✓ Doğruluğu kontrol edilmiş makale

Tıbbi Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Pınar Çıragil


Ana Sayfa Koronavirüs İşte koronavirüs döneminde güvenli tatil ve ipuçları

İşte koronavirüs döneminde güvenli tatil ve ipuçları

Her yıl iple çektiğimiz yaz mevsimine kavuştuk ama bu kez de koronavirüs nedeniyle tatil yapmakla yapmamak arasında kaldık. Oysa uzmanlar aynı geçen aylarda olduğu gibi sosyal mesafeye, hijyen kurallarına dikkat edip, gerekli güvenlik tedbirlerini alan turizm tesislerinde tatil yapılabileceğini belirtiyor. Peki, koronavirüs döneminde güvenli tatil nasıl olur? Güvenli tatil yapmamız için nelere dikkat etmeliyiz? İşte güvenli tatil ve ipuçları…

İŞTE GÜVENLİ TATİL VE İPUÇLARI *

Normalleşme sürecinin başlamasıyla birlikte seyahat kısıtlamaları kalktı. Bu da tatil planları yapılmasına ama güvenli tatile ilişkin soruların akıllarda dolaşmasına yol açtı. İçinde bulunduğumuz dönemde en çok turizm tesislerinde dikkat edilmesi gereken kuralların ne olduğundan, havuz ve denizde zaman geçirmenin güvenli olup olmadığına dek birçok konuda bilgi sahibi olmak isteniyor. Plajların ve turizm tesislerinde kullanılacak tüm ortak alanların gerekli hijyen kurallarına uyduğunun misafirler tarafından kontrol edilmesi gerektiğinin önemli olduğunu vurgulayan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Tıbbi Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Pınar Çıragil, şöyle devam ediyor:

“Misafirlerin kendi kullanım alanlarında sosyal mesafeye, maske kullanımına ve hijyen kurallarına önem göstermeleri de gerekiyor. Restoranlarda, kullanılacak diğer toplu alanlarda ve plajlarda belirlenen sosyal mesafe koşullarına uymak önem taşıyor. Soyunma kabinleri kullanılırken de her kullanımdan sonra kabinlerin dezenfekte edildiğinden emin olunması gerekiyor.”

SU PARKLARINA DİKKAT! *

Turizm tesislerinin en sevilen kısımları ne diye soracak olursak, su sporları ve etkinlik alanları başta geliyor. Prof. Dr. Çıragil, bu bölümlerdeki materyallerin kullanımının çok fazla önerilmediğinin altını çizerek, plajda alınması gereken önemleri ise şöyle sıralıyor: “Plajlarda el hijyenini sağlamak için dezenfektanlar her yerde rahatlıkla ulaşılabilir olmalı. Kullanılacak ekipmanın dezenfeksiyonu da Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı dezenfektanlar ve yer yüzey dezenfektanlarıyla yapılmalı. Şezlong mesafeleri de yine belirlenmiş sosyal mesafe kurallarında olmalı. Plaj ve havuzlarda kullanılacak olan ortak havluların mutlaka en az 60 derece ve üzerinde yıkanması sağlanmalı. Ayrıca tesislere ait havlulardan ziyade tatile gidecek misafirlerin kendi havlularını kullanmaları daha sağlıklı oluyor. Çocukların kapalı veya açık havuzlara girmesi önerilmiyor. Çünkü havuz her ne kadar klorlansa ve havuza girecek kişi sayısı belli olsa da, bunu sağlamak her zaman kolay olmayabiliyor. Denize veya havuza giren bir COVID-19 hastasının sekresyonlarının burun ya da ağızdan alınması ile bulaş meydana gelebiliyor. Ancak sosyal mesafe kurallarına uyulmadığında, karşınızdaki kişi öksürdüğünde ya da konuştuğunda ortama saçılan damlacıklarla bulaştan daha az olasılık taşıyor. Klorlama ve su sirkülasyonunun yeterli olmadığı kalabalık havuzlarda bulaş riski de denizden bulaş riskine göre daha fazla oluyor.”

ŞEZLONGLARDA MİNDER OLMAMALI *

Açık ve kapalı havuzlarda farklı olmak üzere Bilim Kurulu ve Sağlık Bakanlığı’nın önerileri doğrultusunda gerekli klor seviyesinin sağlandığının kontrol edilmesi ve havuza girecek olan, havuzda aynı anda bulunması gereken kişi sayısının da belirlenmesi önem taşıyor. Yine havuz ve plaj kenarlarında kullanılacak şezlongların kumaş olmamasına dikkat edilmesi, bunların her kullanımından sonra silinebilir olması gerekiyor. Plajlarda kullanılacak olan duş başlıkları, musluklar ya da sabunluklar gibi malzemelere teması olabildiğince azaltmak için sensörlü olmasının önemini belirten Prof. Dr. Çıragil, “Kapalı alanların sıklıkla doğal yöntemlerle havalandırılıp, klimaların da yine Bilim Kurulu’nun önerileri doğrultusunda çalıştırılması gerekiyor. Tesislerde kullanılan restoran, yemekhane girişleri, ATM noktaları, lavabo çıkışları, havuz, hamam, sauna girişleri gibi ortak alanlarda el antiseptiği ve dezenfektan bulundurulmasına dikkat edilmesi önemli. Bu alanlarda hijyen kurallarına uyulduğunun gözlemlenmesi de gerekiyor” diyor.

KURALLARA UYULMALI *

“Tatil beldelerindeki konaklama tesisleri bünyesinde bulunan tüm bölümler; kullanılacak spor merkezleri, hamam, SPA odaları, mutfaklar ve benzeri kısımlar Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’nun önerileri doğrultusunda hazırlanmış olmalı” diyen Prof. Dr. Çıragil, şöyle devam ediyor: “Tesisteki tüm ortak kullanım alanlarında sosyal mesafeye önem gösterilmeli. Tüm temizlik, dezenfeksiyon ve havalandırma işlemlerinin Bilim Kurulu’nun önerileri doğrultusunda yapılmış olduğundan emin olunmalı. Tatil bölgelerindeki lokanta, restoran, resepsiyon gibi yerlerde sosyal mesafeye uyularak hizmet verilmeli. Misafirlere, personel ve diğer konukların temasını önlemek için koridorların, kullanılan alanların gidiş-dönüş yönleri farklı olarak belirtilmeli.”

TEK SORUN KORONAVİRÜS DEĞİL *

Mart ayından bu yana tek hayali yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte tatile çıkmak olanlar, şehirlerarası yolculuk kısıtlamasının sona ermesiyle plan yapmaya başladı. Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’nun düzenlemelerine göre gerekli önlemleri alan tesislerin yanı sıra kişilerin de dikkatli davranmasıyla güvenli tatil yapmak mümkün. Ancak tatilde karşılaşılabilecek tek sorunun, koronavirüs olmadığını da unutmamak gerekiyor. Çünkü yaz tatilleri, deri hastalıklarını da beraberinde getirebiliyor. Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Özlem Akın, yüzme havuzlarının sıcağın ve nemin etkisiyle bazı enfeksiyonların yayılımını kolaylaştırdığını belirterek, bunların başında deri enfeksiyonları geldiğini söylüyor: “Bu enfeksiyonlar, bizzat havuz suyundan değil, havuz çevresindeki ıslak zeminlerden yani kenardaki mazgallardan, duş teknelerinden ve şezlonglardan bulaşabiliyor. Bunlar; insandan insana bulaşabilecek mantarlar ile küf, maya gibi dermotopit enfeksiyonlar olabiliyor. Mantarlar nemli ortamları seviyor; hijyene dikkat edilmezse günlerce hatta aylarca bu ortamda yaşayabiliyor. Direkt insan temasından ziyade mantar enfeksiyonu bulunan kişilerin temas ettiği zeminlerden bulaşabiliyor.”

ISLAK ZEMİNLER, ENFEKSİYON AÇISINDAN RİSKLİ *

Yüzme havuzlarından viral enfeksiyonlar da bulaşabiliyor. Bu grupta en sık görülen siğiller, HPV virüs grubunun yaptığı bir deri hastalığı oluyor. Bir diğer viral enfeksiyon olan molluskum kontagiosum ise daha çok çocuklarda görülüyor. Deride veya mukozada enfeksiyona yol açıyor. Havuzlardan bulaşabilecek bir başka enfeksiyon çeşidi de paraziter enfeksiyonlar. Bu grupta en sık uyuza rastlandığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Akın, “Hastalık; ortak havlu, şezlong kullanımının yanı sıra uzun fiziksel temastan da bulaşabiliyor. Bitler de paraziter enfeksiyonlar içinde yer alıyor. Kasık veya saçlı deri biti, yine yüzeyler ile ortak kullanılan havlu, şezlong ve benzeri ortamlardan geçebiliyor.

BAKTERİYEL ENFEKSİYONLAR HAVUZA GİRENLERDE GÖRÜLÜYOR *

Bakteriyel enfeksiyonlar, özellikle de impetigo (bulaşıcı deri hastalığı), havuza giren çocuklarda sık görülüyor. Basit oyunlar sırasında bile çocuklardan birbirlerine geçebiliyor. Bu enfeksiyonlar havuzun suyundan değil, ortamdaki ıslak ve nemli zeminlerden bulaşabiliyor. Dolayısıyla; mantar enfeksiyonları, viral enfeksiyonlar, paraziter enfeksiyonlar ve bakteriyel enfeksiyonlar ortak kullanımla bulaşabiliyor. Havuzların temizliği sırasında kullanılan dezenfektanların neden olduğu irritasyonlar da olabiliyor. Bu dezenfektanlar ciltte alerjiden ziyade, tahrişe yol açabiliyor. Tahriş, kullanılan maddenin konsantrasyonuyla ilgili oluyor. Ne kadar yoğun kullanılırsa, tahrişin görülme oranı o derece artıyor. Havuzda kalma süresi arttıkça da tahriş riski yükseliyor. İrritasyon-tahriş olan bu tablo, alerjen kişilerde daha kolay ve sık görülüyor. Dezenfektanların solunması da solunum alerjilerine yol açabiliyor. Astımı olan kişilerin astım ataklarını kolaylaştırabiliyor” diyor.

güvenli tatil

GÜNEŞ IŞINLARINA DİKKAT! *

Havuz kullanımı sırasında yaz aylarından kaynaklı diğer cilt hastalıkları arasında en sık isiliğe rastlanıyor. Genellikle çocuklarda görülen bu hastalık, her yaş grubunu etkileyebiliyor. İsilik, ter kanallarının tıkanması sonucu oluşuyor. Sıcaklığın artmasıyla birlikte, vücut ısı dengesini sağlamak için fazla ısıyı ter bezleri yardımıyla dışarıya atıyor. Aşırı terleme, ter kanallarında tıkanıklığa ve kistlere yol açıyor. Ter dışarıya atılamadığı için de alttaki cilt katmanlarından cildin üst tabakasına sızarak kızarıklıklar oluşturuyor.

Havuz sezonunun güneşin etkisinin en yoğun görüldüğü dönem olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Akın, bu süreçte karşılaşılabilecek diğer problemleri ise şöyle sıralıyor:

– Güneş yanıkları
– Polimorfik ışık erüpsiyonu
– Fotokontakt dermatit
– Güneş lekeleri

KİMYASALLAR GÖZ SAĞLIĞINA ZARAR VEREBİLİYOR *

COVID-19’un havuz suyuyla buluştuğuna dair henüz belirlenen bir bilgi ya da bu konuda yapılan ve kanıtlanan bir çalışma bulunmuyor. Çünkü genelde kimyasallar havuzları temiz tutuyor. Ancak kullanılan kimyasalların, genelde göz sağlığı açısından uygun olmadığını belirten Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Vildan Öztürk, bu nedenle havuzlara her zaman havuz gözlüğüyle girilmesinin önerildiğini söylüyor: “Söz konusu kimyasallar, özellikle yüzme sporuyla ilgilenen çocuklarda çok sık konjonktivite neden oluyor. Birçok havuzun sistemi otomatik olsa da hangilerinin otomatik temizlendiği bilinmiyor. Dolayısıyla hangi havuzun güvenli olduğunu bilmek zorlaşıyor. Söz konusu nedenlerle havuzdan çok denize girilmesini öneriyoruz. Eğer havuza girilme zorunluluğu varsa gözleri korumak için mutlaka havuz gözlüğü takılması gerekiyor.”

Yazı: Ayşegül Uyanık Örnekal

İLGİLİ İÇERİKLER *

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here