Meme kanserinden korkmayın, korunun!

Meme kanserinin tanı ve tedavisindeki gecikme, kamuoyundaki bilgi yetersizliğinden kaynaklanıyor. Bunu aşmanın en önemli yolu da farkındalığın artmasından geçiyor.

Hazırlayan: Ayşegül Uyanık Örnekal

Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşuyor. Süt yapan meme dokusu ve daha sık olarak süt taşıyan kanallardan kaynaklanan meme kanseri ise kadınlarda en sık görülen kanser türü oluyor. Dünya Sağlık Örgütü, 2018’de tüm dünyada 2.088.000 yeni teşhis konulan meme kanserli kadın olduğunu, meme kanserinin kadınlarda görülen kanserlerin dörtte birini oluşturduğunu belirtiyor. Gelişmiş ülkelerde her sekiz kadından birinde meme kanseri görüldüğü biliniyor. Bununla birlikte gelişmiş ülkelerde azalmakta olan bu hastalık, gelişmekte olan ülkelerde artıyor. Yapılan çalışmalara göre, 2030’da tüm meme kanserlerinin yüzde 75’i gelişmekte olan ülkelerde görülecek. Hal böyle olunca da gerek ülkemizde gerekse dünyada meme kanserine ilişkin farkındalık yaratmak ve kamuoyunu bilinçlendirmek için birçok çalışma gerçekleştiriliyor. Her yıl ekim ayı, meme kanseri farkındalık ayı olarak birtakım etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Birçok dernek, vakıf, sivil toplum kuruluşu bu önemli sağlık sorunuyla ilgili çalışmalar düzenliyor; bunlardan biri de Memeder. Memeder Kurucusu ve Onursal Başkanı, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Vahit Özmen, Memeder’in bilim adamları, hastalar ile yakınlarının oluşturduğu, bilimsel, kamuya yararlı, hiçbir kar amacı gütmeyen ve yaptığı hayati projelerle Türkiye’de meme sağlığına yön veren ve vermeye çalışan bir dernek olduğunu belirterek, Türkiye’de meme kanserine dair yaptıkları çalışmalar hakkında şu bilgileri veriyor:

• Meme kanseri, tüm dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kanser. 2018 yılında tüm dünyada 2 milyon kadına meme kanseri teşhisi konuldu, Türkiye’de ise bu sayı 25 bin civarında.

• Derneğin 20 bin meme kanserli kadınla yaparak, yayınladığı bir çalışmada; ülkemizde meme kanserinin erken tanısının henüz mümkün olmadığı, ileri evrelerde tanı konulduğunu ve hastaların üçte ikisinde memenin alındığı saptandı.

• Meme kanserinden korunmak için her gün bir saat yürümek, kilo kontrolü sağlamak, dengeli beslenmek, bir yıldan daha uzun süre emzirmek, alkol kullanmamak, birtakım hobilerle stresle baş etmek büyük önem taşıyor.

• Erken tanı, yüzde 100 yaşamı ve memeyi koruma şansı tanıyor. 20 yaşından sonra ayda bir meme muayenesi yapmak, kadın doğum uzmanına ya da aile hekimine yılda bir meme muayenesi olmak ve 40 yaşından sonra mamografi çektirmek gerekiyor.

• Memeder’in yaptığı çalışma sonuçlarına göre, kadınlar Türkiye’de meme kanseri ile daha genç yaşta karşılaşıyor. Bu nedenle dernek ülkemizde mamografiye başlama yaşını 50’den 40’a düşürdü.

• Derneğin 2008-2018 yılları arasında gerçekleştirdiği Mamografik Tarama Programı; Türkiye’de evden kadınları davet ederek mamografik taramanın yapılabileceğini, mamografi ile taramanın 40 yaşında başlayabileceğini, taramanın yaşam süresini uzattığını, mamografik taramanın ülke ekonomisi açısından yedi kat daha ucuz olduğunu gösterdi.

• Derneğin yaptığı çalışmalar, meme kanserinin tanı ve tedavisindeki gecikmenin en önemli nedenlerinin kadınların hastalık hakkında doğru bilgilere sahibi olmaması, eğitim düzeylerinin düşük olması ve kanserden korkması olduğunu gösterdi. Bunu aşmanın en önemli yolu ise okumak, bilgi ve görgü düzeyini arttırmaktan geçiyor.

• Meme kanserinden korunmak, erken tanı ve tedavi için aile hekimleri, hastaneler, doktorlar, akademisyenler, hemşireler ve sağlık sistemi yöneticilerinin hasta ve ailesiyle ortak bir paydada buluşması gerekiyor.

20 yılda 2 katından fazla arttı!
Evet, yapılan araştırmalara göre Türkiye’de meme kanseri sıklığı son 20 yılda iki katından fazla arttı. Bu oranın giderek daha da artacağı ve yılda yaklaşık 25 bin kadına meme kanseri teşhisi koyulacağını belirten Prof. Dr. Vahit Özmen, bu tabloya göre her sekiz kadından birinin meme kanserine yakalanacağının hesaplandığını söylüyor. Prof. Dr. Özmen, ülkemizde meme kanseri sıklığının artmasına neden olan faktörleri ise şöyle sıralıyor:

• Yaşam tarzının ve üreme fonksiyonlarının gelişmiş ülkelerdekine benzemesi: Kadınlar geç evlenip, geç doğum yapıyor. Bununla birlikte daha az emziriyor, erken adet görüyor ve menopoz yaşı ilerliyor. Sağlıksız beslenme, egzersiz alışkanlığının olmaması, aşırı kilolu kadın sayısının artması da diğer etkenler arasında yer alıyor. Özellikle menopoz döneminde şişmanlama, meme kanseri riskini ciddi olarak arttırıyor.

• Meme kanseri farkındalığının artması, daha fazla mamografi çekilmesi: Meme hastalıkları konusunda çalışan sivil toplum kuruluşları ve bilimsel derneklerin artması, bu konuda görsel ve yazılı basında yapılan programlar, sağlık görevlilerinin uyarıları, meme kanseri ile ilgili sağlık kuruluşlarının artması, mamografinin ücretsiz olarak yapılması meme kanserinin erken dönemde ve belirti vermeden yakalanma şansını arttırmaya yardımcı oluyor.

• Nüfusun artması ve yaşlanması: Kadın nüfusunun artması ve yaşam süresinin uzaması da meme kanserinin daha sık görülmesine yol açıyor.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here