Evrenin gezgin ruhları

16062014 astral

Astral seyahat… Kulağa çok gizemli hatta biraz eğlenceli gelse de hakkında kesin bilgi olmayan bu yöntemin dünyada çok az sayıda insana doğuştan verilen bir yetenek olduğuna inanılıyor.

Bu derginin sayfalarında ya da farklı kaynaklarda “astral seyahat” kavramına rastlamış olabilirsiniz. Uyku anında ruhun bedenden ayrılıp istediği yerlere gidebilmesini ifade eden astral seyahat kavramı kulağa bir bilim kurgu filmi sahnesi gibi geliyor değil mi? Evet, bir film kadar inanılmaz ama filmlerde anlatılanlar kadar da kolay olmayan bir çalışmadan bahsediyoruz. Böyle bir çalışmanın mümkün olup olmadığını, hangi amaçlarla kullanılabileceğini doğuştan gelen yetenekleri ile astral seyahatleri yapabilen Barış Düzgören’e sorduk. 

NLP, yaşam koçluğu gibi eğitim sertifikalarına sahip olsa da Barış Düzgören kendini bir gelecek analizcisi olarak tanımlamayı tercih ediyor. Din bilimci dedesinin tasavvuf sohbetlerine tanık olarak büyüyen, aileden gelen spiritüel yeteneklere de sahip olan Düzgören, güzel sanatlar fakültesini kazanmasına rağmen spiritüel konulara yatkınlığı nedeniyle bu alanda ilerlediğini anlatıyor. Tanınıyor olmak istemediği konulardan biri ise astral seyahat… Yine de bizi kırmadı ve konu ile ilgili deneyimlerini ve fikirlerini paylaştı.

 

Astral seyahat tanımı neyi ifade ediyor?

Astral seyahatte beden sabit kalır, ruh bir gezgin gibi istediği yere gider. Ama bu sırada bedenle bağını koparmaz. Rüya bir illüzyondur, astral seyahat rüyanın daha net halidir. Ruh bu seyahat sırasında alınması gereken haberleri alır, görülmesi gereken yerleri görür. Bunu ancak doğuştan yeteneği ve çok iyi beyin gücü olanlar yapabilir. Cep telefonları nasıl uydu ile bağlantı kuruyorsa beyin sinyalleri de istediği mekana ve insana bağlanabiliyor. Bunu yapmak içinse evrenden, Yaradan’dan izin almak gerekiyor. Örneğin kayıp bir çocuğu bulmaya çalışıyorsak ancak o çocuğun bulunması hayırlı değilse izin verilmiyor. Ve izin verilmiyorsa astral seyahati yapmayı başaramıyorsunuz. Dünyada bu uygulamayı gerçekten yapabilen kişi sayısının çok az olduğunu düşünüyorum. 

 

Astral seyahatin yapılabildiğini söyleyen, önerilerde bulunanlar var. Nerede yanılıyorlar? 

Türkiye’de astral seyahat yaptığını söyleyen insanların biraz abarttığı, rüyalarında gördükleri yerleri astral seyahatte gördüklerini sandıkları fikrindeyim. Uyurken bedenlerini yukarıdan görmenin de astral seyahat olduğunu düşünüyorlar. Oysa bu görselleştirmedir. Astral seyahatte ise sadece görmez, olayı, mekanı yaşarsınız. Ama bunun yöntemini doğru bilmiyorsanız paralel evrenler arasında sıkışıp bedeninizi tekrar bulamayabilirsiniz de. “Ruhlar Bölgesi” adlı bir film vardır, orada da bu durum anlatılır. Doğuştan bu yetenekle gelenlerin eğitilip bazı ülkelerce astral ajanlar olarak kullanıldığı varsayımlarını da duymuş olabilirsiniz. 

 

Astral seyahatin çeşitleri var mı?

Bazı gezgin ruhlar vardır. Kişi durumunun farkında değildir ama rüya kanalında seyahat eder. Hiç gitmediği yerlere gider. Örneğin daha önce hiç gitmediği bir üzüm bağına gider, orada bir şey bulur. Bunlara basit astral seyahatler diyoruz. Bunlar basit mesajlar verebilirler. Bir de bizden düşük frekansta yaratılmış, üç harfli varlıklarla astral seyahat edenler var ancak bu çok tehlikeli. Neyse ki artık bu tür çalışmaların da azaldığını düşünüyoruz. Ben üçüncü dereceden astral seyahat yapıyorum yani analiz etmek için görüntü kullanıyorum, seyahat etmiyorum. Şunu da unutmamak gerekiyor; eğer bir kişi astral seyahat yaptığını sürekli vurguluyorsa bundan şüphe edin. Astral seyahat o kadar güçlü bir enerji ki dünyada bu kadar çok astral seyahat yapan kişi olsaydı bütün sistem değişirdi. 

 

Bunun sonradan öğrenilmesi mümkün mü?

Astral seyahat kesinleşmiş bir enerji alanı değildir, eğitimi verilemez, bilim dalı olarak kabul edilemez. Doğuştan yapanlar da bunun tekniğini bilmiyor. Bu doğal bir odaklanma. Sonradan öğrenmek çok zor. Yapıyorum diyenler aslında gözünü kapatıp gittiğini sanıyor ama derin meditasyonda oluyor. Ya da hipnoz sırasında astral seyahat ettiğini sananlar oluyor. 

 

“Astral seyahatte beden sabit kalır, ruh bir gezgin gibi istediği yere gider. Ama bu sırada bedenle bağını koparmaz. Rüya bir illüzyondur, astral seyahat rüyanın daha net halidir.”

 

Siz bu yönteme ne zaman başvuruyorsunuz?

Çözülmesi gereken ve çaresiz kalınan nadir konularda minik bir bilgi almak için yapabiliyorum ama karşımdaki kişiye sonrasında bilgiyi hissettiğimi söylüyorum. Duyup da başvuranlar var ama herkes için kullanmıyorum. Tamamen aile soyağacından gelen bir yeteneği bilinçli kullanıyorum.  

 

Astral seyahat ile hızlıca bilgiye ulaşmanızı isteyenler de oluyor mu?

Evet… Türk insanı çok aceleci, hemen iyileşmek istiyor. Öyle bir şey mümkün değil. Bizim yaptığımız mümkün olan en hızlı şekilde farkındalığı yaratmak. İnsanlar topraklanmadıkları için Allah ve evren ile kendi aralarına bazı gereksiz konular koyuyor. Bu anlamda kişisel gelişim de insanı bazen üzebiliyor. Bu dünyada önce bedeninizi topraklamanız lazım. Bunu başarmak için kendi inançlarınıza, niyetlerinize göre dua edebilir, namaz kılabilir, kiliseye gidebilir veya meditasyon, yoga, pilates yapabilirsiniz. Spiritüel konulara fazla girmenin doğru olduğunu düşünmüyorum. Basit tekniklerle ilerlemek gerekiyor. Psikolojik sıkıntıları olan insan önce bedenine, hormonlarına bakmalı. Hormonlar yanlış çalıştığında da psikolojik sorunlar oluyor. Ardından kişisel gelişim uzmanı ile beraber psikoterapist ve gerekirse iyi bir psikiyatr ile çalışılmasını öneriyorum. Tıp her zaman birinci sırada olmalı. 

 

Topraklanmanın anlamını biraz açar mısınız? 

Topraklanma beden ile ruh arasındaki algıları barıştırmaktır. İnsanların ruhu önden gidiyor, bedeni arkada kalıyor. Doğa en iyi topraklanma metodudur. Biz topraktan, doğadan, hayvanlardan uzaklaştıkça kendimizden uzaklaşıyoruz. Bu çok tehlikeli bir durum. Topraklanmak çok zor değil. Büyükşehirde yaşıyorsanız dahi tuzlu su hazırlayıp ayaklarınızı sokarak, çıplak ayakla toprağa basarak, sahilde, parklarda yürüyerek de topraklanabilirsiniz. Aslında her şey kendini arındırmakla başlıyor. Az ve öz yemek, sevgi ile yaşamak, ırkçılık yapmamak, hayvan beslemek, anne-baba olmak bunun için en güzel yollar… Birçok insan kolay yolu seçip suçu kısmetinin kapalı olmasına, üzerindeki büyüye atmayı tercih ediyor. Oysa önce teslimiyet sonra nasıl değiştirebileceğine bakmak gerekiyor. 

 

Başımıza gelenlere teslim olmaktan mı bahsediyorsunuz?

Başınızda bir sıkıntı var ve bundan şikayet ediyorsunuz diyelim. Önce durun ve şikayet ettiğinizi fark edin, sonra “Bu sıkıntı bana neyi öğretiyor?” diye düşünün. Ona teslim olduktan sonra nasıl iyileştirebileceğinize odaklanın. Bu konunun iyileşmesine ve bunun için hayatınıza uygun insanlar ve olaylar çıkmasına niyet ettiğinizi yazın. Yazmak da topraklanmaktır. Ve yazdıklarınıza inanın. İnanırsanız olmaya başlıyor. Geleni kabul etmek çok zordur ama istenirse yapılabilir. Her şey güzel olacak demekle olmuyor. Hayatta travmalar da ölümler de kayıplar da olacağını kabul etmek ama bunları taşıyabilmek de önemli. 

 

Kişisel gelişim kitapları da yol gösterici oluyor mu?

Bu kitaplardan okumakla işe başlayabilirsiniz. Ama okurken her paragrafı kendinize uyumlamaya çalışmayın. Size uyan kısımların altını çizin, uymayanı geçin. Sonra altını çizdiklerinizi analiz edin, kendinizle ilgili ne algı çıkardığınıza bakın. Nasıl ki bir şarkıyı iki sanatçı farklı yorumluyorsa siz de okuduğunuzu başkalarından farklı yorumlayın. 

 

Siz danışanlarınızla nasıl bir yol izliyorsunuz?

Bu işi yaparken karşımdaki kişinin bana bağımlı olmasını istemiyorum. Ona enerji vermiyorum, kendi enerjisini canlandırmasını ve arada bana gelip fikir danışmasını istiyorum. Bir tür felsefe danışmanlığı ve gelecek analizciliği yapıyorum. İlgisi olanlara bizlerin fikirlerini almalarını ama kendi güçlerini başkalarına kaptırmamalarını, kendi güçlerini kendi içlerinde yaratmalarını öneriyorum. 

 

Yazı: Yaprak Çetinkaya

Pozitif Dergisi Sayı 4

 

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here