• ✓ Doğruluğu kontrol edilmiş makale
Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen

Kadın Kanserleri Haftası’nda A’dan Z’ye en merak edilen sorular

Ülkemizde ve dünyada her yıl binlerce kadın, kadın kanserleriyle mücadele etmeye devam ediyor. Korku, ihmalkârlık ve farklı nedenlerle bazen bu hastalıkların kontrolü gecikebiliyor. Bu da beklenmeyen kötü sonuçlar doğurabiliyor. Her Eylül ayında dikkat çekilen Jinekolojik Kanserler Farkındalık Ayı kapsamında Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen ile bir röportaj gerçekleştirdik. İşte kadın kanserleriyle ilgili tüm merak edilen sorular ve yanıtları…

KADINLARDA EN SIK GÖRÜLEN KANSERLER NELERDİR? *

Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC)’nın Küresel Kanser İnsidansı, Mortalite ve Prevalans Çevrimiçi Veritabanı (GLOBOCAN) 2020 verilerine göre; dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanserler sırasıyla Meme Kanseri, Kolorektal Kanser, Akciğer Kanseri, Rahim Ağzı Kanseri ve Tiroid Kanseridir. Türkiye’de ise bu sıralama Meme Kanseri, Tiroid Kanseri, Kolorektal Kanser, Akciğer Kanseri ve Rahim (Korpus Uteri) Kanseri olarak görülmektedir.

KADINLAR KAÇ YAŞINDAN İTİBAREN RUTİN KONTROLLER YAPTIRMALI? *

Her kadının yılda 1 kez jinekolojik kontrolden geçmesi pek çok jinekolojik hastalığın erken tanısı, üreme organlarının fonksiyonlarının değerlendirilmesi ve bilgilendirme, enfeksiyonların tanısı ve önlenmesi, aile planlaması bilgilendirilmesi ve kanser erken tanısı için gereklidir. Bu muayeneler sırasında doktorunuzla üreme sisteminiz ve cinsel işlevler hakkında bilgiler alabilirsiniz.

Sağlık Bakanlığı, Meme Kanseri için rutin taramanın 40 yaşından itibaren her iki yılda bir mamografi ile yapılmasını önermektedir. Ayrıca 20 yaşından itibaren kadınların ayda bir defa kendi kendine meme muayenesi yapmaları ve senede bir kez hekime muayene olmaları önerilmektedir.

Serviks Kanseri için 21 yaşından itibaren 65 yaşına kadar 3 yılda bir kez yapılan pap smear testi ve/veya HPV testi ile hücresel değişimler tespit edilerek kanser öncesi lezyonlar yakalanarak tedavi edilebiliyor.

Kolorektal Kanser içinse, 50 yaşndan itibaren iki yılda bir Gaytada Gizli Kan testi ve on yılda bir kolonoskopi ile tarama yapılması önerilmektedir.

Eğer yakın akraba çevresinde kanser öyküsü görüldüyse taramalar daha erken ve sık olabilir. Bu sebeple hekime danışılmalıdır.

TÜRKİYE’DE EN YAYGIN GÖRÜLEN KADIN KANSERİ TÜRÜ NEDİR? *

Kadın genital organlarında kanser görülme yerleri uterus (rahim), yumurtalıklar, vagina ve vulvadır. Uterus (Rahim) armut şeklinde ve büyüklüğünde (8-9 cm)  kas dokusundan zengin bir organdır. Uterustan kaynaklanan kanserler Serviks (Rahim ağzı)  ile rahim içi dokusu yani Endometriumdan kaynaklanır.  Türkiye’de kadın genital bölge organlarının kanser sıklığı Endometrium,  over, serviks  ve vulva-vajen kanserleri olarak sıralanmaktadır. 2020 Globacan verilerine göre Endometrium kanseri tüm kanserler içerisinde 5918 vaka sayısı ile yüzde 2,5 sıklıkla  13. Sırada yer alır. İkinci sırada yer alan Over kanseri   4059 vaka sayısı ile yüzde 1,7 sıklıkla  17. Sırada yer alır.  Üçüncü sıradaki Serviks kanserinin vaka sayısı 2532 olup yüzde 1,1 sıklıkla 19. Sıradadır. Son olarak toplam 397 vaka sayıları ile vulva ve vajen kanserleri yer alır.

KADIN KANSERLERİ NASIL TEŞHİS EDİLİR? *

Tüm dünyada kanserlerin erken tanısı ve tedavisi için tarama testleri önerilmiştir. Burada amaç erken dönemde tani koymak ve tedavi etmektir. Rutin olarak  Meme kanseri, Kolon kanseri, Akciğer kanseri ve Rahim ağzı (Serviks) kanseri için tarama testleri önerilmiştir.

Dünyada her yıl yaklaşık 570 bin kadın Human Pappiloma Virüsü’nun sorumlu tutulduğu serviksı kanserine yakalanıyor ve bu kadınların yarısı hayatını kaybediyor. Oysa yaptırılması önerilen pap smear testi  ve HPV testi ile rahim ağzı kanserlerinin yüzde 90’ı erken dönemlerinde, hatta henüz hücre değişimlerinin olduğu süreçte yakalanabiliyor, böylece tedavi olanağı doğuyor.  Genital bölgeye bulaşan Human Paplilloma Virüsü (HPV) kansere yol açmadaki rollerine göre yüksek risk ve düşük riskli olarak adlandırılıyor.  Düşük riskli olanlar genital bölgede siğil yapabilir.  Tip 16 ve 18 en sık saptanan yüksek riskli HPV’leri oluşturuyor. Yüksek riskli HPV ile oluşan hücresel değişikliklerin bazıları 8-10 yıl içerisinde kansere dönüşebiliyor. Bu nedenle 21 yaşından itibaren 65 yaşına kadar 3 yılda bir kez yapılan pap smear testi ve/veya HPV testi ile hücresel değişimler tespit edilebiliyor.

Yumurtalık kanseri, jinekolojik kanserler içinde en fazla ölüme neden olan kanser türü olması nedeni ile ayrı bir öneme sahiptir. Bunun nedeni erken dönemde herhangi bir belirti vermemesi ve erken tanı için günümüzde etkili bir tanı yönteminin olmamasıdır. Üreme organ kanserlerine bağlı ölümlerin yarısı yumurtalık tümörleri ile ilgilidir. Yumurtalık kanserlerinin en önemli özelliği bunların yüzde 70-75’inin tanı koyulduğu zaman ileri dönemlerde olmasıdır.

Günümüzde over kanseri için etkin bir tarama yöntemi saptanmamıştır. Yumurtalık kanseri her yaşta görülebilmesine rağmen en fazla 40’ lı, 50’ li yaşlarda görülür.  Birinci derece akrabalarında over kanseri olanlarda hastalığın daha sık görülmesi genetik bir faktörün etkisini düşündürmektedir.  Bu ailelerdeki kişilerde BRCA 1-2, BRIP1, RAD51C,RAD51D, Lynch sendromu genlerinde bozukluk vardır ve bu bozukluk nesilden nesile geçmektedir. Böyle bir ailenin üyesi olan ve bu gen bozukluğunu taşıyan kadınların yaşam boyu meme kanseri olma riski yüzde 70-80, yumurtalık kanseri olma riski yüzde 40-50’dir. Yumurtalık (Over)  kanseri tanısı konan kadınlarda son yıllarda tedavideki gelişmeler sayesinde prognoz daha iyiye gitmektedir. Ancak yine  geç evrede tanı konulması nedeniyle prognozu kötü seyretmektedir.  Son yıllarda yapılan çalışmalarda yumurtalık kanserine yol açan hücrelerin tüplerden geldiği öne sürülmüştür. Doğum kontrol amacı ile tüpleri bağlanan kadınlarda over kanseri görülma oranı yüzde 24 azalmıştır. Yine doğum kontrol amacı ile Tüpleri alınan (Salpenjektomi) yapılnalarda bu oran yüzde 65 azaldığı saptanmıştır.  Tüm bu çalışmalar ve araştırmalar sonucunda çocuk doğurma isteği olmayan kadınlarda karından bir nedenle ameliyat olması gerekir ise koruyucu iki taraflı tüplerinde  (Bilateral Salpenjektomi) alınması önerilmektedir.

Vaginal olarak meydana gelen adet dışı kanamalar veya aşırı adet kanamaları mutlaka araştırılmalıdır. Bu tür kanamaların önemli bir kısmı rahim içini kaplayan endometriumdan kaynaklanır. Endometriumdan kaynaklanan kanamaların patolojik bir nedene (myom, polip, kanser gibi) bağlı kanama olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır. Menopoz sonrası endometrium dokusu inceldiği için adet kanamaları kesilir. Hormon tedavisi almıyorsanız ve vaginal kanama olursa mutlaka doktora gitmelisiniz.  Patolojik nedenli kanamalar cerrahi olarak tedavi edilir. Patolojik olmayan kanamalar yumurtalık hormonlarının düzensizliğine bağlı disfonksiyonel kanamalardır. Bunlarda ön planda ilaç tedavisi, sonuç alınamayan olgularda cerrahi girişim gerekir.

KADIN KANSERLERİ TEKRAR EDER Mİ? *

Günümüzde tarama yöntemleri sayesinde erken tanı mümkün olmuş, böylece erken müdahale ile uygulanan tedaviler daha iyi sonuçlar vermeye başlamıştır. Fakat unutulmamalıdır ki; konulan tanı, hastanın kişisel öyküsü ve genetik yatkınlıkları göz önüne alındığında bazı hastalarda kanserin tekrar görülmesi mümkündür. Bu sebeple tedavi sonrası tam iyileşme görülse bile hekimin önerdiği takip çizelgesine uymak önemlidir.

İLGİLİ İÇERİKLER

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here