Varislere köpüklü çözüm

23072014 saglik

Yaklaşık her beş kadının ikisinde olan varis problemi yüzünden yaz ayları kabusunuz olmasın. Son yıllarda sıkça kullanılan köpük enjeksiyonu yani skleroterapiyle bu problemin önüne geçilebiliyor.

Bir toplardamar hastalığı olan varis, pek çok kadının ortak derdi. Genç yaştan ileri yaşlara kadar geniş bir yelpazedeki kadını etkileyen bu hastalık genetik bir problem. “Doktorum” programının sunucusu Prof. Dr. Murat Aksoy’un kapısını çaldık ve farklı tedavi yöntemleri bulunan bu hastalığa yönelik son dönemlerde popülerliğini artıran skleroterapi yöntemini dinledik. Varisin iki tipi bulunuyor: Kıvrımlı ve kılcal. Kadınları özellikle kozmetik anlamda rahatsız eden ince tipte olanlara kılcal varislerdir. Bunlar çoğunlukla genetik kökenli oluyor. Yani anne veya babada varis varsa çocukta da kılcal varis oluyor ve yaş ilerledikçe artıyor. Prof. Dr. Aksoy bu durumu şöyle açıklıyor: “Burada aslında neden olduğunu tam bilmediğimiz bir mekanizma ile damarlar genişlemeye başlıyor ve normalde görmediğimiz damarları görür hale geliyoruz. Zaten varisin tanımına da bakıldığı zaman normalde görmediğin damarların genişleyerek görünür hale gelmesi olarak karşımıza çıkıyor. İster kılcal, ister diğer damarlarda…”

 

Damarların da metabolizması var

Varisin ikinci türü olan kıvrımlı varisler ise bazı kişilerde ciltten dışarı taşan, parmak şeklinde büyümüş damarlar olarak da karşımıza çıkabiliyor. Prof. Dr. Aksoy, “Her organın kendine ait bir metabolizması vardır. Hücreler yapılır, yaşlanır, ölür, yerine yeni hücreler yapılır. Hücrelerde sürekli bir devinim olur. Aslında damarların da böyle bir metabolizması var. İşte bu metabolizmadaki bozukluklar veya hastanın genetik yapısı damarlarda problem oluşmasına yol açıyor. Toplardamarların içinde özellikle kasık bölgesinin altında tek yönlü çalışan kapakçıklar var. Aynı su depolarındaki kapak mekanizması gibi. Kan yukarıya doğru giderken kapaklar açılıyor, daha sonra kapanıyor ki geriye kan gitmesin. Yürüdüğümüz veya hareket ettiğimiz zaman, bacak kaslarımızın kasılması ile birlikte kan kalbe yani yukarı pompalanıyor. Bu kapakçıklar kanın yukarı çıkmasına müsaade ediyor ama ondan sonra aşağı inmesine izin vermiyor. Ama bir problem var, yer çekimi; özellikle ayakta durduğumuz veya oturduğumuz zaman. Bu durumda kan yukarıya çıktıktan sonra yerçekiminin de etkisiyle ayak bileklerine doğru birikme eğilimi gösteriyor. Damarın içindeki kan miktarı arttıkça da damar genişliyor” şeklinde anlatıyor.  Tedavi şekilleri de varisin tipine hem de hastanın ihtiyacına göre farklılık gösterebiliyor. 

 

Köpük enjeksiyonuyla varisler tedavi ediliyor

Tedaviyi planlarken ultrasonografi yöntemini kullanan Prof. Dr. Aksoy, ultrason çekiminin mutlaka ayakta yapılması gerektiinin altını çiziyor. Skleroterapi yönteminde damarın içerisine çok ince uçlu enjektörler ile köpük veriliyor. Bu madde sayesinde damarın iç duvarı yanıyor ve damar kapanıyor. ‹lem sonrasında ilk iki gün boyunca çift kat varis çorabı giyilmesi öneriliyor. Devamında üç hafta boyunca gündüzleri olmak kaydı ile tek kat varis çorabı giyilmesine devam ediliyor. Skleroterapi 25 dakikalık bir ilem ve ortalama üç-dört seans sürüyor. Seansların arası genellikle 15 gün. Skleroterapinin baarı oranı yüzde 80 olarak gösteriliyor ve etkisi 8-10 ay sonra görülebiliyor. Çok büyük olan damarlarda köpük tedavisiyle bararılı sonuç alınamayabiliyor, bu yüzden cerrahi yöntem tercih edilebiliyor.

 

Deran ÇETİNSARAÇ

Formsanté Dergisi Haziran 2014 sayısı

 

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here