Cinsel takıntılardan haberdar mısınız?

Cinsel takıntılar nelerdir? Cinsel takıntılardan nasıl geçer? Var olan takıntılarınızın cinsel yaşamınıza etki edip etmediğini ya da bu durumun üstesinden nasıl gelinebileceğini tüm detaylarıyla bu satırlarda öğrenebilirsiniz!

Takıntının yalnızca kişinin psikolojisi için geçerli olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. İşin bir de cinsellik boyutu var… Partnerler arasındaki en özel anları negatif yöne sürükleyen, kişinin ve ilişkinin psikolojisini etkileyen cinsel takıntı çeşitleri, tahmin ettiğinizden daha fazla… Cinsel takıntı hakkında merak ettiğimiz soruların yanıtlarını Acıbadem Maslak Hastanesi’nden Uz. Psk. Simru Kavak’tan aldık. Kavak, takıntının neden olduğu yüksek kaygı ve olumsuz duyguların hem yaşam hem ilişki kalitesini düşürmeye başladığını belirtiyor.

CİNSEL TAKINTILAR NEDİR? *

Cinsel takıntılar genel hatlarıyla nasıl tanımlanıyor?

Takıntılar kişinin isteği dışında akla gelen, tekrarlayıcı, kaygı veren dürtü, duygu ve düşünceler anlamına geliyor. Çoğunlukla takıntıya, bu durumun yarattığı endişeyi azaltmak için eşlik eden kompülsiyon dediğimiz davranışlar eşlik ediyor. Kişi bu takıntıların ve davranışların mantıksız olduğunun farkında oluyor ancak azaltmakta veya engel olmakta zorlanabiliyor. Bu takıntılar cinsellik içeren konularda olduğu zaman cinsel takıntılar olarak adlandırılıyor. Cinsel takıntısı olan kişiler istem dışı, kendilerine yakıştıramadıkları ve zamansız şekilde akla gelen bu takıntılardan ötürü yoğun kaygı ve utanç duyabiliyor. Cinsel takıntıların oluşum nedenleri arasında genetik yatkınlık, kişilik özellikleri, çocukluk ve gençlik çağı travmaları, aşırı koruyucu ebeveyn tutumları ile beynin bazı bölgelerinde ve serotonin düzeyinde bozulma sayılabiliyor. Genellikle bu etkilerin birkaçı bir araya gelerek ileriki yaşlarda kişilerde obsesyon oluşumuna neden oluyor.

EN SIK RASTLANAN TAKINTI TÜRLERİ *

Takıntı türleri neler? En çok hangileriyle karşılaşılıyor?

Cinsel takıntılar arasında en çok karşılaşılanlar arasında; eşcinsel olmaktan ve başkalarının eşcinsel olduğunuza inanmasından korkma, sürekli şekilde partnere sadakatsiz davranacağından kaygılanma, yakınlarına karşı cinsel arzu duyma endişesi yer alıyor. Cinsel organın kirlenmesi ve sperm bulaşması hissi, pedofili olduğunu sanma, tecavüz etme, din ve seksi bir arada düşünme, cinsel yolla hastalık kapma endişesi, ilişki sırasında “gülünç duruma düşme, ereksiyon sorunu yaşama ya da idrar kaçırma” gibi endişe verici düşünceler sayılabiliyor. Bu takıntıların yarattığı kaygıyı azaltmak için kişi cinsel organını kimyasal maddelerle yıkayarak temizlemeye çalışma, çocuk fotoğraflarına bakarak tahrik olup olmadığını anlama gibi tekrarlayan ve hayatı zorlaştırıcı pek çok davranış geliştirebiliyor.

Peki genellikle kadınlar en çok hangi takıntı türlerine sahip?

Genel olarak takıntının ve kompülsif davranışların, kadınlarda erkeklerden biraz daha fazla görüldüğünü biliyoruz. Bu nedenle cinsel takıntıların da kadınlarda karşımıza daha fazla çıktığını ifade etmek yanlış değil. Özellikle toplumsal ve çevresel etmenlerin kadınlar üzerinde yarattığı baskıların, takıntıların ortaya çıkmasında önemli bir rol oynadığını söyleyebiliriz. Cinsel ilişki yoluyla hastalık kapma kaygısı, cinsel organın temizliğine aşırı hassasiyet, ilişki gerçekleşmeden hamile kalma korkusu ve ilişki sırasında gaz ya da idrar kaçırma sonucu gülünç duruma düşme endişeleri en sık karşımıza çıkan takıntılar. Kadınlar bu konuları konuşmak konusunda biraz daha çekingen davrandıkları için hastalığın teşhisi ve tedavisi de buna bağlı olarak gecikebiliyor ve cinsel yaşamı olumsuz etkiliyor.

Söz konusu takıntıların ciddi bir problem haline gelme süreci nasıl ilerliyor?

Kişi takıntılı düşünceleri veya tekrarlayan davranışları uzun süredir yaşıyor ve hayatı bu nedenle zorlaşmaya başlıyorsa, durum alarm veriyor. Bu durumda istemsiz ve tekrarlayıcı düşünceleri bastırmaya çalışmak ne yazık ki işe yaramıyor. Hatta cinsel bir tetikleyiciyle karşılaşıldığında takıntıyı daha da kontrol edilemez ve şiddetli bir hale getiriyor. Cinsel takıntılar hem kişinin bireysel hayatını hem de partneriyle olan ilişkisini olumsuz etkiliyor. Takıntının neden olduğu yüksek kaygı ve olumsuz duygular hem yaşam hem ilişki kalitesini düşürmeye başlıyor.

İlişkinin bu takıntılardan nasibini olumsuz yönde aldığı bir gerçek… Peki ilişki nasıl bir hale sürükleniyor?

Cinsel takıntılar önce bireysel yaşamı sonra da buna bağlı olarak cinsel hayatı olumsuz etkiliyor. Kişinin kaygı yaratan durumlardan kaçınmak istemesi, partneri ve cinsel hayatıyla arasında bir mesafe koymasına neden olabiliyor. Ayrıca takıntının yarattığı stres, uyarılmayı engelliyor ve cinsel isteği azaltıyor. Bu durum da partnerle araya hem fiziksel hem duygusal bir duvar örülmeye başlanması anlamına geliyor ve ilişkide kopmalar başlıyor. Sağlıklı cinsel hayatın mutlu bir beraberlikteki önemini biliyoruz. Bu nedenle de önlem alınmayan takıntılar, mutsuz bir ilişkinin ve kaçınılmaz ayrılığın habercisi olabiliyor.

Takıntıların psikolojik etkilerinin yanında fiziksel olarak herhangi bir etkisi bulunuyor mu?

Takıntıların psikolojik sonuçlarının yanı sıra pek çok fiziksel sonucu da var. Takıntıya sahip kişilerde; orgazm olamama, ereksiyon, erken boşalma gibi cinsel bozukluklar görebildiğimiz gibi, temizlik takıntılarında kullanılan kimyasal malzemelerden zarar görme, strese bağlı bozulan bağışıklık sisteminin kişiyi hastalıklara açık hale getirmesi gibi doğrudan ve dolaylı fiziksel sorunlardan bahsetmek mümkün. Bu nedenle durumu sadece psikolojik sonuçları olan bir problem olarak görmemekte fayda var.

CİNSEL TAKINTILARA KARŞI NELER YAPILABİLİR? *

Takıntı sorununun üstesinden gelmeye çalışan kişi, terapi desteği almadan bu sorunu kendi başına çözebilir mi?

Takıntıları herhangi bir uzman desteği almadan kendi başımıza çözmeye çalışmak bu süreçte yapılan en büyük ve sık yanlışlardan biri. Takıntılar telkinle veya kovmayla zihinden gitmez, aksine şiddetlenerek geri gelir. Bu durumun ahlaki ya da davranışsal bir bozukluk, sapıklık olmadığını, beyindeki seratonin dengesinin bozulmasının tıbbi bir durum olduğu hatırlamak gerekiyor. Tıbbi bir bozukluğu ise kişinin bir terapi ve tedavi desteği almadan çözmeye çalışması sadece süreci daha uzun ve zor bir hale getiriyor. O nedenle kişi bu problemi asla kendi başına çözmemeli ve mutlaka bir uzmandan yardım almalı.

Takıntıları kontrol altında tutmak mümkün mü?

Evet, takıntıları kontrol altına almak ve yaşattığı kaygıları kontrol etmek mümkün. Ancak burada yapılan en büyük hata, kişinin bu sorunu kendi kendine çözmeye çalışması. Bu durumu ahlaki bir problem ya da kendi kusuru olarak gören kişi durumu anlatarak yardım almaya çekiniyor. Bu da bastırılarak çözülmeye çalışılan takıntının iyileşmesi sürecini aksatıyor. Cinsel takıntılar bir düşünce bozukluğu olduğu için, bir uzman eşliğinde ve sabır gerektiren bir terapi sürecinde çalışılması gerekiyor. Psikoterapi ve gerektiğinde ilaç tedavisinin birlikte kurgulandığı sürecin sonunda kişi takıntılarını kontrol altına alarak sağlıklı bir cinsel yaşam sürebiliyor.

Yazı: Elif Gürsoy

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here