Ana Sayfa Gezi Büyülü bir gezi

Büyülü bir gezi

Diyarbakır’ın taş hanlarında şifalı ot ve baharat arayan mahalli giysili kadınlar, Çermik’te yüzyıllardan kalma kaplıca ve Mardin’de taş bir konakta yenen yöresel yemekler… Güneydoğu gezisine çıkmak isteyenler, bunun sadece mekanda değil, zamanda da yolculuk olacağını unutmasın.

Elif Duran

Londra, Paris, Amsterdam… Boş verin oraları. Böyle sıradan (!) yerleri gördüğünüzden bahsederek kimsenin ilgisini çekemezsiniz. Ama gezi anılarınızın mekanı Mardin, Hasankeyf ya da Diyarbakır'sa işte o zaman herkes susup sizi dinleyecektir. Nereden mi biliyorum? Bu Güneydoğu gezisinden döndükten sonra bana gösterilen ilgiden. Açıkçası, o kadar çok yere gittim, geldim ama hiçbir zaman dönüşte bu kadar çok ilgi görmedim. Aslında buna şaşırdım desem yalan olur; gitmeden önce de Güneydoğu Anadolu gezilerine ne kadar büyük bir ilginin olduğunu biliyordum. Herkesin dilinde Gap'a, Mardin'e, Hasankeyf'e gitmek, oraları gezip görmek var…
Burası Türkiye'nin hiçbir yerine benzemiyor. Yani İstanbul'un bir semtinden diğerine gitmek gibi bir şey değil bu. (Ben Ankara, İzmir ya da Antalya'ya gittiğimde hep bunu hissederim de!) Her ne kadar, Güneydoğu şehirleri de modernleşmeye başlasa da, yine de İstanbul'dan gelen birisinin fark etmemesinin imkansız olduğu başka bir hava var buralarda.

Diyarbakır merkez

Diyarbakır Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin merkez şehri. Büyük binalar, modern hastaneler ve şık oteller, alışveriş merkezleriyle şehrin çehresi son yıllarda bir hayli değişmiş.
Hotel Dedeman Diyarbakır da açık yüzme havuzu, sauna, buhar odası ve fitness merkeziyle Diyarbakır'ın modern görüntüsüne katkıda bulunan bir otel ve bizim buradaki durağımız! Otelin çok güzel bir özelliği de şehrin tam merkezinde olması. Otele vardıktan hemen sonra, otel görevlilerinden Vedat'ın rehberliğinde bir şehir turuna çıkıyoruz ve en güzeli de bu turu arabasız, yaya yapıyoruz. Diyarbakır'ın kalabalık çarşılarında dolaşıp meşhur surların üzerinden On Gözlü Köprü'ye bakmak, ardından Cahit Sıtkı Tarancı müzesini gezmek için arabaya binmenize falan gerek yok. Daracık sokaklarda, şehrin havasını koklayarak, başlarında poşu (Güneydoğu bölgesinde erkeklerin başına sardıkları bez) ayaklarında şalvar gezen insanlarla iç içe yürümenin tadı bambaşka.

Lebeni ne demek, darı fıl fıl ne demek?

Nisan ayının son günleri olmasına rağmen Diyarbakır'da hava sıcak. Zaten Nisan, Mayıs ve Haziran ayları bu bölgeyi gezmek için tam mevsimi. Daha sonraları çok sıcak oluyor. Biz de şehir turumuz sırasında susuyor, acıkıyor ve bir şeyler yemek istiyoruz. Ben her zaman ki gibi bulunduğum bölgenin yöresel yemeklerini tatmak istiyorum. Rehberimiz Vedat yeni açılan Lebeni Diyarbekir Evi'ni tavsiye ediyor. Ve tabii ben soruyorum "Lebeni" de ne demek? Lebeni bölgeye özel, soğuk bir çorba. Ayran gibi ama içine haşlanmış buğday ve yöreye özgü bazı otlar konuyor. Kenger ya da diğer adıyla bahar pancarı da bunlardan biri ve şeker hastalarına iyi geldiği söyleniyor. Bu arada ben de Türkçe'de bu kadar çok bilmediğim kelime olmasına şaşırıyorum. Özelikle de baharatçılara girdiğimde! Darı fıl fıl, kenger ve cav-i buhur… Hepsini aklımda tutmaya çalışmam boşuna; ajandama her şeyi bir bir yazmaktan başka çarem yok.
Lebeni Diyarbekir Evi, aslında eski bir ev. Bir avluya bakan üç bölümden oluşuyor. İşletmecisi Mehdi Tanaman, burasını Diyarbakır evlerinin orijinal hallerine sadık kalarak restore etmiş ve yöresel ev yemekleri servis ediyor. Diyarbakır'ın yöresel Boğazkere üzümleriyle İzmir'de Ermeni bir aile tarafından Lebeni için özel olarak üretilen Meya Şarabı da meşhur…

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here