Yatakta aynı dili konuşamıyoruz

03042015 cinsellik01

Konu cinsellik olunca erkeklerle aynı dili konuşamıyoruz. Biz onları çok istekli olmakla suçluyoruz, onlar bizi isteksizlikle…

Erkeklerle aramızdaki bakış açısı farklılıklarının tabii ki birden fazla nedeni var. Bunlardan biri çocukluktan itibaren bize öğretilenler… Diğeri ise yatağa girerken yanımızda taşıdığımız duygusal yükler ve travmalar…  

Cinselliğin ayıp, yasak kabul edildiği ve konuşulmadığı ülkemizde hala “mini etek” üzerinden tartışmalar sürdürülüyor. Kadının toplum içindeki değeri, “cinsel deneyimsizliği” ile belirleniyor. Kadının cinselliğinin toplumsal olarak onay ve kontrolden geçmesi gerekiyor. Bu durum da baştan itibaren cinsellikle ilgili bilgisi, deneyimi olmayan kadının haz alması ve haz vermesini olanaksız hale getiriyor. Sonuç cinsel işlev bozuklukları… Klinik Psikolog Elçin Kaleağası ile yatak odamızı dolduran ve bizi cinsellikten uzaklaştıran deneyimlerimizi, travmalarımızı ve duygularımızı konuştuk. 

 

Biz kadınlar, konu erkekler ve yatak odası olunca nelere odaklanıyoruz?

Kadınlar erkeklerin cinsel ilişkiyi her zaman istediklerini, her zaman cinsel ilişkiye hazır olduklarını ve buna bağlı olarak her erkeğin kendilerine cinsel ilişki talebi ile yaklaştığını düşünüyor. Cinsel ilişki sırasında kadınlar ise cinsel mitlerinden dolayı “Kendimi rahat bırakırsam ahlaksız olduğumu düşünür”, “Sadece seks için mi benimle beraber?”, “Kilo aldım, güzel görünüyor muyum acaba?” düşünceleri ile meşgul olabiliyor. Özellikle cinsel ilişki öncesi duygusal yakınlık bekleyen kadın “Kulağıma romantik cümleler söyleseydi” fikrine takılabiliyor. Bu sırada erkekler ise cinsel ilişkideki performanslarının iyi olup olmadığına odaklanıyor. 

 

Erkekler yatakta duygularından bağımsızlaşmayı nasıl başarıyor?

Kadınlar cinselliği hem sevgi ve şefkatin hem de arzunun içinde olduğu bir bütün olarak yaşıyor. Erkekler ise haz odaklı, ilişki içinde olmadan… Tek gecelik ilişkiler kadının kendi namusunu sorgulamasına yol açıyor, erkekler için ise böyle bir tartışma konusu yok. Cinsellik kadınlar için toplumsal değerlerle ilişkili iken, erkekler için haz merkezli oluyor.

Modellerle kıyaslayarak kendi bedenini daha az beğenen kadın; spor, estetik ve aşırı diyet yaparak ileride ciddi yeme bozukluklarının ve diğer psikolojik problemlerin ortaya çıkmasına neden oluyor.

 

Acaba erkekler aldığımız kiloları bizim kadar dert etmiyor mu?

Tüm modern toplumlarda kadınların bedenleriyle olan ilişkileri erkeklerden daha zayıf ve daha olumsuz… Gelişme çağında erkek çocuk, bedenini rahatça merak ederek keşfetmeye çalışırken, kız çocukları başkalarının bakış açısı ile bedenlerini görmeye şartlanıyor. Çoğu kadın bedenini keşfetmeden, nasıl haz alacağını bilmeden yaşamına devam ediyor. Modellerle kıyaslayarak kendi bedenini daha az beğenen kadın; spor, estetik ve aşırı diyet yaparak ileride ciddi yeme bozukluklarının ve diğer psikolojik problemlerin ortaya çıkmasına neden oluyor.

 

07042015 cinsellik03Zayıf olmakla cinsel istek arasında bir bağ var mı?

Kadının zayıf olması, cinsel isteğinin yüksek olacağı anlamına gelmiyor. Kendisiyle barışık, kendini seven, beğenen her kilolu kadın cinsel hazza ulaşabiliyor. Bedeninden memnun olmayan kadın kendini cinsel olarak arzulanabilir hissetmiyor. Eşe duyulan öfke ya da güvensizlik duygusuna bağlı gelişen mutsuzluk, kızgınlık da cinsel hazzı ve uyarılmayı bozuyor. Ayrıca kadınların cinsel hazza ulaşabilmeleri için güvenlik duygusuna da ihtiyaçları oluyor. Eşe duyulan kuşku, güveni azaltarak cinsel hazzı engelliyor ve zamanla cinsel isteği azaltıyor. Yaşamın diğer alanındaki problemler, ekonomik güçlükler, hastalık ya da bir yakının rahatsızlığı, stres, üzüntü yaratan yaşam olayları cinsel isteği azaltabiliyor.

 

Vajinal kuruluk, orgazm olamama, vajinismus ve cinsel isteksizlik gibi cinsel fonksiyon bozuklukları bu nedenlere mi bağlı?

Yapılan çok sayıda çalışma her üç kişiden birinin cinsel yaşamının herhangi bir döneminde en az bir cinsel işlev bozukluğu yaşadığını ortaya koyuyor. Örneğin kadınlarda cinsel isteksizlik; çeşitli biyolojik ve psikolojik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabiliyor. Fiziksel hastalıklar, tedavi için kullanılan ilaçlar, psikiyatrik rahatsızlıklar, evlilik çatışmaları, stres, üzüntü, eşe ilgi kaybı veya çekicilikle ilgili endişeler bu duruma neden olabiliyor.

 

 

Kadınların orgazm ile arası nasıl?

Bazı kadınlar hayatları boyunca hiç orgazm olmamışken bazıları da nadiren olabiliyor. Geleneksel rolünün dışına çıkamayan, cinsellik konusunda korkuları olan, bedenini tanımayan, negatif beden imajına, düşük benlik algısına sahip kadınlarda orgazm problemi sık görülebiliyor. Ülkemizde kadınlar haz alma ve doyuma ulaşmayı kendileri açısından çok önemsemiyor. Cinsel birleşme olabiliyorsa, erkek memnunsa sorun yokmuş gibi davranmayı tercih ediyorlar. Ancak cinsel birleşmenin olamadığı vajinismus durumunda uzmana başvuruluyor. Kadın cinsel ilişki istediği halde kas kasılması nedeniyle ilişkinin olamaması anlamına gelen vajinismusun nedenleri arasında ise yanlış bilgi ve inanışlar, bekareti kaybetme korkusu, cinsel tabular ve mitler bulunuyor. Gebelik ve menopoz dönemleri de cinselliği etkileyebiliyor. Bedenimiz ve psikolojik bakış açımız yani önceki travmalar, duygular, kişilik özellikleri, tutumlar cinselliğe yaklaşımımızı belirliyor. Hiç kuşkusuz yetiştiğimiz çevre, aile, toplumsal yapı, ahlaki tutumlar da önemli rol oynuyor. Örneğin vajinismusun muhafazakar, cinselliğin yasaklandığı, rahatça konuşulmadığı toplumlarda görülme sıklığı daha yüksek oluyor. 

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here