Ana Sayfa Sağlık Hamilelik Kadına bağlı kısırlık nedenleri nelerdir?

Kadına bağlı kısırlık nedenleri nelerdir?

Kısırlık (infertilite) nedenleri kadına bağlı, erkeğe bağlı, hem kadına hem erkeğe bağlı ya da açıklanamayan nedenler olarak sınıflandırılır. Kadına bağlı olan kısırlık nasıl anlaşılır? Kadınlarda kısırlık nedenleri nelerdir? Kadınlarda kısırlık tedavisi nasıl yapılır? Cevabını öğrenmek istediğiniz tüm soruları, Prof. Dr. Erkut Attar yanıtladı.

İLERİ YAŞ *

Bir kadının en iyi üreme yılları, 20’li yaşlardır. Doğurganlık 30’lu yıllarda, özellikle de 35 yaşından sonra giderek azalır. Gebe kalmaya çalıştığı her ay, sağlıklı, doğurgan, 30 yaşındaki bir kadının hamile kalma şansı yüzde 20’dir. Bu, 1 döngüde hamile kalmaya çalışan doğurganlık çağındaki her 100 kadın için, 20’sinin başarılı olacağı ve diğer 80’inin tekrar denemek zorunda kalacağı anlamına gelmektedir. 40 yaşına gelindiğinde ise bir kadının şansı döngü başına yüzde 5’ten azdır. Bu nedenle her 100 kadından 5’inden daha azının her ay başarılı olması beklenir.

Kadınlar 30’lu yaşların ortasına ulaştıklarında hamile kalma olasılıkları azalır ve düşük olma olasılığı artar, çünkü yumurta sayısı azaldıkça yumurta kalitesi düşer. Bu nedenle, bir kadının yaşı, yumurta kalitesinin en doğru testidir. Yumurta kalitesindeki önemli bir değişiklik, anöploidi adı verilen genetik anormalliklerin sıklığıdır (bir yumurtada çok fazla veya çok az kromozom). Bir kadın yaşlandıkça, yumurtalarının çoğunda ya çok az ya da çok fazla kromozom bulunur. Bu da, döllenme meydana gelirse, embriyoda çok fazla veya çok az kromozom olacağı anlamına gelir. Çok fazla veya az sayıda kromozomu olan embriyoların çoğunda hamilelik gerçekleşmez veya düşükle sonuçlanır. Bu da ileri yaştaki kadınlarda azalmış hamilelik ve artmış düşük yapma oranlarının açıklanmasına yardımcıdır.

Yumurtalıklarda yumurta içeren foliküllerin azalmasına “yumurtalık rezervinin kaybı” olarak tanımlanmaktadır. Kadınlar sahip olacakları tüm foliküllerle doğdukları için bekleyen follikül havuzu yaşam boyunca yavaş yavaş kullanılmaktadır. Yumurtalık rezervi azaldıkça, foliküller FSH stimülasyonuna gittikçe daha az duyarlı hale gelir, böylece bir yumurtanın olgunlaşması için daha fazla stimülasyona ihtiyaçları olur. Önce periyotlar birbirine yaklaşabilir, 21 ila 25 gün arayla kısa döngülere neden olabilir. Sonunda, foliküller, sürekli olarak yumurtlayacak kadar iyi tepki veremez ve uzun, düzensiz döngülere yol açar. Azalmış yumurtalık rezervi, genellikle yaşla ilişkilidir ve doğal yumurta kaybı ve kalan yumurtaların ortalama kalitesinde düşme nedeniyle oluşur.

POLİSTİK OVER SENDROMU *

Polikistik Over Sendromu (PCOS) kadınlarda sık görülen bir hormon dengesizliğidir. PCOS’u olan kadınlar normalden daha fazla testosteron (erkeklik hormonu) üretir. Yaşanan hormon dengesizliği yumurtlama sorununa yol açarak adet döngüsünde düzensizlik oluşmasına neden olmaktadır. Bu sorunu yaşayan kadınlar normal popülasyona göre daha zor gebe kalabilmektedir.

Aşağıdakilerden ikisinin olması durumunda PCOS tanısı konulmaktadır:

-Adet Düzensizliği: 35 günden uzun veya yılda 9’dan az adet görmek.

-Yüksek Erkeklik Hormonu (androjen) Düzeyleri: Erkeklik hormonu artışı fizik muayene veya kan testi ile saptanabilir. Vücutta kıllanma artışı, erkek tipi kellik, sivilce gibi semptomların sebebi bu hormonların artışıdır.

-Yumurtalıklarda Kistler: Yumurtalıklar (overler) genellikle büyük olur ve çok sayıda küçük kist içerir. Yumurtalıkların fonksiyonunda sorun vardır.

ERKEN MENOPOZ *

Kadınlar belli bir yumurta havuzu ile doğarlar ve bu havuz yaş ilerledikçe hem yumurtlama hem hücre ölümü (atrezi) aracılığıyla azalır. Yumurta havuzu tükendiği zaman da menopoz başlamaktadır. Ortalama menopoz yaşı 51’dir. 45 yaşından önce gelişen menopoz ise “erken menopoz” olarak tanımlanmaktadır. 40 yaşından önce gerçekleşen adet kesilmesi durumuna da “primer over yetmezliği (POI)” denilmektedir.

Erken menopozun veya over yetmezliğinin belli bir sebebi olmayabilirken bazı vakalarda altta yatan bir neden vardır. Bu nedenlerden bazıları şunlar olabilir:

  • Aile hikayesi
  • Sigara kullanımı
  • Kemoterapi / radyoterapi
  • Yumurtalıkların cerrahi olarak çıkarılması
  • Bazı otoimmün hastalıklar
  • HIV ve AIDS
  • Bazı kromozom bozuklukları
  • Kronik yorgunluk sendromu

Çocuk isteği olan erken menopoz hastalarının yönetimi tüp bebek hekimleri açısından zorlayıcı bir durumdur. Mevcut literatür bilgisi ile yakın zamana kadar bu hastalara herhangi bir tedavi önerilemezken, son yıllarda ortaya çıkan yumurtalıklara PRP enjeksiyonu tedavisi (yumurtalık gençleştirme) bu hastalar ve tüp bebek hekimleri açısından umut verici bir tedavi olmuştur. Ancak her hasta bu tedaviden fayda göremediği için doğru hasta seçimi son derece önem taşımaktadır. Hastanemizde gerekli duyulan hastalarda yumurtalıklara PRP tedavisi uygulanmaktadır.

TÜP TIKANIKLIĞI *

Rahimin her iki tarafından çıkan ve yumurtalıklarla rahimin bağlantısını sağlayan tüplere fallop tüpleri denilir. Her ay sağ veya sol yumurtalıktan çıkan bir adet yumurta (oosit) bu tüplerden geçerek rahim içine ulaşır. Tüplerde tıkanıklık olması veya fonksiyonlarının bozulmasından kaynaklanan kısırlık tubal faktör olarak tanımlanmaktadır.

En sık tubal faktöre bağlı infertilite sebebini enfeksiyonlar oluşturulmaktadır. Diğer sık görülen sebepler ise, endometriozis, pelvik inflamatuvar hastalık, cinsel yolla bulaşan hastalıklar (en sık klamidya ve gonore), dış gebelik ve geçirilmiş cerrahi öyküsüdür. Bütün bunlar tüplerde hasara neden olabilmektedir.

Bazı durumlarda tüpleri laparoskopik olarak tamir edilebilmek mümkün olabilmektedir. Bu yöntemden yanıt alınamayan hasta grubunda ise tüp bebek tedavisi yapılmaktadır. Hidrosalpenks (tüplerin içinde sıvı birikmesi) durumunda ise tüp içinde biriken sıvı rahim içine akarak gebelik oluşma şansını düşürmektedir. Bu durumlarda da tüp bebek tedavisi yapılmadan önce laparoskopi ile tüpün rahim ile olan ilişkisi kesilmekte veya tüp çıkarılmaktadır.

İLERİ YAŞTAKİ KADINLARDA TÜP BEBEK BAŞARISINI ARTTIRAN YÖNTEMLER NELERDİR?

VAJİNUSMUS *

Bazı kadınlarda cinsel ilişki sırasında vajinal kasların istemsizce kasılarak penetrasyona engel olması vajinismus olarak adlandırılmaktadır. Bu kasılma cinsel ilişkiyi engellemekte, ilişki gerçekleşse bile çok ağrılı olmasına neden olmaktadır. Vajinismusun altında çoğu durumda psikolojik bir köken bulunmaktadır. Cinselliğin tabu olarak görüldüğü toplumlarda maalesef daha sık karşılaşılan bir sorundur. Cinsel saldırı öyküsü, kötü bir ilk cinsel deneyim, cinselliğin kötü veya yanlış olduğu inancı gibi bazı durumlar vajinismusun psikolojik kökenini oluşturabilmektedir.

Tüp bebek merkezimize vajinismus nedeniyle cinsel ilişkiye giremeyen hastalar da başvurmaktadır. Bu hastalara tüp bebek tedavisi uygulanabilmektedir. Ancak tüp bebek tedavisini düşünmeden önce vajinismus tedavisine başlanması gerekmektedir. Vajinismus tedavisi, cinsel fonksiyon bozuklukları üzerine eğitim ve sertifika almış kadın doğum ve psikiyatri uzmanları tarafından yapılmaktadır.

Vajinismus, cinsel terapi genellikle başarıyla tedavi edilebilmektedir. Cinsel terapi, genellikle penetrasyon sırasındaki duygulara yoğunlaşmakta ve aşamalı olarak penetrasyon egzersizlerini içermektedir. Altta yatan bir travma varsa psikoterapi ile bu ortaya çıkarılıp çözümlenmektedir. Ayrıca hastaya pelvik taban egzersizleri öğretilip vajinal ve pelvik taban kaslarının kontrolünü kazanması sağlanmaktadır.

ENDOMETRİOZİS *

Endometriozis, rahim boşluğunu dolduran endometrium dokusuna benzer dokuların rahim dışında bulunması durumudur. En sık belirtisi özellikle adet dönemlerinde artan pelvik ağrı olmakla birlikte, endometriozis hastalarının yaklaşık yüzde 30-50’sinde kısırlık sorunu da bulunmaktadır.

Endometriozis lezyonları bulundukları bölgede inflamasyona sebep olarak ileri dönemlerde skar dokusu yaratabilmektedir. Aynı zamanda adet dönemlerinde bulundukları bölgelerden kanamalara da neden olabilmektedir.

Endometriozisin kısırlığa neden olduğu konusunda birkaç teori bulunmaktadır:

  • Endometriozisin yarattığı inflamasyon sitokin adı verilen maddeler üretir ve bu maddeler sperm ve yumurtaları etkileyerek döllenmeyi zorlaştırmaktadır.
  • Skar dokusu oluşumu ve adhezyon oluşumu tüplerin tıkanmasına sebep olabilir
  • Yumurtalık üzerinde bulunan endometriozis dokusu ovülasyonu zorlaştırarak yumurtanın serbest kalmasını zorlaştırıyor olabilir.

Endometriozis tedavisi medikal ve cerrahi olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Kısırlık sorunu olan endometriozis hastalarına tüp bebek yapılmasında hiçbir engel yoktur.

YUMURTA GENÇLEŞTİRME PRP YÖNTEMİ NEDİR? KİMLERE UYGULANIR?

YUMURTA REZERVİ DÜŞÜKLÜĞÜ (AMH) *

“Yumurtalık rezervi” bir kadının yumurta miktarı ve kalitesini anlatmak için kullanılır. İlerleyen yaş ile birlikte yumurtalık rezervi doğal olarak giderek azalmaktadır. “Düşük yumurtalık rezervi” ise bir kadının yaşına göre beklenenden daha düşük yumurtalık rezervine sahip olmasıdır. Bir kadın yumurtalık rezervi düşük olmasına rağmen gebe kalabilir. Ancak düşük yumurtalık rezervi tespit edilmiş bir hastanın çocuk sahibi olmak için acele etmesi tavsiye edilmektedir.

Düşük yumurtalık rezervi tanısı adetin ilk günlerinde bakılan ultrason ve kan testi ile konulmaktadır. Ne kadar erken teşhis edilirse gebelik oluşma şansı o kadar yüksektir. Bu yüzden 35 yaşın altındaki kadınlarda kısırlık açısından doktora başvurma süresi 1 yıl olarak önerilirken, 35 yaşın üstünde olup 6 aydır gebe kalmayan kadınların daha fazla beklemeden bir tüp bebek uzmanına başvurmaları  gerekmektedir.

Tüp bebek tedavisine alınmayacak kadar düşük rezervi olan kadınlara tüp bebek tedavisinden önce overlere PRP enjeksiyonu yapılması önerilebilir. Aynı zamanda bu hastalara verilecek bazı supplementlerin de gebelik şansını artırdığını gösteren çalışmalar mevcuttur.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER İÇERİKLER

35 YAŞINDAN SONRA HAMİLELİK VE ANNE OLMAK İÇİN PÜF NOKTALARI

İŞTE 8 ÖNEMLİ HAMİLELİK BELİRTİSİ

GEBELİK NASIL HESAPLANIR? KAÇ HAFTALIK HAMİLEYİM?

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here