Koşuda takım ruhu!

Koşu yarışlarında kendinizi tekrarlamaktan, aynı parkurları koşmaktan sıkıldıysanız, sınırları aşmanın vakti geldi demektir!

Yazı: Elif Gürsoy

Bir koşu yarışı düşünün, anahtar kelimesi “takım” olsun… Milli atlet, koşu koçu ve spor eğitmeni Mehmet Çetin, Türkiye’de bugüne kadar katıldığınız ya da duyduğunuz yarışlardan fazlasını vadediyor. Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen takım-bayrak yarışı konseptiyle ekip ruhunu ve koşu kültürünü farklı yorumlamalarla yaymak için çabalıyor. “Run of Legends”la başlayan hikaye “Senin Efsanen” ile devam etti ve sıra Mart 2019’da gerçekleşecek yeni yarışa geldi! Detayları, etkinliğin kurucusu Mehmet Çetin’den aldık…

Nasıl bir koşu yarışı bu?
Aslında Senin Efsanen’den önce, Run of Legends Koşu Festivali adı altında başladık. Run of Legends dört ayaklı ve 230 km hedefli bir etkinlikti. O dönemde bu 230 km’ye de Extreme Run adını verdik. Etkinlik kapsamında 7 km’lik Cumhuriyet ve çocuklar için de Future Runners koşusu düzenledik. Farklı alanlar yaratabilmek adına Wellness Day içinde pilates, yoga ve nefes egzersizlerine de yer verdik. Geçtiğimiz Eylül ayında ise Alaçatı’da Senin Efsanen’i gerçekleştirdik. Bir takım-bayrak yarışı olması nedeniyle Türkiye’nin ilk team relay organizasyonu oldu.

Bu noktada diğer koşu etkinliklerinden ayrılıyor diyebilir miyiz?
Evet, aynen öyle. Hangi koşu türü olursa olsun, bu konseptte başka bir yarış daha yok. Kimisi İstanbul Maratonu’nda da bayrak yarışı olduğunu söylüyor ama 21 km’lik parkurda dört kişi birer kez koşabiliyor. Halbuki Senin Efsanen ve öncesinde yaptığımız yarışın konsepti tek başına bu! Bireysel bir yarış değil. Her şey takım halinde ilerliyor.

Bu etkinliklerle neleri amaçladınız?
Amaç Team Relay yani takım-bayrak koşu mantığını Türkiye’de oluşturabilmek, yaymak ve güzel bir yere koyabilmek… Türkiye’de çoğu kişi bir koşu yarışına gittiği zaman, yarışın başlamadan önceki atmosferini pek yaşayamıyorlar. Hızlıca başlıyor ve kimse bir şey anlamadan bitmiş oluyor. Benim en çok istediğim şey, gelen koşucuların yarış ortamını görmesi ve yaşaması…

Yarış düdüğünden itibaren neler oluyor?
Run of Legends döneminde format biraz farklıydı. 230 km’lik bir daire düşünün ve her takıma ait bir servis aracı var. Altı kişiden oluşan takımlar bu servis araçlarının içinde yaşıyor ve kişiler her 10 km’lik parkuru sırayla koşuyordu. İkinci yılda yani Senin Efsanen’de işler biraz değişti. Alaçatı’da sabit bir merkez noktamız oldu. Bu noktadan, eğimleri birbirinden farklı 11, 12, 6,5 ve 10 km olmak üzere dört farklı parkur çıkardık. Bu dört parkur içinde, altı kişiden oluşan takımlar birinci parkura geliyor ve bunu bitirdikleri noktada birinci takım arkadaşıyla beraber ikinci parkura geçiş yapıyor. Tüm yarış bu döngüde devam ediyor.

Organizasyon süreci nasıl ilerledi?
Run of Legends ve Senin Efsanen’de koşu koçu Beste Önal ile çalıştık. Bir hayalimiz vardı ve Beste’yle birlikte gerçekleştirmek istedik. “Türkiye’de böyle bir yarış yok, neden olmasın?” diyerek başladık. Beşinci senesinde olan ve Amerika’da gerçekleşen Speed Project’ten ilham alarak çıktık yola. Onları izlerken her seferinde Amerika’ya gidip koşmak istiyorduk ama gidip gelmek, takım kurmak gibi konular yüzünden zor olacağını biliyorduk. Madem gidemiyoruz, biz kendi yarışımızı yapalım dedik ve başladık. Bu süreç içinde aslında hiçbir şey kolay olmadı. Zaten yarışın mantığını anlatmak çok zor. Ama en büyük avantajımız koşu grupları oldu. Bu gruplarla olan yakın iletişimimiz işimizi rahatlattı çünkü bu tarz yarışlarda yarışacak birilerini bulmak gerçekten çok zor. Katılanları tatmin ve memnun edebilmek de gerekiyor. Örneğin; Run of Legends’tan Senin Efsanen ismine geçerken, isimler ve sistem neden değişiyor gibi önyargılarla karşılaştık. Yaptığımız takım-bayrak yarışlarında önceliğimiz, katılımcının konforunu sağlamak. Özellikle beslenme ve dinlenme konusunda ihtiyaçlarını kolayca giderebilmeleri gerekiyor.

Gece etaplarında güvenliği nasıl sağlıyorsunuz?
Güvenlik konusu kendi aramızda zaman zaman tartışma konusu oldu. “Ee, gece çıkıp koşmuyor muyuz, onlar da koşsun…” dediğimiz de… Ama en nihayetinde bir şekilde katılımcıların güvenliğini sağlayabildik. Çünkü bu yarışta trafiği kapatmıyor, engellemiyoruz. Bu yüzden güvenlik bizim için çok önemli. Biz de her koşucunun arkasına bir araç koyup, yarış boyunca sürekli takip ettirdik.

Katılımcıları bu yarışta ne tür yenilikler bekliyor?
Team Relay konseptini bırakmadan, farklı yorumlamalarla yarışın işleyişini değiştirmeyi seviyoruz. Her seferinde aynı yarışı yapmak, yerimizde saymak istemiyoruz. Bu yüzden her seferinde konsepte sadık kalıp, başka şeyler yapmayı amaçlıyoruz. Yeni yapacağımız yarış ise tek günlük olacak ve İstanbul’da gerçekleşecek. Sabah 09.00’da start alacak, 17.00’da tamamlanacak. Takım başı yaklaşık 60 km’nin koşulacağı bir yarış olacak. Kişi başı ise 20-22 km olacak gibi duruyor. Duruyor diyorum çünkü kesin bir mesafe belirlemedik henüz. Arazi şartlarına göre belli olacak diye düşünüyoruz. Kayıtlar 1 Ocak’ta açılacak. Kayıtlar açıldığında koşulacak mesafe de kesinleşmiş olacak. Bu yarışın farklılığı, kategoriler konusunda ortaya çıkacak. Kadınlar, erkekler ve kadınlar-erkekler olarak ayrılacak. Bu kez takımlar üçer kişi olacak. Sayıyı altıdan üçe düşürdük çünkü Türkiye’de koşu grupları dışında bu kadar zorlu bir yarışa katılabilecek kişi sayısı gerçekten az. Düşürdüğümüz takım kişi sayısıyla birlikte, takımlar daha hızlı kurulabilir ve biz de daha çok kişiye ulaşmış oluruz.

Mart 2019’da İstanbul’da gerçekleşecek organizasyona katılmayı düşünenlere neler önerirsiniz?
Gün içinde üç farklı etapta, kişi başı 20 km ve üzeri koşabilecek bir motivasyona sahip olmak gerekiyor. Takım içinde koşusunu tamamlayan, bir sonraki koşusu için sadece 1,5 saat dinlenebilecek ve sonraki koşu için tekrar çıkacak. Bu süre içinde yemek yiyebilir, dinlenebilir, uzanabilir ya da ne istiyorsa yapabilir. Fiziksel ve zihinsel olarak bu duruma hazır olması gerekiyor. Biz koşuculara her türlü fiziksel rahatlığı sağlayacak imkanı sağlıyoruz ancak onlara da günlük hayatlarında olmazsa olmaz olarak nitelendirdikleri bir şeyler olduğunda yanlarında getirmelerini rica ediyoruz. Çünkü biz organizasyonda genel topluluğa göre hareket ettiğimizden, bir yere kadar destek ve rahatlık sağlayabiliriz.

Çocuklar için de bir koşu olacak mı?
Tabii ki, ağaç yaşken eğilir! Çocuklarımıza spor kültürünü küçük yaşlardan itibaren aşılamak istiyoruz. Bunun için de organizasyonumuzun en önemli parçalarından biri olan “Future Runners”ı gerçekleştireceğiz. Amacımız yarıştırmak değil koşturmak. Bu yüzden yarışın birincisi ya da ikincisi olmayacak. Çünkü hepsi birinci… Onlara yarışmaktan önce, bu işin zevkini ve altyapısını gösterelim istiyoruz. 7-8, 9-10 ve 11-12 yaş kategorileri olacak. Çocukların spor, koşu kültürünü en iyi öğrenebilecekleri yaş grupları bu dönemler. 700 m, 1,5 km ve 2 km olmak üzere üç farklı parkur olacak. 7-8 yaş 700 m, 9-10 yaş 1,5 km, 11-12 yaş da 2 km’lik parkuru koşacak.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here