Av. Buket Altufan Ulu

    Dünya Çocuk Hakları Günü: 70 milyon çocuk, işçi olarak çalıştırılıyor

    20 Kasım, 1989 yılından bu yana Birleşmiş Milletler (BM) tarafından dünya genelinde çocukların karşı karşıya kaldıkları hak ihlallerini gündeme taşımak amacıyla “Dünya Çocuk Hakları Günü” olarak kutlanmaktadır.

    Dünya nüfusunun büyük bir kısmını oluşturan çocukların hakları ihlal edilmeye devam ediyor. 2020 yılında yaklaşık 820 milyon çocuk el yıkama gibi temel bir haktan yoksun kaldı. 70 milyonu aşkın çocuk zorlu koşullarda işçi olarak çalıştırılıyor.

    Birleşmiş Miletler Genel Kurulu tarafından çocuk hakları güvence altına alınmış olsa da çocuk hakları ihlalleri artıyor. Tüm dünyada çocuk hakları ihlallerinin önüne geçilmesi gerektiğini belirten Av. Buket Altufan Ulu, “Bunun için tüm kurumlar organize olmalı, yaptırımların etkinliği gözden geçirilmelidir” diyor.

    Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, çocuk haklarını güvence altına aldı

    Dünya nüfusunun yaklaşık 3’te 1’i çocuklardan oluşuyor. 2,3 milyar nüfusa sahip çocukları korumak ise insanlığın en önemli önceliklerinden biri. 20 Kasım 1989 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 54 maddeden oluşan bir sözleşmeyle çocuk haklarını güvence altına aldı. Eğitim, sağlık hizmetlerine erişim, yaşama ve gelişme, ekonomik, fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma, ifade ve düşünce özgürlüğü gibi pek çok alanda çocukların sahip olması gereken hakları güvence altına almaya çalışan sözleşme, Amerika Birleşik Devletleri dışında Birleşmiş Milletler’in 196 ülkesi tarafından imzalandı. Sözleşme maddeleri gereğince taraf devletler kendi iç hukuklarında düzenlemeler yaparken Türkiye de sözleşmeyi 4 Mayıs 1995’te yürürlüğe koydu.

    70 milyonu aşkın çocuk, işçi olarak çalıştırılıyor

    Her ne kadar dünyanın en geniş katılımlı uluslararası sözleşmesiyle güvence altına alınmış olsa da yine de her yıl milyonlarca çocuğun hakları ihlal ediliyor. Özellikle pandemi koşulları yaşanan ihlallerin artışında önemli rol oynamış durumda. İnsan hakları kuruluşlarının yaptığı çok sayıda çalışma da bu durumu gözler önüne seriyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre 2020 yılında yaklaşık 820 milyon çocuk el yıkama gibi temel bir haktan bile yoksun kaldı. İnsan Hakları İzleme Komitesi’ne  göre de dünya genelinde bugün 70 milyonu aşkın çocuk başta tarım ve madencilik olmak üzere birçok sektörde zorlu koşullarda işçi olarak çalıştırılıyor. Özellikle gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler çocuk haklarının en fazla ihlal edildiği ülkeler olarak öne çıkıyor. Savaşlar, göçler ve ekonomik koşullar da çocukların haklarına erişiminin önünde önemli bir engel olarak duruyor.

    Her çocuk bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak hayat seviyesine sahip olmalı

    Çocuk haklarının her çocuğa ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle ayrım yapmaksızın tanınmak zorunda olduğunu belirten YAK Hukuk Bürosu Ortağı Buket Altufan Ulu, “Her çocuk bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine sahip olmalı. Çocuğun gelişmesi için gerekli hayat şartlarının sağlanması sorumluluğu; sahip oldukları imkanlar ve mali güçleri çerçevesinde öncelikle çocuğun ana-babasına veya çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere düşmektedir. Devletler, ana-babaya ve çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere, çocuğun bu hakkının uygulanmasında yardımcı olmak amacıyla gerekli önlemleri alıp, gereksinim olduğu takdirde özellikle beslenme, giyim ve barınma konularında maddi yardım ve destek programları uygulamakla yükümlüdür” diyor.

    BM Asgari Standart Kuralları Beijing, dünya çapında uygulanmalı

    Sözleşmenin, hiçbir çocuğun özel yaşantısına, aile, konut ve iletişimine keyfi ya da haksız bir biçimde müdahale yapılamayacağı gibi, onur ve itibarına da haksız olarak saldırılmaması gerektiğini açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Altufan Ulu, sözleşmede öne çıkan diğer noktaları da şöyle açıklıyor: “Çocuğun eğitim hakkının ve bu hakların fırsat eşitliği temeli üzerinde gerçekleştirilmesi gerekiyor.  Çocuğun dinlenme, boş zaman değerlendirme, oynama ve yaşına uygun etkinliklerde bulunma ve kültürel ve sanatsal yaşama serbestçe katılma hakkı bulunuyor. Çocuğun, ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığı veya bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ya da toplumsal gelişmesi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmasına karşı korunma hakkı mevcut. Sözleşme her çocuğun kendisi ile ilgili kararlarda görüş bildirebilmesini, düşüncesini özgürce açıklayabilmesini ve bu görüşün dikkate alınmasını kabul ediyor.” diyerek ulusal ve uluslararası düzeyde çocuk mahkemelerinin yönetimi hakkında Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları olan Beijing kurallarının da dünya çapında uygulanmasının önemine değindi.

    İnsanlığın ortak geleceğini koruyoruz

    Sözleşmeyle çocuğa tanınan haklar arasında zaman zaman yetişkinlerin göz ardı ettiği ancak evrensel hukukun altını çizdiği noktalara da dikkat çeken Altufan Ulu: “Çocukların kendileri ile ilgili kararlara katılma ve özgürce düşüncelerini açıklama hakkına bugünün şartlarında özel bir önem atfetmek gerekiyor. Tüm dünya çocuklarının beslenme, barınma, eğitim gibi en temel ihtiyaçlarının halen giderilemediğini düşündüğümüzde bu konu ikincil bir başlık gibi görülebilir. Ancak bugünün çocuklarının sahip oldukları farkındalık önceki nesillerle kıyaslanamayacak kadar gelişmiş durumda. Bu farkındalık kendilerinden önceki nesillere göre fikir ve düşüncelerini açıklamak konusunda çocukları daha cesur kılıyor. Bu noktada biz yetişkinlerin de geleceğin dünyasını çocukların inşa edeceğini, bugünün çocuğunun yarının yetişkini olduğu gerçeğini kabul etmemiz, çocukların yaşamak istedikleri dünya için sahip olmaları gereken sorumluluk bilincine katkı sunmamız gerekiyor. Tüm dünyada çocuk hakları ihlallerinin önüne geçmeliyiz. Bunun için tüm kurumlar organize olmalı. Yaptırımların etkinliği gözden geçirilmeli, uygulanmasına işlerlik kazandırılmalıdır.  Çocukların haklarını koruduğumuz zaman sadece mağdur olmalarını önlemiş veya hayatlarını korumuş olmuyoruz, aynı zamanda insanlığın ortak geleceğini de koruyoruz.” dedi.

    YORUM YAZIN

    Please enter your comment!
    Please enter your name here