Ana Sayfa İlişki Yataklar aynı, bedenler ayrı

Yataklar aynı, bedenler ayrı

18022014 cinsellik1

Aynı yatağa girip de birbirine yıllarca dokunmayan fakat dışarıdan bakıldığında ‘uyumlu çift’ imajını çizen eşler, oynadıkları rolden sıkıldıklarında evlilik oyunundan geriye aldatmalar, mutsuzluklar ve de pişmanlıklar kalıyor. Günümüzün en büyük sorunlarından biri olan aseksüel evlilikleri tanımaya hazır mısınız? O zaman perde açılıyor!

Eşinizi çok seviyor fakat bir türlü cinselliği istediğiniz gibi yaşayamıyorsanız ya da evliliğinizin ilk yıllarındaki cinsel hayatınız artık yerini sadece yatakta uyumak için buluşan iki bedene bıraktıysa siz de aseksüel evliliklerden birini yaşıyorsunuz demektir. Modern çağla birlikte sık görülmeye başlayan bu evlilik türü, çiftlerin cinsel hayatının tamamen bitmesi anlamına geliyor. Bazen bu duruma yaşanan olaylar bazen de kabullenilmeyen rahatsızlıklar neden olabiliyor. Fakat neden ne olursa olsun, aseksüel evlilikler beraberinde çok büyük sorunları getiriyor. Psikiyatrist Dr. Nuşin Sarımurat Baydemir, aseksüel evliliklerin iki türü olduğunu belirtiyor ve “Bu evliliklerin birinci türünde cinsellik yaşanmıyor fakat karşılıklı ihtiyaçlar karşılanıyor. Bunlar daha çok psikolojik ihtiyaçlar oluyor. Örneğin baba şefkati arayan bir genç kız, baba modelini arıyorsa kendinden büyük, babası durumunda, cinsel ilişkiye giremeyecek biriyle de evlenmek isteyebiliyor. Aynı şekilde konumu nedeniyle kendini güçlü, kuvvetli, yanında hoş bir kadını taşıyabileceğini göstermek isteyen bir erkek, sağlık sorunu da varsa ve bakım istiyorsa genç bir kadınla evlenebiliyor. Bir de sonradan oluşan aseksüel evlilikler bulunuyor. Çiftlerin birbirlerine kırgınlıkları, o kırgınlıkların giderilemeyişi, evliliğin aseksüel olmasına neden oluyor” diyor.

 

Aldatma artıyor

Aseksüel evlilik yaşayan çiftlerde aldatma eğilimi de daha çok görülüyor. Kadınlar da iş dünyasına girip, erkeksi özellikler kazanmaya başladıktan sonra eşlerini çekici bulmayıp başka erkeklere ilgi duymaya başlayabiliyor. Dr. Nuşin Sarımurat Baydemir, “Özellikle de büyük şehirlerde kadınlarda aldatma oranı artıyor. Kadınlar ileride yuva kuracaksın, anne olacaksın; erkek ise iyi bir iş adamı olacaksın denilerek büyütülüyor. Kadın, sonrasında kurduğu yuvanın ya da eşinin istediği gibi olmadığını görüyor ve beklentilerinin karşılanmadığı bu tür bir durumda öfkeyle başka ilişkiler yaşıyor. Aynı şekilde erkek de eşine olan ilgisizliğini dışarıda giderebiliyor. Evlilik ise çocuk üzerinden yaşanıyor. Çünkü evli olmak sosyal bir konum. O görüntüyü sürdürmek çiftler için önemli olabiliyor. Her iki taraf da kendilerinden beklenen rolü oynamaya devam ediyorlar” diyor.

 

Çocuklar da etkileniyor

Cinselliğin yaşanmaması durumunda kadın cinselliği reddederse evde bir gerginlik oluyor. Erkek cinsellik nedeniyle karısına olan öfkesini başka şeylere şiddetli tepkiler vererek gösterebiliyor. O zaman çocuk şiddete şahit olabiliyor. Ayrıca çocuk, anne ve babasının başkalarıyla ilişkileri olduğunu öğrenirse, örneğin anne ya da babasını internette başkalarıyla konuşurken yakalarsa, yaşadığı bu olay ilerideki yaşamını etkileyebiliyor. Bu tür durumlarla karşılaşan çocuklar, kendi evliliklerinde sorunlar yaşayabiliyor. 

Dr. Nuşin Sarımurat Baydemir aseksüel evlilik nedeniyle psikiyatriste başvurma ihtiyacı duyan ilk tarafın kadın olduğunu belirtiyor ve “İlk gelen erkek olduğunda ise ya kadın boşanma davası açmıştır ya evi terk etmiştir ya da eşi herkese boşanmaya karar verdiğini ilan etmiştir. Ancak, bunlar olduğunda erkek tek başına geliyor” diyor.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here