eklenince tam 2 yıl dış dünyayla ilişkimi kestim. Bu sırada tanıştığım Uzakdoğu yöntemleri hayatımda yeni bir başlangıç oldu…

Doğrusu bir trafik kazasının hayatımda bu kadar köklü bir değişikliğe yol açacağını düşünemezdim. İsterseniz en başından başlayayım. Adım Cihan Karabulut. Radyoloji mezunuyum, Bursa Uludağ Üniversitesi’nde okudum. Bu arada amatör olarak modellik yapıyordum. 1995’te Best Model Yarışması’na katıldım ve en iyi fotomodel seçildim. Aynı zamanda radyolog olarak da çalışıyordum. Tayinim çıkınca bir yıllığına Konya’ya gittim. Sonra yeniden Bursa Onkoloji’de çalıştım. Yarışmada derece alınca teklifler gelmeye başladı. Yeniden tayin yaptırdım. Geceleri nöbet tutuyor, gündüzleri de dizilerde oyunculuk, modellik yapıyordum. Aynalı Tahir dizisinde 3 yıl oynadım.

Gerçekten çok keyifli günlerdi. “Bu kadar şeye nasıl vakit bulabildin, nasıl yapabildin?” diye sorarsanız eğer “Gençlikte zor olmuyor” derim. Çünkü insan işini seviyorsa, yaptığı işten mutluluk duyuyorsa, o zaman o iş insana zor gelmez, insanı yormaz. Düşünün bir kere o zaman bu rutin düzen arasında bir de her gün spor yapıyordum!

İşte böyle renkli bir hayatım vardı. Reklam çekimleri, katalog çekimleri devam ediyordu.
İşimi de ihmal etmiyordum. Hatta eğitimimi devam ettirmek için Amerika’da bir okul bile ayarlamıştım. Her şey çok güzel giderken, tam da Amerika’ya gideceğim hafta bu olay başıma geldi.

1998 yılının şubat ayıydı, bir trafik kazası geçirdim. Daha doğrusu bindiğim taksiye başka bir araba çarptı. Geceydi. Ara sokaktan çıkan, çok alkollü bir şoförün kullandığı araç bize çok şiddetli çarpmıştı. Kaza anını tam hatırlayamıyorum bile, zaten arabadan dışarı fırlamıştım, bayılmışım. Gözümü açtığımda etrafımda kimse yoktu. İnsanların hayırseverliği diyelim! İnsanlar camlardan baktılar, perdeler arasından bile baktılar ama ne bir ambülans çağıran oldu ne de “Neyin var?” diye inip bakan… Güçlükle cep telefonumu cebimden çıkarıp çok yakın bir doktor arkadaşımı arayabildim. Geldi, beni, götürdü. O an pek bir şey düşünemiyorsunuz ama insanın çok zoruna gidiyor. İnsanlık bu kadar mı ölmüş diye düşünüyorsun ama gerçekten ölmüş!

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here