Ana Sayfa Yaşam Ultra yüzme şampiyonu Carina Bruwer: “Okyanus evim gibi”

Ultra yüzme şampiyonu Carina Bruwer: “Okyanus evim gibi”

“Dalgalarla yalnız başına olmayı seviyorum. Okyanus benim evim gibi, nefes aldığım yer orası” diyen Güney Afrikalı ünlü yan flütçü ve ultra yüzücü Carina Bruwer ile yüzme tutkusu üzerine konuştuk.

Yazı: Aytaç Özkardi Gozzi

Çeşitli rekorlara imza atmış şampiyon bir uzun mesafe açık deniz yüzücücüsü, müzisyen ve üç çocuk sahibi bir anne… Güney Afrikalı Carina Bruwer, Profilo’nun onur konuğu olarak 9. Uluslararası Arena Aquamasters Yüzme Şampiyonası’na katılmak için eylül ayında Türkiye’deydi. Yüzme kariyeri boyunca 10-14 derecelik soğuk sularda, dev dalgalara, köpek balıklarına meydan okuyarak 36 km’lik uzun mesafeleri yüzerek rekorlar kıran, 12 saat gibi uzun süre suda kalan 38 yaşındaki Bruwer adeta dayanıklılığın simgesi. Bunlarla birlikte Sterling EQ adlı pop rock enstrümantal müzik yapan bir grubun da kurucusu. Stellenbosch Ünivesitesi Solo Flüt Bölümü mezunu olan sporcu, üç kadından oluşan grupta yan flüt çalıyor. 28-30 Eylül tarihlerinde Bodrum’da gerçekleştirilen şampiyonada 10K ve 5K’da kadınlar kategorisinde birinciliği alan, Türkiye’nin tek dolunayda yüzme yarışı olan Profilo Full Moon Meet’te yüzen Bruwer, yarışlar sonrasında ise grubu Sterling EQ ile sahne alarak davetlilere müzik dolu anlar yaşattı. Bruwer, şampiyona öncesi sorularımızı yanıtladı.

Yüzmeye duyduğunuz bu tutku nasıl başladı?
Çocukken suyu, yüzmeyi severdim ama bu konuda tembeldim, daha çok müziğe yetenekliydim. Sonuçta müziği seçtim ve üniversite eğitimimi de bu alanda yapmaya karar verdim. Ancak bütün gün süren uzun çalışmaları ve diğer öğrencilerin ciddiyetini görünce biraz korktum, böyle bir şey istemedim. Biraz spor yapayım dedim ve havuzda yüzmeye başladım, ilk denememde kulvarın sonuna geldiğimde nefes nefeseydim. Her gün biraz daha arttırarak yüzmeye devam ettim. Bir ayın sonunda çevremdekiler ne kadar iyi bir yüzücü olduğumu söylüyordu ama ben onlara “Yok yok, ben sadece müzisyenim” diyordum.

Açık deniz uzun mesafe yüzme ile nasıl tanıştınız?
Bir arkadaşım Cape Town civarında bir koyda yapılacak 12 km’lik açık deniz yüzme şampiyonasından bahsetti. 3-4 km yüzüyordum ama 12 km? 1,2 km demek istiyor diye düşündüm. Okyanusta köpek balıkları da vardı üstelik. 22 yaşındaydım, o mesafede hiç yüzmemiştim ve çok gergindim. Suya girdikten 10 dakika sonra ritmi yakaladım ve çok sevdim, yüzdüm yüzdüm. Farkına varmadan bittiğinde daha da yüzmek istedim. Kadınlarda birinci oldum, genelde de üçüncü. Herkes şaşırmıştı, kimsin sen diyordu.

Köpek balıkları ile yüzme fikri gerçekten korkutucu. Bunu nasıl aştınız, paniğe kapılmamayı nasıl beceriyorsunuz?
Eğer okyanusta yüzmek istiyorsan köpek balıklarını düşünmemen, suyun tadını çıkarman lazım. Ben de köpek balıklarına takılmamaya karar verdim, zaten durup dururken insana saldırmazlar. Risk hayatta her zaman var; burada da bir araba çarpıp sizi öldürebilir.

Sizi en çok zorlayan, yüzme kariyerinizdeki en önemli yarışlar hangileriydi?
Cape Town’da yapılan 12 km’lik o yarıştan sonra gerçekten bu sporu sevmeye başladım. Hem bir kadın olarak bu başarıyı elde etmem hem de müzisyen olmam dolayısı ile medyanın ilgisi büyüktü. Açık deniz yüzücülüğünün Everest’i kabul edilen Manş Denizi’ni geçmeye karar verdim. Ama bundan önce oraya hazırlanmak için Ümit Burnu etrafında çeşitli denemeler yaptım, içlerinde bayağı tehlikeli olanlar da vardı. 5 m’lik dalgalarla başa çıkmanız gerekiyordu, su 9-10 dereceydi… 8 km mesafede hem kadın hem erkek rekorunu kırdım. Artık Manş için hazırdım. Ama önce kilo almam gerekiyordu, su 14 dereceydi ve 12 saatlik bir yüzme beni bekliyordu. Kanalı yüzdüm ama çok zorlayıcı bir yerdi, benim için bir eğlencesi yoktu. 36 km’lik mesafe, akıntıyla birlikte 40-45 km’yi buluyordu. Zaten ondan sonra bir daha soğuk sularda yüzmek istemedim. Bir başka zorlayıcı yarış da Cape Town’daki False Bay’di. 36 km ve beyaz köpek balığının başkenti sayılan bir bölge. Hep yapmak istemiştim, çocukken kıyıda oturur ufukta görünen kara parçası için “Anne, burası hangi ülke?” diye sorardım. O da “Orası da bizim ülke, sadece biraz uzak” derdi. “Peki, oraya yüzebilir miyiz?” diye sorardım. Yani bu benim için bir rüyaydı, takıntı haline gelmişti. Yüzmeyi kararlaştırdığımız gün sıcaklık 14 dereceydi, güneş yoktu ama herkes ordaydı, ben de denemeliyim diye düşündüm. Çok çok soğuktu. Beş saat sonra kendimi kaybettim. Çok üşüyordum ama birdenbire sıcak hissetmeye başlamıştım, daireler çizmeye başlamıştım, küçük köpek balıklarının hayalini görüyordum, daha sonra teknede uyandım. Bayılmışım! Sadece yarı yola kadar gelebilmiştim, ilk defa başarısız oldum. Bir yıl sonra havanın daha iyi olduğu zaman tekrar denemeye karar verdim. 11 saatte bitirdim. Hayatımın en başarılı yüzmesiydi bu.

Çocuklarınız da sizin gibi yüzmeyi seviyor mu?
10 ve 7 yaşındaki iki kızımın yüzmeyle arası iyi ama onları bu konuda zorlamıyorum. Bir de 2 yaşında, yüzdüğünü sanan bir oğlum var. Çocuklarım olduktan sonra uzun mesafe yüzücülüğünü sadece kendim için yapmak biraz bencilce gelmeye başladı. Riskli denemelerden uzak duruyorum. Sıcak sularda ve hayır işleri için yüzüyorum. Akdeniz’in ılık sularında yüzmeyi seviyorum.

Bu sosyal projelerden biraz bahsedebilir misiniz?
Eğer ultra yüzeceksem bunun bir anlamı olmalıydı. Sadece kendim için değil, yüzerek bir farklılık yaratmalıydım. Swim for Hope (Ümit İçin Yüz) inisiyatifini kurarak, dezavantajlı çocuklara yardım toplama fikri böyle ortaya çıktı. Kanserli çocuklar için bağış topladık. Ayrıca Güney Afrika’da yoksul çocuklara keman çalmayı öğreten Muzukidz isimli vakfın yararına yüzüyorum.

Müzik, spor, sosyal projeler, çocuklar… Tüm bunlara nasıl zaman yaratıyorsunuz?
Başka hiçbir şey yapmıyorum. Örneğin; yemeğe çok önem vermem, bir şeyler yiyip güne devam ederim. Çocuklar benim için her şeyden önce geliyor. Öte yandan iyi bir anne olmak için mutlu olmam gerekiyor. Yüzmek benim için bir bağımlılık. İki gün yüzmediğimde kendimi kötü hissediyorum. Haftada altı gün, günde 4-5 km yüzüyorum.

Açık denizde yüzmekle havuzda yüzmeyi kıyaslayın desek…
Okyanus benim evim gibi, orası nefes aldığım yer. Dalgalarla yalnız başına olmayı seviyorum. Havuz ise sıkı antrenmanlar anlamına geliyor ve zihnim durmuyor, yapılacak işler, hayat ve çocuklar üzerine düşünüyorum. Ama denizde zihnim özgür, meditasyon etkisi yapıyor. Yüzerken bir düşünceye odaklanamıyorsunuz. Bir şeyler gelip gidiyor. Keşke beyni nasıl etkilediğini bilebilseydim ama güzel bir durum.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here