Gençleşmek OUT Gençliği korumak IN

Nasıl hastalıkları oluşmadan engellemeyi hedefliyorsak, güzellik dünyasında da yeni trend yaşlanma etkileri henüz ortaya çıkmadan bunu önlemek. Tanım olarak prejuvenasyon yani gençliği korumak için yapılan ameliyatsız işlemleri, ilk kez deneyimlemek isteyenlere bile fikir verecek bir rehber hazırladık.

Hazırlayan: Deran Çetinsaraç

Eskiden hasta olunca doktora gidip tedavi olunuyordu. Oysa günümüzde beslenme ve yaşam şekliyle hastalıkların oluşmasının önüne geçmek, sağlıklı bir hayatı gösteriyor. Güzellik ve estetik dünyasında da artık yaşlanma etkileri henüz görülmeden küçük müdahalelerde bulunmak sağlıklı bir cildi ifade ediyor. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Derya Bingöl, bu müdahaleleri yaşlanma bulguları başlayan ancak problemleri henüz estetik ameliyat olmak için erken olan kişilerin tercih edebileceğini anlatıyor. Hedefe yönelik uygulanan, iyileşme süresi kısa ve ameliyat gerektirmeyen bu işlemlerin prejuvenasyon olarak tanımlandığını söyleyen Op. Dr. Bingöl, konunun detaylarıyla birlikte farklı problemlere yönelik önerilen en yeni uygulamaları da anlattı.

Güzelliğin geleceği prejuvenasyonda diyebilir miyiz? Bu tanımı açıklar mısınız?
“Prejuvenasyon” kelimesi, güzellik ve estetik dünyası ile ilgili haberlerde yavaş yavaş yerini almaya başladı. Daha önceleri “rejuvenasyon” kelimesi ile daha sık karşılaşırdık. Rejuvenasyon, gençleştirmek anlamına geliyor ve tedavilerimiz de sıklıkla bu yöndeydi. Ama artık estetik ve güzellik trendleri, tıbbın diğer alanlarında olduğu gibi önleyici sağlık hizmetleri yönünde de gelişme gösteriyor. Bu da karşımıza yeni bir kavram olan prejuvenasyonu yani “gençliği korumak” kavramını çıkarıyor. Söz konusu kavram; cildimizde yaşlanmanın getireceği etkileri henüz değişiklikler oluşmaya başlamadan, önlemeye yönelik olarak uygulanan kozmetik prosedürleri içeriyor. Daha çok genç yaşlarda, henüz bulgular oluşmaya başlamadan yapılan işlemler için kullanılıyor diyebiliriz.

Şimdi yurt dışında “tweakment” tanımı da kullanılıyor, yani bir nevi minik dokunuş olarak söyleyebilir miyiz?
Evet bu tanım, yurt dışı estetik ve güzellik haberlerinde ameliyatsız estetik işlemleri tanımlamak için kullanılıyor ve uluslararası medyada sıkça karşımıza çıkıyor. Estetik ve güzellik uygulamaları arasında, cerrahi olmayan kozmetik prosedürleri içeriyor diyebiliriz. Bu işlemler için söyleyebileceğim; hedefe yönelik olarak uygulanan, ameliyat ve hastanede yatış gerektirmeyen, kısa sürede ofis-klinik ortamında ayaktan uygulanabilen, iyileşme ve günlük hayata dönüş süresi hızlı olan, özellikle daha genç yaş grubunda problemler ilerlemeden tercih edilen prosedürler olarak tarif edilebiliyor. Bu uygulamalar; yaşlanma bulguları başlayan ancak problemleri henüz estetik ameliyat için erken olan kişilerde ameliyat ihtiyacını geciktirebiliyor ve hatta düzenli uygulamalar ile ortadan kaldırılabiliyor. Veya problemler ortaya çıkmadan, oluşması engellenebiliyor. Ancak bu işlemlerde etki cerrahiye göre minimal ve geçici olduğundan, düzenli aralıklarla tekrar edici şekilde uygulamalar öneriliyor ve bu şekilde etki arttırılıyor.

Estetik işlemleri artık en çok hangi yaş grubu yaptırıyor?
Belirli bir yaş grubu aralığı net olarak veremem ancak bu konuda söyleyebileceğim; sağlık ve teknoloji alanındaki ilerleme, sosyoekonomik seviyedeki artış, bilgiye ulaşım kolaylığı-internet, hizmete ulaşım kolaylığı, medya ve sosyal ağların gücü ile estetik artık her kesimin ilgi odağı haline geldi. Birçoğumuz fotoğraf çektirirken daha genç ve daha güzel görünmek istiyoruz, beğenmediğimiz veya daha güzel görünmesini istediğimiz durumlar için de çözüm aramaktan kaçınmıyoruz.

Tek işlemden ziyade neden kombine işlemler daha etkili oluyor?
Kozmetik cerrahide uygulanan estetik ameliyatlarda, hastanın ihtiyaçları belirlenip, doğru ve uygun bir estetik ameliyat seçildiğinde kalıcı ve etkin bir sonuç ortaya çıkarmak kaçınılmazdır. Ameliyatsız estetik işlemlerde ise tek bir uygulama ile elde edilebilecek etkiler sınırlı miktarda ve geçici olabiliyor. Bu sebeple; etkinliği arttırmak, kalıcı etki süresini uzatmak için bu işlemlerin çoğunlukla, ihtiyaca göre belirli aralıklarla tekrar edilerek ve benzer sonuca ulaşan farklı işlemlerle kombine olarak uygulanması öneriliyor. Böylece işlem sonucuyla ilgili beklenti daha çok karşılanabiliyor ve hasta memnuniyeti daha yüksek oluyor. Bunun dışında, bazı uygulamalar için söyleyebileceğim ise kombine uygulamalarda işlemlerin birbirine sinerjistik bir etki oluşturması ve etkinliğin daha da artması. Böylece kombine uygulamalar sıkça kullanılır hale geliyor.

Gençliği koruyan estetik işlemler
Op. Dr. Derya Bingöl’den hedefe yönelik ameliyatsız yöntemleri sıraladı.
Cilt tonunu eşitleme
Sağlıklı bir cilt için yine iyi beslenme ve sağlıklı yaşam önem taşıyor. Bunun yanı sıra günlük olarak cildi ihtiyacına uygun nemlendirmek, güneşin UVA ve UVB filtrelerinden koruyucu güneş koruma ürünlerini kullanmak ve cilt bakımı yaptırarak temizletmek ise koruyucu önlemlerin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Çeşitli kimyasal peeling’ler, karbon peeling, cihaz yardımlı cilt bakım ve peeling sistemleri, dermabrazyon (cildi soyma) işlemleri, mikroiğneleme ile kombine plateletten zengin plazma (PRP), mezoterapi ve vitamin uygulamaları, fraksiyonel lazer ve tulyum lazer uygulamaları da cilt tonunu dengelemede ihtiyaca göre uygulanabiliyor.

Daha dolgun bir cilt
Sıklıkla hyalüronik asit gibi maddeler içeren dermal dolguları ve yağ enjeksiyonları bu amaçla kullanılıyor. Zaman içinde özellikle orta ve alt yüz bölgesinde, göz altlarında, dudak kenarlarında, elmacık kemikleri üzerinde ve yanaklarda oluşan çökmeleri tedavi etmek için bu işlemleri tercih ediyoruz. Böylece kayıp olan hacim yerine konularak daha dolgun bir görünüm elde edilirken, aynı zamanda da lifting etkisi ile deride toparlanma sağlanmış oluyor. Bu işlemler için söyleyebileceğim, kullanılan malzemeye ve uygulanan bölgeye göre geçici işlemler olduğu ve tekrarlanması gerekebileceği. Dermal dolgular, hazır formda enjeksiyonlar şeklinde hastaya klinik şartlarda uygulanabiliyor. Etkisi anında görülebiliyor ve ortaya çıkıyor. Hyalüronik asit dolgularda ortalama kalıcılık süresi yaklaşık bir yıl. Yağ enjeksiyonlarında ise tekrarlayan uygulamalar ile kalıcı sonuçlar alınabiliyor. Tıbbi genetik ve moleküler biyoloji alanındaki gelişmelerle, kişiden alınan kulak kıkırdağından veya liposuction ile alınan yağ dokudan hazırlanan kök hücreler de artık cilde enjekte edilerek cildi gençleştirmede kullanılıyor.

İstenmeyen tüyler
Bu işlem için önerilen yöntemler; Diode lazer, IPL (foto epilasyon), Alexandrite lazer, ND-YAG lazer ve zayıf elektrikli akım ile çalışan iğneli epilasyon. Altta yatan herhangi bir patolojik durum olup olmadığı belirlendikten ve varsa buna yönelik tedaviler yapıldıktan sonra, hastanın deri rengi ve kıl tipine göre uygun olarak seçilen bir veya daha fazla tekniğin kombine olarak kullanımıyla, istenmeyen tüylerden kalıcı olarak kurtulmak mümkün.

Cildin nemini artırma
Nem aşısı, nem dolgusu, gençlik aşısı, gençlik serumu, kollajen uygulamaları, somon DNA, PRP, vitamin ve mezoterapi uygulamaları cildin nemini arttırmaya yardımcı oluyor. Bu uygulamalar için söyleyebileceğim ortak nokta; cilt ve cilt altının yapı taşlarını (hyalüronik asit, kolajen) yerine koyma ya da yeniden yapımını uyarmak, arttırmak ve hızlandırmak için yapıldıkları. Cilt muayene edilip, ihtiyacı belirlendikten sonra seçilerek uygulanabilen enjeksiyon şeklindeki uygulamaları kapsıyor.

Cilt lekelerini yok etme
Bu konuda, cilt lekelerini oluşmadan engellemenin büyük önem taşıdığını söyleyebilirim. Cilt lekeleri tedavisi bazen inatçı olabiliyor; koyu tenli kişiler sıklıkla açık tenlilere göre leke oluşturmaya daha yatkınlık gösteriyor. Özellikle yaz aylarında güneş ışınlarının aktif olduğu gün içi saatlerinde iki-üç saatte bir UVA ve UVB filtreli yüksek faktörlü güneş koruyucu kullanımı, leke oluşumunu engellemede, foto-yaşlanmaya koruyucu olarak ve hatta deri kanserlerine karşı koruyucu olarak ilk yapmamız gereken. Bunlara ilave olarak leke tedavisinde, tıbbi olarak topikal uygulanan krem-pomad tedavileri, IPL tedavisi, Q-switched, Nd_yag lazer tedavileri de yer alıyor.

Gençlik efekti verme
Cildin ihtiyacı belirlendikten sonra yukarıda saydığım problemlere yönelik uygun teknikler kombine edilerek, düzenli olarak uygulandığında gençlik efekti elde etmek kaçınılmaz oluyor.

İnce çizgiler
Botulinum toksin uygulamaları; özellikle alın, kaş ortası ve göz çevresi kırışıklıklarının tedavisinde, ilk ve en çok tercih edilen uygulamalardan biri. O bölgedeki mimik kaslarını geçici olarak bloke ederek çalışıyor. Klinik ortamında, ayaktan yaklaşık 10-15 dakikalık bir işlem şeklinde, enjeksiyon yöntemi ile uygulanıyor. Kişiye ve kullanılan markaya göre değişebilmek suretiyle, etki süresi ortalama altı ay diyebiliriz. Kırışıklıkları hem önleyici, hem de var olanları tedavi edici özelliği mevcut. Bunun dışında; kol altı, avuç içi ve ayak gibi bölgesel terleme tedavisinde, botulismus (diş sıkma) tedavisinde, bazı migren olgularında ve çeşitli nörolojik hastalıklarda da yaygın olarak kullanılıyor. Halen cerrahi olmayan kozmetik uygulamalar içinde, dünyada en sık uygulanan işlem diyebilirim. Kozmetik uygulamalarda, doğru teknikle uygulandığında, etkin ve doğal sonuçlar almayı mümkün kılıyor.

Cilt dokusunu iyileştirme
Fraksiyonel karbondiyoksit lazer, cilt gençleştirme tedavisinde 1990’lı yılların başından beri kullanılan cihaz yardımlı tekniklerden biri. Cildin epidermis (dış) tabakasını soyuyor, dermis (orta) tabakasında yeniden şekillenmeye yol açıyor ve kolajen üretimini arttırıyor. Böylece ciltte ince kırışıklıkları azaltıcı, sıkılaştırıcı ve toparlayıcı bir etkisi oluyor. İşlem sonrasında iyileşme süreci boyunca cildi güneşten korumak gerekiyor. Ortalama yarım saat süren, sonrasında uygulama dozuna göre birkaç gün ile bir hafta kadar ciltte soyulma, kızarıklık ve kabuklanmaya yol açan bir işlem. Cilt gençleştirmenin dışında, sivilce izleri, skar (yara izi) tedavisi, yaşlılık ve güneş lekeleri tedavisi hatta genital bölge gençleştirme tedavisinde de kullanılabiliyor.

Daha aydınlık göz çevresi
Göz çevresi ışık (ışıltı) dolgusu olarak bilinen, çapraz bağları özelleştirilmiş ve çeşitli vitamin, aminoasitler ile zenginleştirilmiş hyalüronik asit dolgularla, göz çevresindeki çukur ve çökük alanların dolgunlaştırılması hedefleniyor. Koyu renkte de bir miktar açılma ve böylece göz çevresinde aydınlanma sağlanabiliyor. Etki süresi ortalama 8-12 ay sürüyor. Bunun dışında çeşitli mezoterapi ve vitamin enjeksiyonları ile tekrarlanan uygulamalarla göz çevresindeki koyu renkli cilt tonu aydınlatılıp, torbalı görünüm azaltılabiliyor. Plazma enerjisi kullananan cihazlar ve fraksiyonel lazerle de göz kapaklarında sarkıklık tedavisi, henüz ameliyat gerektirmeyen uygun olgularda başarı sağlayabiliyor.

Vücudu forma sokma
Burada en etkin tedavinin; sağlıklı yaşam, iyi beslenme ve düzenli spor yapmak olduğunu söyleyebilirim. İhtiyaca göre uygun kişilerde karın germe, kol, uyluk germe ve liposuction (yağ alma) ameliyatları sıkça uygulanıyor. Bunların dışında, ameliyatsız teknikler içerisinde; cilt altına çeşitli yağ eritici mezoterapiler, tekrarlayan işlemler şeklinde enjeksiyon yöntemiyle uygulanarak bölgesel olarak yağlar yıkılabiliyor. Bu işleme lipoliz (yağları yıkmak, eritmek) adı veriliyor. Benzer şekilde; lazer, radyofrekans, ultrasound ses dalgaları, soğuk ve termal (sıcak) enerji kaynaklarını tek başına veya kombine olarak kullanan cihaz yardımlı teknolojilerle de bölgesel olarak incelme, deride sıkılaşma, sarkıklık toparlama ve şekillendirme etkileri mümkün ve geniş spektrumda tedavi seçenekleri arasında yer alıyor. Tüm bu yöntemler için söyleyebileceğim ortak nokta ise başarılı sonuçların ancak uygun hastada, doğru tekniğin seçimi ile elde edilebileceği! Deri elastikiyeti iyi olmayan, çok sarkık, cilt altı yağlı dokusu çok kalın olan bir vakada bu tedaviler yetersiz kalabiliyor. Daha genç, henüz sarkıklıkları çok olmayan, diyetini ve sporunu yapan bir kişide bölgesel problemlerin çözümünde ise başarılı sonuçlar elde etmek mümkün diyebilirim.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here