Ana Sayfa Güzellik YENi YILDA YENi BiR CiLT? Evet, mümkün…

YENi YILDA YENi BiR CiLT? Evet, mümkün…

Bu yıl kendi kendinize muhteşem bir armağan vermek ister misiniz? Aynaya her baktığınızda karşınızda göreceğiniz bir armağan… Yanıtınız “evet”se gerisi pek zor olmayacak; çünkü kozmetik dünyası son yenilikleriyle cilt gençleştirmeyi her zamankinden daha kolay hale getiriyor. Elif Nazlı Duran

Tüm vücudumuz; saçlarımız, tırnaklarımız ve organlarımız zaman içinde sürekli yenileniyor… Hatta bazı uzmanlara göre, biz aslında bir ay önceki biz bile olmuyoruz! Eski hücreler ölüyor ve oluşan yeni hücreler bunların yerini alıyor. Cildimizde bu süreç tam 27 gün sürüyor. Cildimizin hücreleri de doğuyor, yaşıyor ve ölüyorlar. Ölen hücreler, cildin en üst yüzeyinden dökülüyor ve yerlerini yeni hücrelere bırakıyorlar. Yeni hücreler temel katmanda yapılanıyor ve yaklaşık 2 haftalık bir süreçte yukarıya doğru çıkıyor ölen hücrelerin yerini alıyorlar. Bu iş, hızlı ve düzenli olduğu sürece
-yani gençlik yıllarında- hiçbir sorun olmuyor ve biz aynada sürekli taze, parlak, gergin bir cilt görebiliyoruz. Ama zamanla, ortalama olarak 30 yaşından sonra, yenilenme süreci yavaşlıyor. Kolajen üretimi azalıyor.
O zaman ne oluyor? Ölü deri dökülmediği için cilt kalınlaşıyor, mat, donuk bir görünüm alıyor. Kendisini yenileyemediği için çizgiler, kırışıklar gün geçtikçe belirginleşiyor. İşte yukarıda kısaca özetlediğimiz bu süreç, cildi gençleştirmekle ilgilenen dermatologların ve anti-aging uzmanlarının çok fazla ilgisini çekiyor. Çünkü biliyorlar ki, eğer bu sürece müdahale edebilirlerse cildin gençliğini ve tazeliğini çok uzun yıllar koruması mümkün olabilecek. Peki ama nasıl? İşte biz de, bu haberimizde bu sorunun yanıtını aradık ve cildin yenilenme sürecine katkıda bulunmak üzere formüle edilmiş işlemleri ve kozmetik ürünleri mercek altına aldık…
Cilt neden ve nasıl yaşlanıyor?
Cildimiz bir değil, birkaç faktörün etkisinde yaşlanıyor. Bu faktörler iç ya da dış kaynaklı olabiliyor. Uzmanlar bunları temel olarak 3’e ayırıyor:
1. Kronoaging: Kronoaging, yukarıda da sözünü ettiğimiz zamana, yaşa bağlı yaşlanma anlamına geliyor. Burada cildin yenilenme fonksiyonlarında zamanla oluşan bozulma etkili oluyor.
2. Fotoaging: Fazla ışığa özellikle de güneş ışınlarına maruz kalan cilt, normal sürecinden çok daha hızlı bir şekilde yaşlanıyor. Bu da fotoaging olarak tanımlanıyor.
3. Biyoaging: Kişinin genetik, metabolik ve hormonal yapısı gibi biyolojik faktörler, biyoagingde önemli oluyor. Yaşla birlikte bozulan hormon dengesi, cildin yapısını da etkiliyor ve ciltte sarkmalar oluyor.
Bu faktörler yaşlanmayı oluşturan temel faktörler olarak tanımlanıyor ama yine de yaşlanma süreci kişiden kişiye büyük farklılıklar gösteriyor. İşte bu nedenle 50 yaşında olan her kadının cildi aynı şekilde görünmüyor; özellikle güneşe maruz kalma cildin görünümünde dramatik farklar yaratabiliyor. Bu nedenle cildin sağlığını ve yapısını korumak için güneşten korunmaya, dengeli ve düzenli beslenmeye, bol sıvı tüketimine, cilt temizliğine çok dikkat etmek gerekiyor.

Haberin devamı 2009 Aralık sayısında…

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here