Ana Sayfa Sağlık Diyabet tedavisinde yeni umutlar

Diyabet tedavisinde yeni umutlar

kasim-2012-saglik-3-resim-1

Dünyanın önlenebilir sağlık sorunlarının başında gelen diyabet hastalığının tedavisinde her geçen gün farklı bir yöntem ortaya çıkıyor. Hastaların hayat kalitesini yükseltmeyi de hedefleyen bu yöntemler, tedavide kalıcı sonuçlar bulmayı amaçlıyor.

Her yıl 14 Kasım’da çeşitli etkinliklerin düzenlendiği Dünya Diyabet Günü’nde hastalığın kesin tedavisi için uygulanabilecek yöntemler gündeme geliyor. İlaca gerek olmadan, diyabetli hastaların tüm sorunlarının çözülmesi hedefleniyor. Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. M. Temel Yılmaz, önümüzdeki on yılda diyabetli hastalar için tıbbın getireceği güzel haberler olacağını müjdeleyerek, tedavide umut veren yeni yöntemler hakkında bilgi verdi.

Adacık hücre nakli
Tip 1 diyabetin radikal tedavisi için büyük umut bağlanan bu uygulama, insülin salgılayan beta hücrelerinin kadavra ya da başka bir canlının pankreasından ayrıştırılmasına dayanıyor. Hücreler radyolojik görüntüleme yöntemleriyle, küçük bir cerrahi sonucu beta hücreleri olmayan hastaya naklediliyor. Genel anesteziye ihtiyaç duyulmayan bu yöntem, aynı zamanda tekrarlanabiliyor. Fakat vücudun savunma sistemi, nakledilen beta hücresini reddederek, imha edebiliyor. Ortaya çıkan sorunu önlemek için bağışıklığı baskılayan bazı ilaçlar deneniyor. Uzun süre kullanıldığında böbrek işlevlerinde bozulma ve kanser gibi yan etkileri olması nedeniyle bunları engellemek için yöntemler araştırılıyor.

Kök hücre nakli
Bu yöntemde, kök hücreler çeşitli yöntemlerle farklılaştırılarak insülin salgılayan beta hücrelerine dönüştürülüyor ve Tip 1 diyabetli hastalara radyolojik görüntüleme metotları yardımıyla, küçük bir cerrahi işlemle naklediliyor. Kök hücre naklinin, adacık hücre nakli yöntemine göre en önemli avantajı ise işlemden sonra yeni hücrelerin vücuttan atılmaması oluyor. Ayrıca bağışıklık baskılayıcı ilaçlara da ihtiyaç duyulmuyor.

İnsülin tedavisinde yenilikler
Tip 1 diyabetli hastalar yaşam boyu günde 4-5 kez insülin enjeksiyonu olmak zorunda kalıyor. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar ise enjeksiyon olmayı gerektirmeyen yeni kuşak insülinlerin bulunması yönünde yoğunlaşıyor.
– Sprey insülinler: Bu uygulamada insülinin toz şeklinde, bir cihaz içinde buharlaştırıldıktan sonra sıkılarak solunum yollarına alınması hedefleniyor. Ancak erken dönem akciğer tümörlerini aktive ettiği yönündeki bulgular nedeniyle henüz kullanılmıyor.
– Oral ya da ağızdan insülinler: Yöntem, insülinin ağız mukozasından emilimi esasına dayanıyor. Fakat özellikle doz ayarlaması konusunda ortaya çıkan sorunlar nedeniyle henüz klinik kullanımı uygulanmıyor.
– İnsülin pompası: İnfüzyon pompası; ince bir plastik kataterle, cilt altına sürekli insülin veriyor. Böylece 24 saat boyunca bazal insülini taklit edecek biçimde, düzenli olarak insülin alınabiliyor. Bu sistemde ayrıca gün boyu bolus insülin yani hastanın yediği karbonhidratlara bağlı olarak artan kan şekerini kontrol etmek için uzaktan kumanda sistemiyle, her öğünde veya ara öğünde hastaya iğne yapmadan insülin vermek de mümkün oluyor.

Ayşegül Uyanık ÖRNEKAL

Seninle Dergisi Kasım 2012 Sayısı

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here