Ana Sayfa Psikoloji 2011’de Pollyanna olmaya var mısınız?

2011’de Pollyanna olmaya var mısınız?

pollyanna

Başkalarına kalbinizi açmaya ve güvenmeye korkuyorsanız, yaşadığınız hayal kırıklıkları, kalp sancıları ve kimseye güvenememe sorunu sizi teslim almış demektir. Olumsuzluğun esaretinden kurtulmanızın tek yolu iyi niyete sarılmak. Kötülüğü çağrıştıran duyguların hepsini bir kenara bırakıp Pollyanna’yı hatırlayın. İyi niyetli yaklaşımınız sadece sizi değil, tüm dünyayı değiştirecek. Ne de olsa, dünyayı iyilik kurtaracak!

Eleanor Porter’ın efsanevi kitabı Pollyanna’da, hikâyenin ana karakteri Pollyanna’nın, iyiliği kendine felsefe edinerek başına gelen her olayın nasıl üstesinden geldiği anlatılıyordu. Pollyanna’yı okuduğumuzda öğrendik ki, her şeyin iyi yönünden bakmak ve herkese iyi niyetle yaklaşmak, aslında insanın kendini kandırması ya da güçsüzlük değil, insanın kendine bir çıkış yolu yaratması anlamına geliyor. Olumsuz düşünceler kimseyi çıkış kapısına götürmüyor. Ne de olsa; iyi niyetli olabilmek apayrı bir erdem olarak görülüyor.
pollyanna2İyi niyetli olmak riskli mi?
İyi niyetli davranarak aslında çok büyük bir risk alıyoruz. Biliyoruz ki risk almak da cesaret gerektiriyor. Nazik davranmak, iyi niyetli olmak, cömert yaklaşımlarda bulunmak ve empati kurmak, karşınızdaki insana kapılarınızı açmak, aslında cesaretin simgesi olarak görülüyor. Kimsenin size gerçek yüzünü gösterip göstermediğini bilemezsiniz. Yıllarca en yakınınız olduğunu düşündüğünüz dostunuz, düşmanınıza oranla sizi daha kolay hayal kırıklığına uğratabilir. Dostunuz, sizi hem daha kolay alt eder hem de daha derinden yaralayabilir. Çünkü siz ona karşı iyi niyetli davranarak, kendi savunma mekanizmanızı devre dışı bırakmış olursunuz. Bu yüzden iyi davranırken de dikkatli olmanız gerekiyor. İyi niyetli ve nazik olmak başkalarının ayağının altına paspas olacağınız ya da başkalarının sizi çıkarları uğruna kullanacağı anlamına gelmemeli; bunu da unutmamalısınız. Her durumda kendinizi savunmalı ve size doğru gelenin ardında durmalısınız.

İyilik geçici, kötülük kalıcı Bazen öyle anlar geliyor ki, dünyadaki tüm kötülüklerin bizi bulduğunu düşünüyoruz. Aslında bunun bilimsel bir açıklaması var. Acı verici olaylar, mutlu olduğumuz anlara oranla akılda daha kalıcı ve derin etki bırakıyorlar.

Nasıl daha iyi olabilirsiniz?
İyiliğin zayıflık olarak algılanmasını düşünmeyi bırakıp ne kadar gerekli olup olmadığını ve ne kadar acil buna ihtiyacımız olup olmadığını düşünmemiz gerekli. Nasıl daha iyi olabiliriz? Açık sözlülük ve kendine güven arasındaki doğru dengeyi nasıl kurmalıyız? Psikolog Piero Ferruci, iyiliğin tamamlayıcı unsurlarını şöyle sıralıyor:

pollyanna3Empati: Eğer sinirlenmiş biriyle karşı karşıyaysanız, ona ters cevaplar vermek yerine sinirli olduğunun farkına varıp onu anlamaya çalışmalısınız.

Alçak gönüllülük: Sürekli başarılarınızla ya da mutluluklarınızla övünmek yerine, arkadaşlarınızı dinlemeli ve onlarla olmanın sizi ne kadar mutlu ettiğini de onlara hissettirmeye çalışmalısınız.

Sabır: Sırada beklerken önünüzdeki kişi kasiyerle birkaç dakika konuşuyorsa ve siz sabırsızlanıyorsanız kendinize, bu gibi küçük diyalogların, sürekli aynı pozisyonda saatlerce çalışan insanlar için ne kadar yararlı olabileceğini hatırlatın.

Cömertlik: Birine bir hediye vermek, birinin zamanınızdan yararlanmasına izin vermek, bilgilerinizi kendinize saklamaktan iyidir. Paylaşmak, herkese çok iyi gelir.

Saygı: Onunla aynı fikirde olmasanız bile birini yargılamadan dinlemek, onun görüş açısını geçerli saymak, ona karşı iyi bir adım attığınızın göstergesidir.

Sadık olmak: Güvenilir biri olmak, sadece başkaları için doğru insan olduğunuz anlamına gelmez, kendinize de doğru olduğunuzu hissettirir.

Minnettar olmak: Sağlıklı oluşunuza, şanslı oluşunuza teşekkür etmeye zaman ayırın. Sahip olduğunuz güzelliklere minnettar olmak çok sevdiğiniz şeylere ne kadar değer verdiğinizi yansıtır. Sahip olduğunuz şeylerin hatırlatmasını yaparken, pişmanlık yaşadığınız şeylerin varlığının da azalmasına sebep olur.

İyi kalpliler kendi endişelerine odaklanmak yerine açık görüşlü olmayı tercih ederek risk alıyor. Bu da cesaretin bir başka göstergesi sayılıyor.

pollyanna4Ne hissediyorsunuz?
Lisa Nichols, Sır isimli kitabında iki çeşit duygunun olduğunu söylüyor: “İyi duygular ve kötü duygular. Siz aradaki farkı görebilirsiniz; çünkü iyiler, size kendinizi iyi hissettirirken, olumsuz olan kötü duygular sizin kendinizi güçlü hissetmenize izin vermez. Kendinize ne hissettiğinizi sorun. Eğer iyi hissediyorsanız aklınızdan iyi şeyler geçiriyorsunuz demektir. Aslında iyi niyetli olmanın anahtarı bu kadar basit. Karşınızdaki insan hakkında aklınızdan iyi düşünceler geçiriyorsanız bu, ona karşı iyi niyetli davranıyorsunuz demektir.” İyi kalpli olmak için iyi düşünmeyle işe başlamalısınız. Ne demişler, iyilik yap, iyilik bul!

Kötülük, zayıflıktan kaynaklanıyor
İyi kalplilik, bazıları tarafından güçsüzlüğün yansıması olarak da görülüyor. Aslında bir parça öyle olduğu da söylenebilir. Çünkü kendini zayıf hisseden ve korkularına yenik düşen insan, etrafındakilere kötü davranarak ve herkesle arasına sınırlar çizerek, bir nevi kendini korumaya çalışıyor. İyi kalpliler ise daha en baştan gardını indirerek güçsüz kalıyor ve güçsüzlüğünü de karşı tarafa ifşa etmiş sayılıyor. Psikanalist Jacques Arenes, çirkinliklerin, insanların kendini korumak için oluşturdukları bir kalkan olduğunu düşünüyor. Kendini zayıf hisseden ve korkularına yenik düşen insan, etrafındakilere de kötü davranarak bir nevi kendini korumaya çalışıyor. Bu perspektiften bakarak sadece kendimizle mutlu olmadığımız zaman başkalarına hoş davranmadığımızı görebiliriz. İyi niyetli davranabilmek için korkularımızdan ve hayal kırıklıklarımızdan kurtulmamız gerekiyor. İyi niyetli insanlar, içlerine kapanıp sadece kendi sorunlarıyla ilgili kaygılanmak yerine herkese karşı açık olma riskini taşımayı tercih ediyor.

Önce empati kurun
Birisiyle empati kurmak, kendimiz ile karşımızdaki insan arasında, onun adına hareket etmeye teşvik edecek eşsiz bir bağ oluşturuyor. Empati kurarken, kendiniz dışında bir başkası olduğunuzu hayal ediyorsunuz. Onun kılığına girerek düşünmeye ve olayları o şekilde yorumlamaya başlıyorsunuz.

Empati, iyi niyetli olma yolunda gerekenlerden sadece biri. Çoğu insan, iyi kalpliliğin derinlerinde, karşındakini anlama yetisinin yattığına inanıyor. Empati yaparak, insanların yaşamlarına duyarlı hale geliyoruz. Böylece kendimizi onun yerine koyduğumuzda nasıl davranmamız gerektiğini anlayabiliyoruz. Empati yaparak bir başkasının zihniyetlerini ve deneyimlerini üzerinize giyiniyorsunuz aslında. Böylece farklı inanışlar ve düşüncelerle tanışma şansı elde ediyorsunuz.

İyilik yapın, uzun yaşayın
Başka insanlarla görüşmek ve bazı aktivitelere dâhil olmanın sizin açınızdan uzun soluklu yararları var. İhtiyacı olan kişilere yardımda bulunan insanlar bazı testlere tabi tutulduklarında mutluluk değerleri, yaşam kaliteleri ve özgüven değerleri normalden daha yüksek rakamlarda ölçülüyor. Yardımsever insanların depresyona daha uzak olduğu, sağlıklı olmalarının tadını çıkardıkları ve daha uzun yaşadıkları gözlemleniyor. Affetmenin biyolojik sistemimiz açısından çok yararlı olduğu bilim adamları tarafından kanıtlandı. Sizi kızdıran ve sinirlendiren bir hareket ya da söylenen bir söz karşısında, sizde intikam alma isteği uyanırsa, aklınızdan kötü niyetli düşünceler geçirmeye başlarsanız, kızgınlığınızı içten içe beslemiş olursunuz. Bu da kalp atışınızı hızlandırır ve atardamarlara basınç yapar. Oysa, karşınızdakinin de tıpkı sizin gibi bir insan olduğunu ve elbet yanlış yapabileceğini düşünür empati kurarak affetmeye yönelik yaklaşımda bulunursanız, üzerinizdeki psikolojik stresten arınmış olursunuz. Kin tutmak, sağlığınıza çok zarar verir. Affedici olmakla üzerinizdeki yüklerden kurtulabilirsiniz.

İyi kalpli insanlar, diğerlerine oranla yaklaşık 9 yıl daha uzun yaşıyorlar, çünkü iyi niyetli olmak, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

Canan Danyıldız
Formsante Dergisi Ocak 2011 Sayısı

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here