Ana Sayfa Sağlık Hayatın değerini şimdi anladım

Hayatın değerini şimdi anladım

Küçüklükten beri çok sık hastalanmış birisiyim. Sanki doktorların “sakın ameliyat olma” sözüne inatmış gibi tam 5 kez ameliyat geçirdim. Doğuştan gelen kan hastalığım, sonrasında overlerimin ve en sonunda sol mememin alınması bana hayatta bir şey öğretti: “Sevdiğin şeyleri yapmak ve hayatı ertelememek” en doğrusu.

Yeşim Nur

Formsante dergisinin her sayısını dikkatle takip eden bir okur olarak, aşağıda anlatacağım hikayemi yazarken yayınlanıp yayınlanmayacağı konusunda pek emin değildim doğrusu. Benim gibi, belki de benden çok daha dertli birçok insan vardı. Belki benim yazdıklarıma sıra bile gelmeyecekti ama ben yine de "Bir şansımı deneyeyim" dedim.
Çevremde meme kanseri olan kadınlar var. Bakıyorum da bir çoğu kendi içine kapanık. Hiç kendini göstermiyor, hayatın bittiğini zannediyor. Oysa hayat devam ediyor.

Adım Melda Irmakkesen, 43 yaşındayım, Mersin doğumluyum. Yaklaşık 13-14 senedir İstanbul'da oturuyorum. Buraya tatil amacıyla gelmiştim ama geliş o geliş. Çeşitli özel sektör kuruluşlarında çalışmaya başladıktan sonra kaldım. Bu arada 1993 yılından itibaren sağlık sorunlarım başladı. Daha doğrusu artmaya başladı. Doğuştan, annemden babamdan gelen orak hücreli anemi diye adlandırılan bir kan problemim zaten var. Arap asıllıyız, genlerimiz Suriye'ye dayanıyor. Bu hastalık daha çok Arap ve zenci asıllılarda görülüyor. Vücuttaki hemoglobin ve hemotokrit sayısının düşmesinden kaynaklanıyor. Ömür boyu iyileşemeyen bir şey. Vücudumun enfeksiyon kapmaması, fazla oksijen almamam ve yorulmamam lazım. Çocukken fark edilip çok iyi bakım gerektiriyor. 12 yaşına kadar iyi bakıldın, beslendin. Beslenemedin ve hastalığı tanımıyorsan ölüyorsun. Mesela benim bir teyzemin kızı 12 yaşında böyle vefat etmişti. O zamanlar nedenini anlayamamıştık.
1993 yılında önce overlerimde kistler oluştu. İlk yıl bunlar temizlendi, ikinci yıl tekrarlayınca bir daha temizlendi ve nihayet üçüncü yıl yumurtalıklarla birlikte almak zorunda kaldılar.
Bu arada çok sık hastaneye girip çıkıyordum. Bu hastalıkların üzerine bir de ayağımı kırmam işin tuzu biberi oldu ve işten ayrılmak zorunda kaldım. Çünkü çok fazla işe gitmemekle karşı karşıya kaldım.

Meme kanseri hikayem ise bir sonra, yani şu anda çalıştığım şirkette ortaya çıktı. İşe girdiğimin altıncı ayıydı. Beni takip eden hematologum (kan doktoru) "Bir cerraha görünsen iyi olur" dedi. Kistler de artık çıplak gözle görünür haldeydi. Biyopsi oldum. Pansuman için gidip geliyordum. Birinci hafta sonunda profesör beni odasına çağırdı. "Çok üzgünüm ama yarın hemen hastaneye yatıyorsun. Bunun daha fazla yayılmasını engellememiz lazım" dedi. Beynimden vurulmuşa döndüm. Doktorun odasındaki o anı unutamam, çok kötüydü. "Benim overlerim de alındı. Şimdi de bu? Kadın mıyım değil miyim belli değil" deyip ağlıyordum. Halimi gören annem bayıldı. Ertesi gün hastaneye yattım ve sol memem alındı. 15 gün çok kötü bir dönemdi. Hele sargıların çıktığı gün herhalde hayatımın en kötü günüydü. Annemle babamı bir şekilde kardeşime gönderdik. Zaten annem o kadar üzgündü ki ona bir şey olacak diye korkuyordum. O gece korkunçtu, ağladım durdum. Niye böyle oldu diye. Hep "Niye ben" diye sorguladım. Atlatmam 7-8 ayımı aldı. Ancak sorgulamanın sonu yok. Ben kadere, Tanrı'ya inanırım. En sonunda "Kör de olabilirdin topal da. Onlar ne yapsın. Kendine gel" dedim. "Herkes senin arkanda. Ne yapalım ölüm yok ya ucunda." Ölebilirdim de çünkü. Allahtan lenflerim temizdi. Çünkü ben kan hastalığım yüzünden kemoterapi ve radyoterapi de alamıyorum.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here