Zeynep Tuğçe Bayat: Spor, zihnime ve bedenime en büyük iyilik!

zeynep-tugce-bayat

Üretmeyi seven, oyunculuğa derinden sevdalı Zeynep Tuğçe Bayat aynı zamanda spor tutkunu. Ailesi organik tarım yapan Bayat, sağlıklı beslenme konusunda da şanslı olduğunu düşünüyor. Kendisi gibi oyuncu olan eşi Cansel Elçin’le tenis kortlarını da paylaşan oyuncu, bu sporu aktif yapanlara yogayı öneriyor.

Röportaj: Deran Çetinsaraç
Fotoğraf: Murat Sargın
Styling: Tülin Demir
Makyaj: Alp Kavasoğlu
Saç: Erdem Gül

Son iki aydır doğayla yatıyoruz, doğayla kalkıyoruz. Doğaya yapılan tahribat ne yazık ki kendisini yangınlar, seller olarak gösteriyor. En son “Kuruluş Osman” dizisinde izlediğimiz güzel oyuncu Zeynep Tuğçe Bayat, dünyayı nasıl kurtarırız sorusuna anlamlı bakan kocaman gözleriyle hüzünlü hüzünlü karşılık veriyor. Üstelik henüz bu doğa afetlerini yaşamadan çok önce, eşi oyuncu Cansel Elçin ile birlikte “Dünya’yı Kurtaran Kadın” isminde videolar çekerek bu soruna parmak basmış…

Dünyamızı nasıl kurtarmamız gerekiyor?

Önceden bireysel iyileşme ile bunun gerçekleşebileceğini düşünüyordum. Okudukça, araştırdıkça tek başına (bireysel) iyileşmenin havanda su dövmek olduğunu anladım. Toplumda değişimin bireyde değişimle başladığını kabul edebiliriz. Kesinlikle bu bir adım. Ama o kadar zamanımızın kaldığını düşünmüyorum. Daha köklü ve daha hızlı çözümlere ihtiyacımız var. Hem de acilen!

Sence doğayı tahrip etmekten ne zaman vazgeçeceğiz?

Doğa ile bağı olmayan nesiller yetişiyor. Bu bağ küçükken kurulmamışsa, sonradan kazanımının çok zor olduğunu düşünüyorum. Doğayı karşılıksız sevemeyen, doğanın sahibi olduğu yanılsamasına kapılan insanların doğayı tahrip etmemesi imkansız.

Pandemi döneminde eşinizin yönettiği, sizin oynadığınız “Dünya’yı Kurtaran Kadın”ın bu konuda ne önerisi olur?

Dünya’yı Kurtaran Kadın, yakın gelecekten bizlere sesleniyor. Bilim kurgu gibi görünebilir. Evet, böyle bir yönü var. Ama gerçekten de bugünü anlatıyor biraz. Pandemi başladığından beri şu cümleyi o kadar kişiden duydum ki: “Bilim kurgu filminde yaşıyor gibi hissediyorum.” Herkes de bunu şaşırarak söylüyordu. Ben bu duruma o kadar şaşırmayanlardanım. Bu mini diziyi yazarken de çıkış noktam bu oldu. Yaşadıklarımız, yaşayacaklarımızın habercisi. Bundan sonra olacak şeyler beni şaşırtamaz gibi geliyor. Daha doğrusu, bu önlem almamız için son şans gibi. Kahramanımız 123975-K bize bunu söylüyor aslında.

Birlikte çektiğiniz mini seri şu an gerçekten daha da anlamlı oldu sanki… Yeni bir seri yapmayı düşünüyor musunuz?

Bir taraftan Dünya’yı Kurtaran Kadın’ın devamı için çalışıyorum. Hikayesi henüz bitmedi. Kesinlikle devam etmesi gerek. Onun dışında aynı anda yazdığım birkaç şey var. İçinde dizi de var, uzun metraj film senaryosu da… Aynı anda birçok şeyle uğraşmak zor. Ama bir taraftan da bazen yazdığın şeyi bırakıp, başka bir şeyle ilgilenmek iyi geliyor. Geri dönüp okuduğunda biraz daha uzaktan bakabiliyorsun. Genel olarak bilim kurgu yazmak beni mutlu ediyor ama romantik bir hikaye de dolaşıyor aklımda şu sıralar. Kısacası işin yazma, üretme kısmını da çok sevdim.

Her şeyi not almayı sevdiğini okumuştum, bu notlar ileride bir kitap veya film olarak karşımıza çıkabilir mi?

Çok not tutarım. Bir sandık dolusu defterim var. Bazen açıp karıştırıyorum ve saatlerce içlerine dalıp gidiyorum. Bu notlar senaryo ya da tiyatro oyunu denemelerimde bana çok yardımcı oluyor. Kitap yazmayı eskiden çok düşlerdim. Şimdi işimden dolayı bir film bana daha yakın geliyor. Ama tabii ki neden olmasın? Bazı defterlerime bildiğim yabancı dillerde not alıyorum. Ne kadar not alırsan, yabancı dilin o kadar gelişiyor. Bir taraftan da gizli, şifreli bir şeymiş gibi geliyor. Hoşuma gidiyor…

Televizyon veya sinemada yeni projelerin var mı? Seni yeni sezonda izleyebilecek miyiz?

Uzun tatil insanı değilim. Aklım hep çalışmakta. Aktif olarak bir dizide, filmde ya da tiyatroda çalışmasam da kendime yapacak bir şeyler bulurum hep. Yeni sezon için de görüşmelerim devam ediyor. İçime sinen bir proje ile denk geldiğim an sete koşa koşa gideceğim. 🙂 İşimi çok seviyorum.

”ÖZLEDİĞİM YERLERE GİTMEK İSTİYORUM; SEVİLLA, MADRİD, PARİS, LİZBON”

Pandemi ve kapanmalar sonrası ilk nereye seyahat ettin? Planlarında olan ve görmek istediğin başka neresi var?

Cansel ile Meksika’ya gittik. Bir anda karar verdik. Düşünseydik belki vazgeçebilirdik çünkü pandemiden sonra seyahat etmek gerçekten her anlamda çok zorlaştı. Biz de çok çekindik başta. Ama çok şükür olumsuz bir şey yaşamadık. Kurallara uyduk, hem kendimizi hem de başkalarını korumak için gerekli her şeyi yerine getirdik. Bizim için harika bir macera oldu. Meksika’yı çok sevdim. Kesinlikle bir daha gitmek isterim. Ama ilk fırsatta özlediğim bazı yerlere gitmek istiyorum; Sevilla, Madrid, Paris ve Lizbon…

Köken olarak nerelisiniz? Seni en çok kime benzetirler ailede?

Mersin’de doğdum ve büyüdüm. Büyük büyük dedelerim Toros Dağları’nda göçmen bir kabilede yaşarmış. Onların hikayelerini de yazmak istiyorum; umarım fırsat olur. Kız kardeşim Tutku, tasarımcı. Birlikte kurduğumuz More Design Objects adında bir markamız var. Ailemde kız kardeşim ve benden başka sanatçı yok ama sanatçı ruhlu çok insan var. Kuzenlerim de var tabii. Sanırım bizim kuşağa denk gelmiş…

“Bilim kurgu filminde yaşıyor gibi hissediyorum. Yaşadıklarımız, yaşayacaklarımızın habercisi. Bundan sonra olacak şeyler beni şaşırtamaz gibi geliyor.”

Bazı çiftler eve iş taşımaz, sizde böyle bir durum söz konusu değildir herhalde?

Biz birlikte çalışmayı çok seviyoruz. Daha önce hem dizide, hem de tiyatroda birlikte rol aldık. Evde de bol bol prova yaptık. Bulunmaz bir fırsat bu bence. Onun dışında birbirimizle proje seçerken de fikir alışverişinde bulunuyoruz. Bunu çok doğal bir şey olarak görüyorum. Zaten birbirimizin kararına da saygılıyız. Kendimi bu anlamda çok şanslı hissediyorum.

ZEYNEP TUĞÇE BAYAT: CANSEL İLE YAŞAMA SEVİNCİ OLAN İNSANLARIZ *

Evlilikte aşkı canlı tutmanın formülü nedir sence?

Hiçbir şeyin formülünü aramıyorum. Kendimi ana bırakmaya çalışıyorum. En büyük şansımız ikimizin de meraklı, yaşama sevinci olan insanlar olması. Bir de birlikte bir şeyler yaparken hiç sıkılmıyoruz. Evlenmeden önce de böyleydi, evlendikten sonra da böyle. Bizim için şimdilik hiçbir şey değişmedi.

Sağlıklı beslenir misin? Kilo almamak için dikkat ettiğin şeyler var mı?

Sağlıklı besleniyorum. Ailem organik tarımla uğraştığı için sağlıklı gıdaya ulaşmak benim için diğer insanlara kıyasla daha kolay. Bir kere sağlıklı beslenmeye başlayınca, vücudunuzdaki ve hatta düşüncelerinizdeki pozitif değişimi fark edince, sağlıklı beslenme bir yaşam biçimi oluyor. Kilo düşünmeyi bırakalı çok oldu. Şu an kaç kiloyum bilmiyorum bile. Halimden çok memnunum.

Cildin için mutlaka yaptığın ve kullandığın bakımlar/ ürünler neler? Ne tavsiye edersin?

Cildi temizlemek ve nemlendirmek. Bence en önemli ikili bu. Yatmadan önce ne kadar yorgun olsam da o makyaj çıkacak!

Tenise zaman ayırabiliyor musun? Tekli mi, eşli mi oynamayı seversin?

Küçüklüğümden beri çok fazla spor ile uğraştım. Yüzme, voleybol, okçuluk, fitness, pilates, at binme, yoga ve son olarak tenis. Spor benim hayatımda çok önemli bir yer kaplıyor. Olmasaydı ne yapardım bilmiyorum. Zihnime ve bedenime yapabileceğim en büyük iyilik. Pandeminin ilk zamanları epey zordu. Ama evde kendi spor rutinimi de oluşturmayı başardım. Şu aralar hemen hemen her gün yoga yapıyorum. Daha önce çok uzun zaman yapmıştım ve bir süredir bırakmıştım, büyük bir hata yapmışım. Özellikle tenis gibi aktif bir spor yapan herkesin aynı zamanda yoga yapması gerektiğini düşünüyorum. Hem meditasyon, hem nefes, hem esneklik kabiliyeti, hem denge… Onun dışında Cansel ile birlikte fırsat bulduğumuz her an tenis kortundayız. O kadar iyi oynuyor ki ona hayran olup hırs yapmamak elde değil. Tekli (single) oynamaktan ve izlemekten her zaman daha çok zevk alıyorum. Ama arkadaşlarla eşli (double) oynamak da epey keyifli.

“Cansel ile en büyük şansımız ikimizin de meraklı, yaşama sevinci olan insanlar olması. Bir de birlikte bir şeyler yaparken hiç sıkılmıyoruz. Evlenmeden önce de böyleydi, evlendikten sonra da böyle.”

Son dönemde izleyip de seni etkisi altında bırakan dizi veya film nedir?

Beni en çok etkileyen filmler genelde eski filmler oluyor. Filmlerini birkaç defa izleyebileceğim yönetmenler var: Bergman, Godard, Truffaut, Angelopoulos, Wong Kar Wai… Günümüz yönetmenlerini ve filmlerini de takip ediyorum tabii ki. Soğuk ülkelerin filmleri beni ayrıca etkiliyor. Geçenlerde epeydir listemde olan ama bir türlü izlemeye fırsat bulamadığım bir film izledim: Toni Erdmann. Keşke daha önce izleseymişim. Trajik bir hikaye anlatırken seyirciyi etkilemek daha kolay kimi zaman. Ama sıradanmış gibi görünen bir hikayeyle, güldürerek etkilemeyi başarması hoşuma gitti.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here