Yumuşak ve savunmasız cildi özen istiyor

mayis-2011-bebek-4-resim

Bebeğinizin dokunmaya kıyamadığınız taptaze cildi hep ilk günkü gibi kalsın istiyorsanız onu günlük bakımdan ve yumuşacık giysilerden mahrum bırakmayın.

Bebek gibi bir cilt” benzetmesinin ne anlama geldiğini onu kucağınıza alır almaz fark edersiniz. Ona dokunmak, tenini hafifçe okşamak tarif edilemez duygular yaşatır. Ancak yumuşak olduğu kadar savunmasız da olan bu cildi korumak da yine size düşüyor. Özel 29 Mayıs Hastanesi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Necati Yıldırım ile bebeklerin cilt sağlığı için dikkat edilmesi gerekenleri konuştuk. Doğumun ardından bebeğinizin ilk muayenesini yapan doktoru, onu birkaç gün boyunca yıkamamanızı öğütleyecektir. Şaşırmayın… Çünkü bebekler anne karnında gebelik suyu içinde yaşıyor ve gebeliğin son dönemlerinde tüm vücudu saran, verniks kezaoza denilen yağlı ve yapışkan bir tabaka ile kaplı oluyor. Bu tabaka bebeği, dünyaya adapte olmaya çalıştığı bu ilk günlerde ısı farkı ve enfeksiyon gibi dış etkenlere karşı da koruyor ve ilerleyen günlerde kendiliğinden ortadan kayboluyor. İşte bundan sonra koruyuculuk görevi de size geçiyor. Bebeklerin cildinde en sık cilt kuruluğu, cilt soyulması, cilt soğukluğu (hipotermi), isilik, pişik, toksik eritem, ter bezi iltihabı (miliarya), atopik dermatit, egzama ve konaklar görülüyor. Bu cilt hastalıklarının en iyi tedavisi ise koruyucu, yani sorun ortaya çıkmadan yapılan tedavi… Koruyucu tedaviyi sağlamanın yolu, bebeğin ortam ısısını, giyim şeklini, cildine en uygun malzeme seçimini ve periyodik cilt bakımını bilinçli yapmaktan geçiyor.

CİLDİNİ NEMLE BESLEYİN
Bebeklerin, yağ dokusu bulunmayan, ince ve hassas ciltlerinin bakımının hiçbir sorun yokken yapılması gerektiğini belirten Dr. Necati Yıldırım, “Koruyucu bakım yaparak bebeklerin cildinde alerji, isilik ve kuruluk oluşmasını engelleyebilirsiniz. Doğum sonrasında göbeği düşene kadar dezenfektan ve gazlı bezle göbek bakımı yapmalısınız. Günde bir kere, özellikle banyodan sonra bebe yağı sürebilirsiniz. Eğer bebeğin bulunduğu oda normalden kuru ise nemlendirici de kullanabilirsiniz” diyor. Odadaki nemin bebeğin cilt sağlığı açısından önemli olduğunu belirten Dr. Yıldırım, kuru ortamlarda nemi artırmak için kaloriferin üzerine bir kap su koyulabileceğini ya da nem yapıcı makineler kullanılabileceğini belirtiyor. Dr. Necati Yıldırım, bebek odasında oksijeni paylaşacak fazla sayıda insan ve bitki bulunmamasının da önemli olduğuna değiniyor. Bebeklerin vücutları çok küçük olduğundan ortamın ısı değişikliklerinden çok daha fazla ve çok daha hızlı bir şekilde etkileniyorlar. İdeal oda ısısı erişkinlerde 20.2 derece iken bebeklerde ise bu rakam 24.2 derece oluyor. Bebeklerin baş/gövde oranı diğer yaş gruplarından yüksek olduğundan başın korunması da çok önem taşıyor.

Hangi ürünü seçeceğim?
Normalde erişkinlerde cilt pH’sı 5.5 civarı (hafif asidik) iken bebekler doğduğunda pH 6.4-6.8 arasında oluyor. Bebeklerin cilt pH değeri zaman geçtikçe asidikleşiyor ve bir müddet sonra erişkin değerine ulaşıyor. Bu nedenle bebeklerin kullanacağı krem, nemlendirici, bebe yağı, şampuan, deterjan gibi ürünlerin bebek pH değerine uygun olması gerekiyor.

Pamuk cildine pamuklu dokunuşlar
Bebeğinizin hassas cildi ile 24 saat boyunca temas halinde olan giysileri de koruyucu tedavide büyük önem taşıyor. Nasıl giysiler seçmelisiniz ki bebeğiniz hem üşümesin hem cildi tahriş olmasın hem de kendini rahat hissetsin? Öncelikle cildi tahriş edecek sentetik ve yünlü giysilerden uzak durmak gerekiyor. Bebeğin anatomik ve bünyesel özelliklerine uygun, rahat ve kullanışlı penyeler ve pamuklular her açıdan kullanışlı oluyor. Bebeğin vücut ısısının 36-37,5 derece arasında korunmasını sağlayacak, mevsime ve oda ısısına uygun ne ince ne de kalın giysiler tercih etmeniz gerekiyor. Annelerin en sık düştüğü, üşümesin diye fazla giydirme hatasına düşmeyin, çünkü fazla giydirmek bebeğin ısı dengesini bozuyor. Kıyafetlerin etiketlerinin kesilmesi, yetişkinlerinkinden ayrı yerde ve özel bebek deterjanları ile yıkanması gerekiyor. Dolaşım sistemleri yeterince olgunlaşmamış olan bebeklerin el ve ayakları vücutlarının diğer yerlerine göre daha soğuk oluyor. Bu nedenle bebeğin üşüyüp üşümediğini anlamak için ellerine bakmak yanıltıcı olabiliyor. Bebeğin üşüdüğünden şüphelenildiğinde elin tersiyle bebeğin ensesi, kolları ve giysileri altında kalan bölgelerin kontrol edilmesi gerekiyor. Dr. Necati Yıldırım, bebek her hapşırdığında üşüdüğünün düşünülmemesi gerektiğini belirterek, “Güneş ışığına tepki veriyor ya da burnunu temizliyor olabilir” diyor.

PİŞİK HUZURSUZ EDİYOR
Birçok anne, bebeğinde sık sık pişik oluştuğundan şikayet ediyor ve bebekte bu nedenle oluşan huzursuzluk anneyi de üzüyor. Pişik oluşumunu önlemek için ilk adım doğru bebek bezini kullanmak ve bezi 3-4 saatten bir değiştirmekten geçiyor. Yumuşak, anatomik ve idrarı iyi emen, pamuklu, pişik kremi emdirilmiş alt bezleri pişik riskini azaltıyor. Ayrıca bezde biriken idrar ve kakanın bebeği rahatsız etmemesi için 3-4 saatte bir altının değiştirilmesi gerekiyor. Bez değiştirilirken bebeğin poposunun ıslak pamukla silinmesi, ardından pişik önleyici kremler sürülmesi fayda sağlıyor. Dr. Yıldırım, pişik kremi olarak genellikle çinko oksit, dekspantenol, hamamelis virginia veya bitkisel içerikli olan kremler kullanılmasını öneriyor. Pişik tedavisinde pudra kullanımı ise pişiği artırdığı için kesinlikle önerilmiyor. Bebekte pişikle birlikte mantar da varsa tedaviye antifungal kremler de eklenmesi gerekiyor.

FAZLA GİYDİRMEK İSİLİK YAPIYOR
Bebeklerde isilik ve toksik eritemin ortaya çıkmasına neden olan en büyük etken oda ısısının fazla olması ya da bebeğin fazla giydirilmesi oluyor. Pişik kremleri isilik tedavisinde de fayda sağlıyor. Bebeğin baş derisinde oluşan konaklar için bebe yağı sürmek ve banyo sonrası zorlamadan bir fırçayla temizlemek yeterli oluyor. Eğer bu önlemler yeterli olmazsa düşük dozda kortizon içeren merhemler de öneriliyor. Atopik dermatit, egzama ve cilt kuruluğu genelde alerjik bünyeli kişilerde görülüyor. Bu durumlarda bebe yağı ve nemlendirici sürmek genelde yeterli oluyor. Yeterli olmaması durumunda ise yine çok düşük doz, kortizonlu kremleri de kullanmak gerekebiliyor. Ayrıca bebekler yeterince kilo almaz veya kilo kaybederlerse ciltte kuruluk ve çatlama meydana gelebiliyor. Bebeğinizi ilk kucağınıza aldığınızda yüzünde, özellikle iki kaş arasında, göz kapağında, saçlı deride göreceğiniz kırmızı renkli lekeler sizi korkutmasın, çünkü bunlar zamanla kayboluyor. Kuyruk sokumunda, omuriliğin kapanma yerinde bulunan sakral gamze de çoğunlukla geçici oluyor.

Bazı bebekler daha fazla özen istiyor
Bazı bebekler, genetik ve çevresel etkenler nedeniyle kendilerine ait özel bir cilt yapısına sahip oluyorlar. Bu nedenle her yönden uygun malzemeler kullanılsa bile yine de bu bebeklerde alerji, pişik, isilik, cilt kuruluğu gibi istenmeyen sorunlar ortaya çıkabiliyor. Örneğin sarışınlar, beyaz tenliler, atopik dermatiti olanlar, alerjik bünyeliler, ailesinde veya yakın akrabasında astım, saman nezlesi, göz nezlesi, egzama gibi alerjik hastalık öyküsü olanlar, doğuştan cilt kuruluğu olanlar diğer bebeklere göre çok daha hassas olduğundan bu tür sorunlar daha çok görülüyor. Bu bebeklerin cildi tedaviye dirençli olduğu için sorunlar ara ara tekrarlayabiliyor.

Formsante Dergisi Mayıs 2011 Sayısı – Bebek Eki

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here