• ✓ Doğruluğu kontrol edilmiş makale
Uzm. Dr. Hasan Ali Barman

Koronavirüs geçirenlerde neden kan sulandırıcı ilaç kullanılıyor?

kalpte-covid-19-etkisi

Başlarda akciğeri olumsuz etkilediği söylense de koronavirüs en büyük zararı kalbe verebiliyor.

Yazı: Ayşegül Uyanık Örnekal

Tam 15 aydır koronavirüs ile yatıp, onunla kalkıyoruz. Gündem ne kadar değişse de konu dönüp dolaşıp COVID-19’a geliyor. İlk günlerde ne ile karşılaştığımızı bilmesek de zaman içinde konuyla ilgili araştırmalar ve bilim insanlarının açıklamaları koronavirüs hakkında bilgi sahibi olmamızı sağladı. Bir dönem adeta her yeni gün, yeni bir özelliğini öğrendik. Ama her şey bir yana kalp sağlığına olan etkisinin ortaya çıkması bazen virüsün bile önüne geçti. Biz de aklımızdakileri ve toplumda merak edilenleri uzmanından öğrenmek istedik. Koronavirüsün kalp sağlığına olan etkisini İstanbul üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kardiyoloji Enstitüsü’nden Uzm. Dr. Hasan Ali Barman ile görüştük. Peki, koronavirüs geçirenlerde kan sulandırıcı ilaç neden kullanılıyor? Kalpte kalıcı hasar bırakıyor mu? Koronavirüs sonrası kalpte hangi sorunlar çıkıyor? İşte yanıtı…

“Gerek ülkemizde, gerekse yurt dışında yapılan birçok çalışmada; pandemi süresince kalp krizi geçiren hastaların önemli bir kısmının hastaneye gitmediği, gidenlerin ise geç kaldığı için hastaların kalbinde krize bağlı kalıcı hasar olduğu görülüyor.”

COVID-19’un en çok akciğerleri etkilediği düşünülse de kalp sağlığına etkileri de var. Bu etki doğrudan mı oluyor, dolaylı mı?

Aralık 2019’da Çin Halk Cumhuriyeti’nde ortaya çıkan koronavirüs enfeksiyonu (COVID-19), dünya geneline yayılarak yüksek ölüm oranlarına neden oldu. COVID-19 enfeksiyonu, koronavirüs yüzeyinde bulunan proteinlerin ACE2 reseptörüne bağlanması sonucu oluşuyor. Virüs yüzeyindeki protein, ACE2 reseptörüne bir kilit ve anahtar gibi bağlanıyor. İnsanda ACE2 reseptörleri başta akciğerler olmak üzere kalp kası, böbrekler, bağırsak ve kemik iliği dahil pek çok dokuda bulunuyor. Bu durum da COVID-19’un çoklu organ hasarıyla seyrini kabaca açıklıyor. COVID-19, doğrudan ve dolaylı olarak kalbe hasar veriyor. Kanda bulunan yardımcı T hücrelerinde dengesiz bir yanıt oluşması ve buna bağlı gelişen sitokin fırtınası ile kalpte dolaylı yoldan hasar oluşturabildiği gibi, virüs ACE2 reseptörleri üzerinden direkt olarak kalbi de tutabiliyor. COVID-19’a bağlı olarak hastanede yatan hastaların yüzde 25’inden fazlasında virüsün kalbe hasar verdiği görülüyor.

Ülkemizde ilk tespit edilen COVID-19 vakası, Sağlık Bakanlığı tarafından 10 Mart 2020’de açıklandı. Biz de bu tarihten itibaren gerek Sağlık Bakanlığı, gerekse hastanemizin etik kurul onaylarını aldıktan sonra COVID-19’un kalbe verdiği hasarı incelemeye başladık. Buna göre; COVID-19 tanısı konan ve hastanede yatırılarak tedavi edilen 607 hastada kalp kasında hasarı gösteren “troponin” düzeyleri ölçüldü. Koronavirüs nedeniyle hastanede yatırılan hastaların yüzde 24’ünde kalp tutulumu saptandı. Tüm hasta grubu değerlendirildiğinde ise kalpte meydana gelen bu hasarın ölüm riskini 10,5 kat arttırdığı görüldü. Daha önce bilinen bir kalp hastalığı olmayan kişilerde ise ölüm riskinin kalp tutulumuna bağlı olarak 2,5 kat arttığını saptandı. Özetle; bilinen kalp hastalığı olanlarda COVID-19 daha ağır seyrederken, kalp hastalığı olmayan kişilerde de kalbi tutarak hasara yol açabiliyor. Bu durum COVID-19 hastalarında hastalığın ağır seyretmesine yol açtığından, yüksek riskli hastaların erken dönemde saptanarak tedavilerine başlamak ve yakın takip hayat kurtarıcı olabiliyor.

COVİD-19 KALPTE HANGİ SORUNLARI ORTAYA ÇIKARIYOR? *

Özellikle; stent, by-pass veya kalp yetersizliği gibi bilinen kalp hastalığı olanlarda COVID-19 daha ağır seyredebiliyor. Altta yatan hastalıklardan bağımsız halde, virüsün doğrudan veya dolaylı olarak kalp yetersizliği, kalp kası iltihabı, kalp zarı iltihabı, kalp krizi, kanda pıhtılaşma ve ritim bozukluklarına yol açtığı da görülüyor.

KALP KRİZİ VAKALARININ ARTMASINDAKİ ROLÜ NEDİR? *

Kalp krizine neden olan yüksek tansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği ve tütün kullanımı gibi geleneksel risk faktörlerinin yanı sıra viral solunum yolu enfeksiyonları geçiren kişilerde de kalp krizi riskinin arttığı biliniyor. İnfluenza virüsü sonrası yedi gün süreyle kalp krizi riski altı kat artıyor. Koronavirüs enfeksiyonu damarlarda var olan plak oluşumunu daha hızlı hale getirebileceği gibi, damarlarda plak parçalanması ve pıhtı gibi komplikasyonlara da yol açabiliyor. Bu noktada, kalp krizi için risk faktörü olan kişilerde enfeksiyon kontrolünün önemi bir kat daha artıyor. Dolayısıyla, COVID-19 olan ve şiddetli göğüs ağrısı yaşayan kişilerin hiç vakit kaybetmeden 112 Acil Sağlık Hizmetleri’ne başvurması önem taşıyor.

Bu süreçte hekimler, özellikle kalp hastalığı olan kişilerin rutin kontrollerini aksatmaması gerektiğini belirtiyor. Bu konudaki gözleminiz nedir?

Koronavirüs, yüksek bulaşıcılık özelliği gösteren bir virüs. Hastalar hiçbir semptom göstermese bile üst solunum yollarında yüksek viral yük taşıyabiliyor ve bunu başkalarına bulaştırma potansiyeline sahip olabiliyor. Dolayısıyla hastane içinde dolaşan kişi sayısını azaltmak ve sosyal mesafe kurallarına uymak büyük önem taşıyor. Ancak bu durumun, acil ve hayati risk taşıyan hastaların hastaneye başvurmasının önüne geçmemesi gerekiyor. Koronavirüse bağlı ölüm oranı yüzde 4-5’lerde iken kalp krizine bağlı ölüm riski yüzde 30’lara ulaşıyor. Gerek ülkemizde, gerekse yurt dışında yapılan birçok çalışmada; pandemi süresince kalp krizi geçiren hastaların önemli bir kısmının hastaneye gitmediği, gidenlerin ise geç kaldığı için hastaların kalbinde krize bağlı kalıcı hasar olduğu görülüyor. Erken dönemde yapılmazsa hastanın hayatını tehlikeye sokacak kalp krizi, ciddi ritim bozuklukları gibi durumlarda kalp ile ilgili ciddi semptomları olan hastaların mutlaka hastaneye başvurması gerekiyor.

KORONAVİRÜS TEDAVİSİNDE KULLANILAN İLAÇLAR KALBİ YORUYOR MU? *

Kamuoyundaki baskın düşünce, koronavirüs tedavisinde kullanılan bazı ilaçların kalbi yorduğu, soruna yol açtığı yönünde. Bu konuya açıklık getirir misiniz?

Koronavirüs tedavisinde kullanılan ilaçlar, kalp üzerinde nadiren olumsuz etki yapabiliyor. COVID-19’un hayatımıza girdiği ilk günlerde sıklıkla kullanılan hidrosiklorokin, azitromisin ile beraber alındığında ritim bozukluğuna neden olabileceğinden dikkatli kullanılması öneriliyordu. Ancak hidroksiklorokin artık neredeyse hiç kullanılmıyor. Yine tedavide sık kullanılan favipravir etken maddeli ilaç ise nabız düşürücü ilaçların etkisini arttırarak bazı hastalarda nabzın istenilenden fazla düşmesine yol açabiliyor. Ancak tedavi döneminde hastaların aldığı nabız düşürücü ilaçların dozunun azaltılması ile bu yan etkiler engellenebiliyor.

Koronavirüs geçiren kişilerin kalplerinde kalıcı hasar oluşma ihtimali var mı?

Bu durum, COVID-19’un şiddetine bağlı olarak değişiyor. Enfeksiyonu ağır geçiren kişilerde eşlik eden kalp tutulumu neticesinde kalp yetersizliği ve ritim bozuklukları kalıcı olabiliyor. Öte yandan koronavirüs henüz 1,5 yıldır tanınan bir virüs olduğundan, uzun süreli etkileri ve kalıcı hasarın boyutuyla ilgili yeterli veriye sahip değiliz.

“Bilinen kalp hastalığı olanlarda covid-19 daha ağır seyrederken, kalp hastalığı olmayan kişilerde ise kal bi tutarak hasara yol açabiliyor.”

NEDEN KAN SULANDIRICI İLAÇ KULLANILIYOR? *

Son dönemde koronavirüsle enfekte olan hastaların tedavisinde kan sulandırıcı ilaç kullanılıyor. Bunun nedenini sorduğumuz Uzm. Dr. Hasan Ali Barman, COVID-19 enfeksiyonuna yakalanmış hastalarda toplardamarlarda ve atardamarlarda pıhtılaşma riskinin yüksek olduğuna dikkat çekerek, “Toplardamarlarda oluşan pıhtılar bacak damarlarını tıkayabiliyor, bacakta oluşan pıhtının toplardamar yoluyla akciğere iletilmesi ise ölüm riski yüksek olan akciğer embolisine neden olabiliyor. Benzer şekilde atardamarlarda oluşan pıhtılar; başta beyin olmak üzere kol, karaciğer, böbrek, bağırsak ve bacak damarlarında tıkanıklığa yol açabiliyor. Bu yüzden COVID-19 geçiren hastalara kanlarındaki pıhtılaşma düzeyine göre farklı kan sulandırıcı ilaçlar verilebiliyor. Bununla birlikte; hastaların kan sulandırıcı ilaçları hekim önerisine göre kullanması, gereksiz veya yüksek dozda alınan kan sulandırıcı ilaçların kanama yapıcı etkilerini göz önünde bulundurması büyük önem taşıyor” diyor.

İLGİLİ İÇERİKLER

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here