• ✓ Doğruluğu kontrol edilmiş makale
Diyetisyen Selen Demir

Vitaminlerin parlayan yıldızı: D

Son 20 yıldır D vitamininin sağlığımız üzerindeki etkileri araştırılıyor ve yeni sonuçlara ulaşılıyor. Sinir sisteminden kemik gelişimine pek çok etkisi olan D vitamini, pandemi sürecinde de öne çıkan bir numaralı vitamin oldu. Peki, D vitamini nedir? D vitamini değeri kaç olmalı? D vitaminine Formsante arşivinden yakından bakalım;

Yazı: Deran Çetinsaraç

Dyt. Selen Demir

COVID-19 pandemisinin dünya üzerindeki etkisinin azaltılması amacıyla yapılan bir araştırmada, D vitamininin salgınla ilişkisi incelendi. Diyetisyen Selen Demir, bu araştırma kapsamında gerçekleştirilen birçok gözlemsel ve klinik çalışmada D vitamini takviyesinin influenza riskini azalttığının gözlendiğini belirtiyor: “COVID-19 riskini azaltmada D vitamininin rolünü destekleyen başka kanıtlar arasında, salgının kışın meydana geldiği, 25-hidroksivitaminD yani 25 (OH) D seviyelerinin en düşük olduğu zamanda olmasıyla ilişkilendirildi.”

D VİTAMİNİ NEDİR?

Uzun yıllardan beri güneş ışığı vitamini olarak kabul edilen D vitamini, kemik sağlığının korunmasında ve pek çok kronik hastalığın önlenmesinde önemli role sahip. Dyt. Demir, “D vitamini yağda eriyen vitaminlerden biri olup, karaciğerde ve yağ dokuda depolanan, tıp dilinde kalsiferol denilen D2 ve D3 olarak da alınabilecek iki tipe ayrılıyor. Ancak besinlerle vücut ihtiyacının sadece yüzde 10 kadarı temin edilebiliyor” diye belirtiyor. D vitamininin metabolizmadaki başlıca görevi, organizmanın kalsiyum ve fosfor dengesini düzenlemek. D vitamini yokluğunda kalsiyum emilimi yüzde 10-15 düzeyinde iken D vitaminin varlığında bu oran yüzde 30-80 değerlerine kadar çıkıyor. Vitamin D3 aynı zamanda parathormon sentezini azaltıyor ve insülin yapımını arttırıyor.

D VİTAMİNİ SENTEZİ

Normal koşullar altında insan vücudunda bulunan D vitamininin yüzde 90-95’i güneş ışınlarının etkisi ile deride sentez ediliyor. Özellikle içine katılmadıkça besinlerle alınan D vitamininin büyük bir önemi bulunmuyor. Güneş ışığı temel kaynak olarak kabul ediliyor ve yeterince faydalanılırsa ilave D vitamini almaya gerek olmuyor.

Ciltte vitamin üretimi; cilt rengi, güneş koruyucusu kullanımı, güneşe maruz kalınan saatler, mevsim, enlem, boylam, rakım, ozon yoğunluğu ve hava kirliliğine bağlı olarak değişiyor. Aynı zamanda D vitamininden yararlanabilmek için güneş ışığına direkt maruziyet gerekiyor. Ülkemizde, mayıs-kasım ayları arasındaki dönem D vitamini sentezi için uygun zaman oluyor. Bu aylarda 10.00-15.00 saatleri arasında tüm vücudun ciltte hafif pembelik oluşturacak kadar güneşe maruz kalması; sadece el, kol ve bacakların güneşe maruz kalmasından yaklaşık yedi kat daha fazla etkili. Kol ve bacakların haftada iki-üç kez güneşe maruz kalması ciltte yeterli D vitamini sentezini sağlıyor. Yüz bölgesi ise tüm vücutta en sık güneşe maruz kalan kısım olmasına rağmen, vitamin D3 sentezi çok az oluyor. 30 GKF’li kremlerin ciltte D vitamini üretimini yüzde 95-98 oranında azalttığı biliniyor. 8 GKF güneş kremlerinin bile kandaki D vitamini düzeyini dramatik olarak azalttığı da belirtiliyor.

D VİTAMİNİ KAYNAKLARI NELERDİR?

Peki, D vitamini kaynakları nelerdir?

  • Normal koşullarda D vitamininin yüzde 90-95 kadarı güneş ışınlarıyla sentez ediliyor. D vitamininin en güçlü kaynağı ultraviyole B (UVB) ışınları.
  • Morina balığının karaciğer yağının bu vitamin bakımından oldukça zengin olduğunu söyleyen Dyt. Demir, diğer kaynakları ise şu şekilde sıralıyor:
  • Somon, uskumru, sardalya gibi yağlı balık türleri, süt, yumurta sarısı, tereyağı, tatlı patates, yulaf, brokoli, maydanoz, yosun ve mantar gibi besinler yüksek miktarda D vitamini içeriyor.
  • Ancak hiçbir gıda maddesi, günlük D vitamini ihtiyacını karşılayacak oranda vitamin barındırmıyor.
  • En önemli kaynak, güneş ışınlarının etkisiyle sentezlenen D vitamini olarak kabul ediliyor.
  • Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da süt, bazı ekmek ürünleri, portakal suları, tahıllar, yoğurtlar ve peynirler D vitamini ile destekleniyor.
  • Birçok Avrupa ülkesi de tahıllara, ekmeklere ve margarine D vitamini ekliyor.

D VİTAMİNİ DEĞERİ KAÇ OLMALI?

D vitamini gereksinimi yaşam boyu değişiyor ve sağlıklı D vitamini seviyeleri için yaş ile cinsiyet önem taşıyor. D vitamini düzeyini en iyi gösteren parametre, iki-üç haftalık yarı ömrü nedeniyle serum-25 HidroksivitaminD düzeyidir. Optimal düzeyi ile ilgili tam bir görüş birliği olmamakla beraber, genellikle 25(OH)D’nin;

• 30 ng/ml’nin (75 nmol/L) üzerindeki düzeyi yeterli,
• 20-30 ng/ml (50-75 nmol/L) arası yetersizlik,
• 20 ng/ml’nin (50 nmol/L) altındaki düzeyi eksiklik olarak tanımlanıyor.

Ayrıca 25(OH)D düzeyinin <10 ng/ml olması ciddi eksiklik olarak kabul edilmekte olup, 150 ng/ml’nin üzerinde olduğu durumlarda ise D vitamini toksik miktar olarak belirtililiyor.

D VİTAMİNİNİN FAZLASI ZARARLI MI?

Peki, D vitaminin fazlası zararlı mı? D vitamininin günlük gereksinimin çok altında ya da üzerinde alınması, bazı bozukluklara yol açabiliyor. Vitamin düzeyinin düşük olmasında iskelet sisteminde anormallikler görülürken, vitamin düzeyinin yüksek olması durumunda ise özellikle kalpte ve böbreklerde arzu edilmeyen kireçlenmelerle, iştahsızlık, kilo kaybı, sindirim bozuklukları, kaslarda güçsüzlük ve sertlik, kardiyovasküler semptomlar gibi klinik pek çok belirti gözlemlenebiliyor.

Yüksek miktarlarda D vitamini alınması toksik etki de gösterebiliyor. Özellikle serumda kalsiyum ve fosfat düzeyi yükseliyor. Bu durum kalsiyumun böbreklerde ve kan damarlarında birikmesine sebebiyet veriyor. Kaslarda zayıflık, gastrointestinal bozukluklar, böbreğin görevini tam olarak yerine getirememesi gibi problemler gözlemleniyor. Fazlalık durumu ise eklemlerde ve yumuşak dokularda kireçlenmeye neden olabiliyor.

 

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here