Bipolar tedavisi ne kadar sürer? Mani dönemi nedir?

Manik depresif hastalığının diğer bir adı olan bipolar bozukluk, aslında bir akıl hastalığı değil. Peki çağın en çok görülen rahatsızlıklarından biri olan bipolar nedir? Bipolar tanısı nasıl konulur? Bipolar kişi kendine zarar verir mi? Bipolar tedavisi ne kadar sürer? Genetik izler taşıyor mu? İşte bipolarla ilgili merak ettiğiniz tüm soruların yanıtına içeriğimizden ulaşabilirsiniz.

Son zamanlarda sıkça karşılaştığımız bipolar bozukluk, diğer bir adıyla manik depresif hastalık kişinin duygudurum bozukluğundan kaynaklı aşırı yükselişler yaşamasına neden oluyor. Türkçe’ye bipolar bozukluk olarak çevrilmiş bu rahatsızlık iki uçlu bozukluk anlamına geliyor. Psikiyatrist – Psikoterapist Uzm. Dr. Başar Akman bipolar bozukluk hakkında merak ettiğimiz soruları yanıtladı.

BİPOLAR NEDİR?  *

Bipolar bozukluk iki uç davranıştan oluşuyor. Birincisi çöküş. Kuyuların dibine inmek gibi tarif edebiliriz. Moral olarak insanın kendini çökmüş hissetmesi, hayattan ve daha önce yapmaktan hoşlanılan şeylerden artık keyif alamama, özgüven eksikliği, uyku ve iştahta bozulma, mutsuzluk ve enerjisizlik hali hatta bazen de ölüm ve intihar gibi düşünceleri barındırıyor.

İkinci uçta ise bu saydıklarımızın tam tersi haller yer alıyor. Aşırı özgüven, çok enerjik hissetmek, sebepsiz gülme, güldürme ve neşe hali, her şeyi yapabilecekmiş gibi hissetmek ve az uyumak bu ikinci ucu tarif etmek için yeterli oluyor. Düşünce ve çağrışımlar hızlanıyor, az uyku uyunmasına rağmen çok enerjik hissedilebiliyor. Düşüncelere yetişememek, fikir uçuşmaları, kelime benzerlikleriyle konuşmalar da cabası…

Bipolar bozukluk, bir akıl hastalığı değil. Ataklarla seyreden ve düzelmesi mümkün bir rahatsızlık. Kimi bir kere atak geçirip uzun süre atak yaşamıyor, kimi de hayatı boyunca yalnızca tek atak geçirebiliyor.

BİPOLAR BOZUKLUK BELİRTİLERİ *

  • “Kişi içe kapanık bir dönem yaşarken birden aşırı neşeli taşkın bir dönem yaşamaya başlaması.
  • Normal giyimli bir kişinin kısa bir zaman içinde aşırı renkli dikkat çekici giyinmeye başlaması.
  • Çok konuşkan olmayan birinin günlerce hatta bazen sesi kısılmasına rağmen aşırı konuşur duruma gelmesi
  • Kişinin az ya da hiç uyumamasına rağmen oldukça dinç olması.
  • Uygun olmayan bir ortam da uygunsuz davranışlar yapması. Örneğin cenazede şarkı söylemek, aşırı gülmek gibi.
  • Sebepsiz aşırı neşeli olması.
  • Böyle bir alışkanlığı olmamasına rağmen, aşırı ve kontrolsüz alışveriş yapma veya para harcama
  • Aşırı alkol ve uyuşturucu kullanma.
  • Daha önce olmadığı halde; aşırı kendine güvenmesi, her yerde kavga etmesi.
  • Bahar dönemlerinde bu belirtilerin artması.
  • Antidepresanlarla tedavide iki hafta tedaviyi tamamlamadan depresyonun tersi bir döneme girerek aşırı neşeli olması.
  • Sıkça depresyon yaşayan kişilerin ara dönemlerde aşırı taşkınlık yaşaması.”

DEPRESYON DÖNEMİ *

Kişinin bu değişken ruh halleri nedeniyle hakkında filmler yapılmış, ünlülerin bir kısmında da gözükmesi nedeniyle ilgi odağı olmuştur. Bu sorunu yaşayanlar dönem dönem farklı ruhsal durumlarla karşımıza çıkar. Dönemlerden biri depresyondur. Bu dönemde en az iki hafta süren çökkünlük, isteksizlik, ilgi ve istekte azalma, uyku sorunları, iştah sorunları, konsantre olamama, enerji azalması, suçluluk duygusu, iç sıkıntısı, işine gidememe, huzursuzluk ve intihar düşünceleri görülebilir.

TAŞKINLIK (MANİ) DÖNEMİ *

İkinci dönem ise taşkınlık (mani) dönemidir. Bu dönem en az bir hafta sürer. Kişiye az uyku yetmeye başlar ancak buna rağmen aşırı enerjiktir. Neşeli, aşırı hareketli, aşırı konuşkan, dışa dönük, aşırı şakacı bazen cinsellikle ilgili yersiz şakalar yapan, kendisini önemli bir kişi gibi hisseden, aşırı harcama yapan bir kişi olarak karşımıza çıkar. Bazen bu dönemde kişi aşırı kavgacı, sinirli bir kişi olabilir. Bu dönemde uygunsuz ve sık cinsellik yaşanabilir. Hepimizin gün içerisinde ya da bir gün süren böyle dönemleri olabilmektedir. Ancak ailelere sorduğumuzda; bizim çocuğumuz böyle bir kişi değildi, bir anda değişti bambaşka biri oldu derler. Burada önemli fark uygunsuz ortamlarda uygunsuz davranmaktır. Esasen manyak kelimesi mani dönemini yaşayan kişi olmasına rağmen, toplumda bir aşağılama kelimesi olarak kullanılmaktadır.” diye konuştu.

bipolar tedavisi ne kadar sürer

BİPOLAR OLMA SÜRECİ NASIL İLERLİYOR? *

Depresyon sinsice ve belli etmeden belirtiler göstererek oluşmaya başlıyor. Giderek enerji, istek, ilgi kaybı meydana geliyor. Ufak ufak sosyal hayattan koparak yalnızlaşıp, kendi kabuğuna çekilme isteği oluşuyor. Sosyal ilişkilerde bozulma, mesleki işlevsellikte azalmayla birlikte performans düşüklüğü meydana geliyor.

Bipolar ise daha gürültülü ve hareketli başlıyor. Ancak çoğu zaman bipolar kişi ilk başlarda neşe dolu olduğu için bunu şikayet edebileceği bir durum olarak görmüyor. Bu durum onu rahatsız etmiyor, “Ne kadar mutluyum, çok iyiyim, çok güzelim, benden iyisi yok” diyerek her şeyin yolunda olduğuna kanaat getiriyor. Ama halinden memnun bu kişi etrafındakiler tarafından fark ediliyor ve yadırganıyor. Bu yüzden hastayı genelde yakınları getiriyor.

TANI NASIL KONULUYOR?  *

Yüz yüze muayene çok önemli. Zaten kişiyi gördüğümüzde fazla enerjisi bize de geçiyor. Genelde yerinde duramıyor ve kıpır kıpır oluyor. Çok konuşuyor ve konuşurken de konuşmanın hızı dikkat çekecek derecede artıyor. Hatta dakikada kullandığı kelime sayısı bile artış gösteriyor. Zaten manik depresif dediğimiz bipolar bozukluk zekayla ilgili bir durum değil. Tam tersi bipolar bozukluğu olan insanlar ortalama ve ortalamanın üstü bir zekaya sahip olup, diğer kişilere göre daha yaratıcı tutumlar sergileyebiliyor.

BİPOLAR TEDAVİSİ NE KADAR SÜRER? *

Tedavi süreci ikiye ayrılıyor. Bir atağa müdahele ettiğimiz dönem, bir de atak sonrası koruyucu dönem var. İkisi birbirinden biraz farklı. İlk on yıldan sonra, hastalık dönemleri arasında ortalama süre yaklaşık 1–2 yıldır. Bipolar bozukluk tedavi edilmezse, ortalama bir mani dönemi birkaç ay sürebilir. Tedavi edilmeyen depresyon döneminin süresi ise en az 6 aydır. 

Öte yandan bipolar bozukluğu olan bir kişinin bipoların ne olup olmadığı ile ilgili yeterince bilgilendirilmesi gerekiyor. Ayrıca tedaviye hastanın bir yakınının da katılması gerekiyor. Doktora getirip götürecek bir akraba ya da yakını olması gerekiyor. Ailenin de bilgilendirilmesi çok önemli. Bipolar bozuklukta hem üzücü hem de sevindirici bir durum var. Evet, bu hastalık atak esnasında yaşam kalitesini bozuyor. Ama atak sonrasında tamamen iyileşme gösterebilen bir çizgiye geçiyor.

BİPOLAR KİŞİ KENDİNE ZARAR VERİR Mİ? *

İntihar riski var. Dürtüsel ve anlık düşünceler sonucunda intihar düşünülebiliyor. Bazen kişi kendi bedenine zarar verecek davranışlarda da bulunabiliyor. Bir an kafası karışabiliyor, öfkesini kontrol edemeyebiliyor ve bunun sonucunda bir yerleri yumruklamaya ya da tekmelemeye yeltenebiliyor. Ölçüsüzce yaşanan öfke patlamaları sonucunda bir yerlere vurup elini ayağını kırabiliyor…

Tüm bunlardan ayrı olarak cinsel istek ve libido artış gösterebiliyor. Bipolar bozukluğa sahip kişi bir kadınsa, ölçüsüz, uygunsuz ve seçici olmayan cinsel ilişkiler yaşayabiliyor. Çünkü çok güzel, akıllı ve çekici olduğunu düşünüyordur, cezbedilmek ve cezbetmek istiyordur.

HASTANEDE YATMASI GEREKİYOR MU? *

Eğer kişide intihar ve başkasına zarar verme riski varsa hastanın bir süre psikiyatri kliniğinde koruma altında izole olması şart. Başka bir önemli nokta ise kişinin kendi hastalığını kabul etmesi.

“Doktorla tedaviyi kabul ediyorum, işbirliği ve uyum içinde olacağım, ilaçlarımı düzenli kullanacağım” gibi söylemlerde bulunmazsa evde koruma altına almak hem zor oluyor hem de kendine ve etrafına karşı risk taşıyor. Bazen şiddetli bir atakta, psikotik bir hal gerçekleşiyor ve kişinin gerçeği değerlendirmesi güç oluyor. Kuşkucu ve şüpheci oluyor. Hayalle gerçeği birbirine karıştırabiliyor. O zaman ikna edilemez hale geliyor.

‘‘Bipolar bozukluk gösteren kişinin çalışmasında, evlenmesinde ve çocuk sahibi olmasında herhangi bir sakınca yok. Ancak hastalığının tedavisine özen göstermesi şartıyla… Kişi tedavi süreci boyunca özenli ve dikkatli olmazsa hiçbir iyileşme ve ilerleme kaydedemez.’’

BİPOLAR BOZUKLUK YAŞAYAN BİRİ ALKOL VE MADDE KULLANIMINA DA BAŞLAR MI?

Bir bipolar bozukluğu olup depresyonda olanlar, bir de bipolar bozukluğu olmayıp depresyonda olanlar var. Bipolar bozukluk, manik depresifin görülmediği depresyon çeşitlerinden biraz daha farklı bir yere sahip. Bilinen bir şey var ki; bipolar bozukluğun depresif atağında da manik atağında da alkol ve madde kullanımı artıyor. Bu kullanım bazen ölçüsüz boyutlara varabiliyor. Hatta buna ikincil alkol kullanımı deniyor.

BİPOLAR GENETİK Mİ *

Evet. Bu konuda birçok farklı istatistik var ama bilinen bir gerçek var ki bipolar bozukluk birden fazla gen ve kromozom ile ilgili… Genetik bir geçiş söz konusu. Hem annede hem babada varsa yüzde 75 doğacak çocukta da olması bekleniyor. Ancak ikinci derece akrabalarda da varsa geçiyor. Özellikle kişinin ilaç tedavisinin ne kadar süreceği konusunda yaptığımız ölçütlerde annede ya da babada bipolar olmasını bilmek tedavi süresini daha da uzatıyor. Çünkü eğer genetik bir durum varsa hastalığın seyri değişebiliyor.

BİPOLAR BOZUKLUĞU OLUŞTURAN ETKENLER NELER? 

Aslında hastalığı hazırlayan birtakım nedenler oluşuyor. Genetik ve çevresel nedenler gibi… Eğer zeminde bipolar bozukluk eğilimi varsa, alkol kullanımı bir atağı oluşturabiliyor. Günlerce uykusuz kalmak, uyumamak bu atakları tetikleyebiliyor. Bazı meslekler vardır, gece çalışılan gündüz uyunan ya da vardiyası sürekli değişen… Bu durum vücudun uyku uyanıklık ritmini bozan faktörler arasında yer alıyor.

Bipolar bozukluğu olan kişiler için vardiyalı işler hiç uygun değil. Çünkü uyku düzeni şaşıyor, vücudun hormonal döngüsü bozulabiliyor. Mevsimsel faktörler de kişiyi etkileyebiliyor. Her bipolar bozukluğu yaşayan kişide olmasa da kıştan yaza, yazdan kışa geçişlerde sıkıntılı bir dönem yaşanıyor.

SONBAHARDA BİPOLARA DİKKAT! *

Bipolar bozukluğun seyrindeki en önemli özelliklerden birinin de mevsimsel özellik göstermesi olduğunu kaydeden Dr. Dilek Sarıkaya, “Hastalar ilkbahar – yaz aylarında taşkınlık, coşkunluk yaşarken, sonbahar – kış aylarında çökkünlük, durgunluk içinde girerler. Hastaların yaklaşık dörtte biri bu mevsimsel özellik nedeniyle ilkbaharın son günleri, yazın ilk günlerinde kötüleşirler. Hastalarda dürtüsel, tepkisel davranışlar, saldırganlık eğiliminde artma, öfke patlamaları, aşırı para harcama, taşkınlaşma, riskli davranışlar sergileme azımsanmayacak oranda görülebilir” dedi.

Formsante 2016 – Şubat sayısı
Elif Gürsoy

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here